قَالَ اللهُ تَعَالَى: وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَا أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا غَيْرَ الَّذِي كُنَّا نَعْمَلُ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُمْ مَا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَنْ تَذَكَّرَ وَجَاءَكُمُ النَّذِيرُ فَذُوقُوا فَمَا لِلظَّالِمِينَ مِنْ نَصِيرٍ. (سورة فاطر, 37 Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Onlar (kafirler) orada şöyle feryad ederler: Ey Rabbimiz, bizi (cehennemden) çıkar, (tekrar dünyaya gönder ki) yaptığımız amellerden başka sâlih […]
Archive for Şubat 16th, 2017
Günün Ayeti Kerimesi
“Şüphesiz ki hayır ehli; iyiler nimetler içindedir. Ve şüphesiz ki fâcir(aşırı isyan eden)ler şiddetli cehennem ateşi içindedirler.”(înfitâr sûresi, âyet 13-14)
Günün Hadisi Şerifi
قَالَ ابْنُ مَسْعُودٍ: مَازِلْنَا أَعِزَّةً مُنْذُ أَسْلَمَ عُمَرُ. (خ İbn-i Mesud (r.a.) buyurdular: “Ömer Müslüman olduğundan beri hep başımız dik olduk.” (Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Buhârî)
Günün Sözü
Hayal kurmaktan korktuğum günler gördüm, hayallerimi aşan günler bazen. Geçmişi unutmayı öğrendim, geleceği merak etmemeyi. Tolstoy
ABDULLAH BİN SÜHEYL ( radıyallahü anh )
İlk müslüman olanlardan. Künyesi Ebû Süheyl’dir, m. 594 veya 596 senesinde Mekke’de doğdu. 12 (m. 633) senesinde Yemâme’de şehîd oldu. Annesi, Fahite binti Âmir, babası, Süheyl bin Amr’dır. Abdullah bin Süheyl ( radıyallahü anh ) ikinci Habeşistan hicretine kadar müslümanlığını gizledi. Sonra Habeşistan’a hicret eden kâfileye o da iştirâk etti. Habeşistan’dan dönüşünde, babası tarafından, hapsedilip, […]
SELEME BİN DÎNAR’IN (r.a.) HALİFEYE NASİHATİ
Emevi Halifesi Süleyman bin Abdülmelik Medine-i Münevvere’ye gelince: “Burada Ashâb-ı Kirâm’ın devrine erişmiş bir kimse var mıdır ki görüşüp bir miktar sohbet edeyim?” diye sordu. Medineliler: “Medine’nin âlimi ve kâdısı Seleme bin Dînar (r.a.) takva sahibi bir zattır. Ashâb-ı Kirâm’dan bir kısmına erişmiştir ve onlardan hadîs-i şerîşer rivayet eder.” dediler. Halife, adam gönderip davet etti. […]
ÖMERÜ’L-FÂRÛK HAZRETLERİ’NİN MAAŞI
Hazret-i Ömer (r.a.), ileri gelen sahabeye hitâben: “Ben, tüccardım. Ticaretle ailemi geçindirirdim. Siz, halifelik vazîfesi ile beni meşgul ettiniz. Ne diyorsunuz? İhtiyacımı hazineden almak bana helâl olur mu?” dediğinde her biri birer söz söylediler. Hazret-i Ali (r.a.) sükût ediyordu. Hazret-i Ömer: “Sen ne dersin, yâ Ali?” dedi. Hazret-i Ali (k.v.): “Sana ve âilene yetecek miktardan […]
FIRSAT GEÇMEDEN SÂLİH AMELLER İŞLE
