Hazret-i Ebû Bekr önceleri tüccâr idi. Sefer ve ticâret yapardı. Ekserî Şâma giderdi. Seferde iken, bir gece rü’yâ gördü ki, gökden ay inip, kucağına girdi. Ebû Bekr, iki eliyle onu kucakladı ve sînesine basdı. Uyandı. Yemlîhâ adında meşhûr bir râhib var idi. Ona varıp, rü’yâsını ta’bîr etdirdi. Râhib dedi ki, – Sen nerelisin? Ebû Bekr […]
Dini Hikayeler
KUR’ÂN-I KERÎM’DE TÂLÛT VE CÂLÛT’UN KISSASI
Bakara Sûresi’nin 251. âyet-i celîlesinde buyurulmuştur ki -meâlen-: “Eğer Allâh’ın, insanların bazısını bazısı ile defetmesi olmasaydı, yeryüzü mutlaka fesâda uğrardı. Lâkin Allah, bu âlemler üzerine ihsân sahibidir.” Allâhü Teâlâ, insanların bazısının şerrini ve zulmünü, diğer bazısının hayrı ve adâleti ile, kötü kimselerin fesâdını da diğer sâlih zâtlar ile defeder. Nitekim bu âyet-i celîlenin öncesinde bildirildiği […]
EVLİYÂNIN HİMMETİ
Bir gün Gazneli Devleti’nin hükümdarı Sultan Mahmûd, Harkân’a uğrayıp Ebu’l-Hasan Harkânî (k.s.) Hazretlerini ziyarete gitmişti. Uzun bir sohbetten sonra Sultan Mahmûd “Bana nasihat ediniz.” dedi. Ebu’l-Hasan-ı Harkânî (k.s.) Hazretleri: “Şu dört şeye dikkat et: Takvâ sahibi olmaya, namazını cemâatle kılmaya, cömert olmaya ve Allâhü Teâlâ’nın yarattıklarına şefkat göstermeye.” buyurdu. Sultan Mahmûd ‘Bana dua ediniz’ deyince: […]
YEMEKTEN SONRA TABAĞI SÜNNETLEMEK
YEMEKTEN SONRA TABAĞI SÜNNETLEMEK Yemek yenilen tabağı tamamen bitirip sünnetlemelidir. Sofrada düşen lokmayı alıp yemek sünnettir. Nitekim Câbir radıyallâhü anh, “Resûlullah sallallâhü aleyhi ve sellem, bize, yemek kabını tamamen silip yemek bırakmamaya dikkat etmemizi emir buyurdu.” demiştir. Bu âdetleri, yemeği israf etmemek ve yemeğin bereketini tamamen elde etmek içindir, denilmiştir. İmâm Nesâî (rah.), “Tabakta kalan […]
BESMELE
Bişr-i Hafi. Evliyânın büyüklerinden. Genç. Günah çukuruna düşmüş yuvarlanıyor yuvarlandıkça batıyor… Bir gün Gecesini içki masalarında sabahladığı bir gecenin günü. Sarrhoş. Evinin yolunu tutturmuş, gidiyor, gitmeye çalışıyor. Yürüyor. O da ne? Bir kağıt, üstünde Besmele yazılı bir kağıt. İçi cız ediyor. Eğiliyor. Çamurların içinden Besmele yazılı kağıdı alıyor. Hiç Allah’ın ismi yerde olur mu, çamurlar […]
BÂYEZÎD-İ BESTÂMÎ HAZRETLERİ VE VALİDESİNE HİZMETİ
Silsile-i Sâdât’ın beşinci halkası olan Ebû Yezîd Tayfûr el-Bestâmî (k.s.) Hazretlerinin ismi, Tayfûr; künyesi, Ebû Yezîd; lakabı, Sultânü’l-Ârifîn; babasının ismi, İsa’dır. 188 (M. 803) senesinde -İran’ın kuzeyinde, Hazar Denizi yakınında- Bistâm şehrinde dünyaya geldi. Âdem ve Ali isminde iki kardeşi olup üçü de âbid ve zâhid idiler. Şakîk-i Belhî Hazretleri, hacca giderken Bistâm’a uğramıştı. Bir […]
Şu an daha mutlu değil misin?
