Eshâb-ı kiramın meşhûrlarından. İslama gelenlerin altıncısıdır. Genç iken îmân etti. Kur’ân-ı kerîmi ve çok hadîs-i şerîf ezberledi. İki kerre Habeşistan’a ve Medine’ye hicret etti. Bütün gazâlarda ve Yermük muharebesinde bulundu. Cennetle müjdelendi. Babası Mes’ûd, annesi Ümmü Abdullah olup, sahâbiyyedir. “İbni Mes’ûd ve İbni Ümmî Abd” isimleriyle meşhûrdur. Künyesi Ebû Abdurrahmân veya (Ebû Abdillah)’dır. Kısa boylu, […]
Archive for Şubat 28th, 2017
Günün Ayeti Kerimesi
“…Her kim de gönlünden koparak bir hayır işlerse şüphesiz, Allah onu bilir, karşılığını verir.” (Bakara, 2/158)
Günün Hadisi Serifi
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِذَا أَخَذَ أَحَدُكُمْ فَلْيَأْخُذْ بِيَمِينِهِ وَإِذَا أَعْطَى فَلْيُعْطِ بِيَمِينِهِ Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Sizden biriniz bir şey alacağı zaman sağ eliyle alsın, bir şey vereceğinde de sağ eliyle versin.” (Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr)
Günün Hadisi Şerifi
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: وَمَنْ قَالَ اَلْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ مِنْ قِبَلِ نَفْسِهِ كُتِبَ لَهُ بِهَا ثَلَاثُونَ حَسَنَةً وَحُطَّ عَنْهُ بِهَا ثَلَاثُونَ سَيِّئَةً. (حم Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “İsteyerek, içinden gelerek ‘Elhamdülillâhi Rabbi’l-âlemîn’ diyen kimseye, bundan dolayı otuz sevap yazılır ve onun otuz günahı silinir. (Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ahmed)
Günün Sözü
Çalışanlar kötülük düşünmeye vakit bulamazlar; tenbeller ise kendilerini kötülükten kurtaramazlar. (Hz. Ali)
GELENBEVÎ İSMÂİL EFENDİ (1730-1791)
Bir Fransız mühendis, Birinci Abdülhamîd Han devrinde, İstanbul’a gelmişti. Reîsü’l-küttâb (devrin hâriciye nâzırı) ile görüşürken: “Hazırladığım şu logaritma cedvelini Osmanlı Devleti’nin pâyitahtında anlayacak bir âliminiz var mıdır?” diye sorar. Hâriciye veziri, Fransız mühendisi Gelenbevî İsmâil Efendi’nin evine gönderir. Mühendis, Gelenbevî’nin fakirliğini görerek: “Bu zât mı böyle ilmi bilecek!” der. Bununla birlikte cedveli üstâdın yanında bırakır ve […]
ALLÂHÜ TEÂLÂ’YA HAMDİN YÜKSEK KIYMETİ
Hamd, samîmî olarak ta’zîm ve senâ (yüceltme ve medih) için söylenen sözdür. Elhamdülillâh, “Ta’zim ve senâya dâir her türlü güzel söz, ezelden ebede Allâhü Teâlâ’ya mahsûstur, ona lâyıktır.” demektir. Ezelden ebede bütün hamdlere: Arş-ı A‘lâ meleklerinin, Kürsî’nin, göklerin, yerin tabakalarının ve sâkinlerinin hamdleri dâhildir. Yine Âdem aleyhisselamdan Peygamberimiz (s.a.v.)’e kadar geçen peygamberlerin, evliyânın ve bütün […]
ALLAH KATINDA FAZİLETLİ OLMANIN YOLU
ALLAH KATINDA FAZİLETLİ OLMANIN YOLU “Bişr-i Hâfî (k.s.) anlatıyor: “Bir gece rüyamda Rasûlüllah Efendimiz’i (s.a.v.) gördüm. Bana: ‘Ey Bişr! Allahü Teâlâ’nın seni hangi sebeple akrânından üstün kıldığını biliyor musun?’ dedi. ‘Bilmiyorum, yâ Rasûlallah.’ dedim. ‘Sünnetime tâbî olman, sâlihlere hizmet etmen, din kardeşlerine nasihat etmen, Ashabıma ve ehl-i beytime mahabbetinin fazla olması sebebiyle.’ buyurdu.” HENDEK MUHAREBESİ […]
MÜKELLEFLERİN FİİLLERİ
MÜKELLEFLERİN FİİLLERİ Farz ve vâcib ikisi de Cenâb-ı Hak tarafından işlenmesi emrolunan ameldir. Kat’iyyen, yani şüphe götürmez ve te’vîl kabul etmez şekilde emrolunmuş ise farz denir. Eğer öyle kat’î olmayıp da başka mânâya hamlolunabilecek (gelecek) şekilde emrolunmuş ise vâcib denir. Meselâ beş vakit namaz kılmak farzdır. Kur’ân-ı Kerîm’de beş vakit namazı kılınız diye açıkça emrolunmuştur. […]
ALLÂH’I BİLMEYE YÜZ DELİL…
Fahreddîn-i Râzî Herat ve civarında bozuk inançları yaymakla meşgul olanlarla mücâdele ediyor, Müslümanlar’ı bunların tehlikelerine karşı korumaya çalışıyordu. Üç yüz kadar atlı talebe ve âlim ile Herat’a geldiğinde; hem devlet, hem din büyükleri akın akın ziyaretine gelmiş, alâka göstermişlerdi. Ama birileri vardı ki; ne geliyor, ne de gelme arzusu ızhâr ediyordu. Acaba Fahreddîn-i Râzî hazretlerinin […]
LATİFE: OKU BİR KAÇ!
Şeyhülislam Seyyid Feyzullah Efendi, Letâifnâmesi’nde diyor ki: 1672 târihinde, Sultan Dördüncü Mehmed Han Hazretlerinin oğlu Şehzâde Sultan Mustafa Hazretlerinin tâlim hizmetlerinde bulunuyordum. Yaşı küçük olduğundan dersten sonra biraz tekrar ettirdikten sonra izin verilirdi. Bir gün, yine ders tekrarı esnâsında, bu fakîre, – Kaç kere okuyalım? diye sordu. – Oku bir kaç! diye kısa bir cevap […]
YATSI NAMAZINI GECİKTİRMEK
İmâm-ı Rabbânî Hazretleri buyurdular: Yatsı namazını, gecenin yarısından sonraya bırakmak ve bunu yaparken de teheccüd namazına vesile kılmak gerçekten çok büyük yanlıştır. Zira yatsı namazını bu vakitte kılmak, Hanefî âlimlerine göre (Allah onlardan razı olsun) mekruhtur. Mekruh ile harama yakın olanı, tahrîmen mekruhu kast ettikleri açıktır. Zira Hanefî âlimleri yatsı namazını gece yarısına kadar kılmayı […]
ARŞIN GÖLGESİNE İLK GİRENLER
Resûlullâh sallallâhü aleyhi vesellem Efendimiz buyurdular: “Ey Ashâbım! Kıyâmet günü Allâhü Teâlâ’nın Arş-ı A’zam’ının gölgesi altında ilk alınacak olanlar kimlerdir, biliyor musunuz?” Ashâb-ı Kirâm aleyhimü’r-rıdvân Hazretleri: “Allâh ve Resûlü en iyi bilir” dediler. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) şöyle beyân buyurdular: “Onlar kendilerine hak geldiği zaman kabûl ederler, Kendilerinden hak sual olunduğu zaman hakikati cömertçe söylerler ve; […]