Tâbiînden fakîh İbrahim et-Teymî (r.a.) şöyle dedi: Kendimi cennette düşündüm. Cennet meyvelerinden yiyorum, nehirlerinden içiyorum. Hûrilerle beraberim, cennetin bütün nimetlerinden istifade ediyorum. Sonra kendimi cehennemde düşündüm. Zincir ve halkalara vurulmuşum, zakkum ağacından yiyorum, irinli sudan içiyorum. Nefsime: “Ey nefsim, şu halde sen ne istersin?” diye sordum. Nefsim, “Tekrar dünyaya dönüp sâlih ameller işlemeyi isterim” deyince […]
SILA-İ RAHİM RAHMETE VE CENNETE YAKLAŞTIRIR
Bir adam, Resûlullâh’ın (s.a.v) devesinin yularından tuttu ve: ‘Yâ Resûlallâh! Bana cennete yaklaştırıp cehennemden uzaklaştıracak bir amel söyleyiniz.’ dedi. Resûlullâh (s.a.v), “Allâh’a ortak koşmadan ona ibâdet et, namazı kıl, zekâtı ver ve akrabâlarını ziyâret et.” buyurdu. Abdullah bin Ebû Evfâ (r.a) anlattı: Bir arefe akşamı Resûlullâh’ın (s.a.v) huzûrunda oturuyorduk. O sırada Resûlullâh (s.a.v): “Akrabalarıyla alâkasını […]
MÂNEVÎ TEMİZLİK: TEVBE / ABDEST VE GUSÜL (BOY ABDESTİ)
MÂNEVÎ TEMİZLİK: TEVBE Mânevî temizlik, kalbleri güzel ahlâk, güzel amel ile temizlemeye, süsleyip nurlandırmaya çalışmaktır. Günahlar ile kirlenen ruhları, kalbleri tevbe ve istiğfâr ile temizlemeğe çalışmalıdır. Günahlar; kebîre ve sağîre yâni büyük ve küçük diye iki kısımdır. Kebîre, yâni, büyük günahların başlıcaları şunlardır: Allâhü Teâlâ’yı inkâr etmek, Allâhü Teâlâ’ya ortak koşmak. Kat’î olan bir dinî […]
Felsefenin sonu
Kadızade Hızır Bey’in oğlu olan ve sonradan üstün zekâsı ve son derece kaabiliyeti sayesinde büyük ilim adamlarından olan Sinan Paşa, gençlik çağlarında felsefeye çok önem verirmiş. Babası Hızır Bey her ne kadar oğlunu bu yoldan çevirmeye çalışmışsa da bir türlü başaramazmış. Hatta öyle olmuş ki, bir gün baba-oğul beraber yemek yerlerken yine münakaşaya başlamışlar. Baba […]
SÖZ
Bir müslüman. Bir ateşperest. Birlikte çalışıyorlar. Namaz vakti. Müslüman: -Namaz kılacağım. Namaz kılarken, bana ilişmiyeceğine dair söz verir misin? -Veririm. Namaz…. Bir müddet sonra… Ateşperest. İbadet zamanı… -Şimdi sıra ben de, ben ibâdet ederken, bana ilişmiyeceğine söz verirmisin. -Olur sana ilişmem… Rahatça ibâdetini yapabilirsin. Fakat ateşperest ateşe tapmak üzere secdeye varınca, Müslüman hemen üzerine atılır. […]
BİLDİĞİ İLE AMEL ETMEK
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “Öyle bir zamanda bulunuyorsunuz ki, sizden biriniz bildiğinin onda dokuzu ile amel edip birini terk ederse helâk olur. Öyle bir zaman gelecek ki, o zaman bildiğinin yalnız onda biriyle amel eden kurtulacaktır. Çünkü o zaman, amel edenler çok azalacaktır.”
MÜHÜR
Mühür farsçadır, Türkçesi “damga”, Arapçası “hâtemdir.” Çok eski tarihlerden itibaren kullanılan mühür, bir madenden veya taştan yapılır ve imzâ yerine kullanılırdı. Mührün en mühim faydası emniyettir. Mühür kazıyan “hakkâk” en iyi hattâtlardan ders alır ve usta bir hakkâk yanında en az yedi sene çıraklık eder, birkaç sene kalfalıktan sonra “peştamal kuşanarak” usta olurdu. Mühür üzerinde […]