Alimlerden biri, talebesi ile gezerken, bir tarlanın yanındaki ağaçlardan birinin altında eski bir çift ayakkabı gördüler. Belli ki civarda çalışan birisinin ayakkabısıydı. Talebe : “Hocam bu ayakkabıyı saklasak da, sahibi geldiğinde ayakkabısını bulamayınca, o anki halini seyretsek, ne dersin ? ” dedi. Hocas: “Sevincimizi başkalarının üzüntüsü üzerine kurmak doğru değildir. Gel şöyle yapalım; sen zengin […]
KUR’ÂN-I KERÎM’İ OKUMANIN FAZİLETİ
Mübarek üç aylarda, husûsiyle Ramazân-ı şerîf ayında ibadete, zikre ve Kur’ân-ı Kerîm okumaya devam etmelidir. Çünkü kişi, nasıl yaşarsa o hâl üzere ölür. Fâtır Sûresi’nin 29. âyet-i celîlesinde şöyle buyurulmuştur -meâlen-: “Muhakkak o kimseler ki Allâh’ın kitabını dâimâ okurlar ve namazı dosdoğru kılarlar ve bizim, kendilerini rızıklandırdığımız şeylerden, gizli ve açık infâkta (harcamada) bulunurlar. İşte […]
VAZİFE BAŞINDA ÖLMEK
Hz. Osman b. Affan r.a. Hazretleri, Kur’an-ı Kerim’in bugünkü tertibe göre derlenip çoğaltılmasını sağlamıştır. Halifeliğinin son yıllarında, yahudi asıllı İbn-i Sebe’nin başını çektiği entrikalar ve halifenin kâtibi Mervan b. Hakem’in halkı soğutan kaba tavırları, bazı bölgelerde hoşnutsuzluğa yol açmıştı. Sonunda Mısır, Kûfe ve Basra’dan çıkıp Medine’ye gelen silahlı gruplar, bir ay kadar süreyle halifenin evini […]
YAĞMUR VE GÖZYAŞI
Hicretin 18. yılı başında, Hicaz’da büyük bir kıtlık musibeti yaşanmıştı. Bu yıla ‘kül yılı’ denilmiştir. Çünkü yağmur yokluğundan çorak topraklar kül şeklini almış, rüzgar önünde toprak kül gibi savrulur olmuştu. Çevre halkı azık için Medine’ye akın ediyor, vahşi hayvanlar da açlıktan insanlara yaklaşmaya çalışıyordu. Halife Hz. Ömer r.a. beytülmalda (hazinede) bulunan bütün gıda maddelerini halka […]
İftira
Hz. Aişe (r.a.) buyurmuştur ki: “Resûlullah (s.a.s.) bir sefere çıkacağı zaman kadınları arasında kur’a çeker, kur’a kime çıkarsa onu beraberinde sefere götürürdü. Bir sefer sırasında da benim okum çıktı ve yolculuğuna ben refakat ettim. Bu sefer, örtünme emri geldikten sonra idi. Ben yol sırasında deve sırtında giden bir mahmil içinde taşınıyordum. Konak yerlerinde de onun […]
HAYA ÖRNEĞİ HAZRETİ OSMAN
Hazreti Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: Allah’ın Resulü bacakları açık bir vaziyette benim odamda oturmakta iken, Hazreti Ebû Bekir içeriye girmek için izin istedi. Peygamber aleyhisselâm halini değiştirmeden girmesine izin verdi. Kendisi ile konuştu. Sonra Hazreti Ömer izin istedi. Ona da, aynı hal üzerine, girmesi için izin verdi ve konuştu. Sonra Hazreti Osman girmek için izin […]
Yirmibin Altın
Hazret-i Ebû Bekr ‘r.a.’ bütün mal ve mülkünü fîsebilillah sadaka verip, bir hırka ile evinde otururken, bir kimse gelip, kapıyı çaldı. Hazret-i Ebû Bekr dışarı çıkıp, kapıda duran kimdir diye bakdı. – Ne istersin – Yâ Ebâ Bekr! Onikibin akça borcum var. Bugün vermemin son günü. Muhakkak vermem lâzım. Şimdi, lutf ve kerem edip, benim […]
SODOM ve GOMERE’NİN SON GÜNÜ
Hz Lût (a.s), Arap yarımadasını puta tapıcılıktan alıkoymak, ortaksız ve tek bir Allah’ı tanıtmaya çağıran ve bu mukaddes yolda büyük başarılar kazanan Hz. İbrahim’in amcasının oğludur. Ömrü ve peygamberliği bugün Ürdün devletinin sınırları içinde bulunan Lût gölü çevresinde geçmiştir. Günümüzde tuzlu suların doldurduğu orta büyüklükte olan su saha, eskiden toprakları oldukça verimli bir vadi idi […]
NAFAKASI BİTİNCE ÖMRÜ DE BİTTİ
Zamanın halifesi Harun Reşit, baş kadı Imam-ı Ebû Yusuf’la büyük velî Davud-u Taî Hazretlerini ziyarete gitmişti. Davud-u Taî Hazretlerinin evine varıp kapısını çaldılar. Kapıyı büyük velînin yaşlı annesi açtı. Harun Reşit ve Ebû Yusuf yaşlı kadına Davud’la görüşmek istediklerini söylediler. Kadın içeri girip görüşmek istediklerini söyleyince, Davud-u Taî Hazretleri: – Benim dünya ehli kimselerle işim […]
Fakir ve Kör
Kibirli ve zengin birisi kapısına gelen bir fakire bir şey vermediği gibi, onu hem paylar hem de kapıyı yüzüne kapatır.. Zavallı fakir içlenir; bir tarafa çekilir ve oturur, ağlamaya başlar.. Bir kör, onun ağlamalarını duyar. Kalkar yanına gelir, niçin böyle üzgün olduğunu, ağladığını sorar. Fakir olanı biteni anlatır. Kör, teselli vererek, üzülmemesini, kendi evine gelmesini, […]
ENDÜLÜS’TE GARİP ŞEYLER
Endülüs fatihi Tarık bin Ziyad, İspanya’ya çıkışında onikibin kişilik ordusuyla Kral Rodrik’in doksanbin kişilik ordusunu yenmişti (92/711 Mayıs). Daha sonra da Endülüs’te fetih hareketlerini sürdürmüştü. Tarık ve ordusu ülkenin başşehri olan Tuleytula üzerine yürüyünce, ahali korkudan kaçıp şehri boşaltmış, böylece orası hıristiyanlardan kolayca alınmıştı. Bu fetihten sonra Tarık, dağın arkasında ‘Medinetü’l-Mâide’ (Sofra Şehri) denilen yere […]
Böceğin Rızkı
Hazret-i Süleymân (a.s.) bir gün, deniz kenârında oturmuşlar idi. Bir karıncanın geldiğini gördü. Ağzında bir yeşil yaprak tutardı. Deniz kenârına ulaşdı. Sudan bir kurbağa çıkdı. O yaprağı karıncadan alıp, denize döndü. Karınca geri döndü. Karıncadan sordular ki, – Bunun hikmeti nedir. Karınca cevâb verdi ki, -Bu deryânın ortasında, Allahü Sübhânehü ve teâlâ hazretleri bir taş […]
ALLÂH’I BİLMEYE YÜZ DELİL…
Fahreddîn-i Râzî Herat ve civarında bozuk inançları yaymakla meşgul olanlarla mücâdele ediyor, Müslümanlar’ı bunların tehlikelerine karşı korumaya çalışıyordu. Üç yüz kadar atlı talebe ve âlim ile Herat’a geldiğinde; hem devlet, hem din büyükleri akın akın ziyaretine gelmiş, alâka göstermişlerdi. Ama birileri vardı ki; ne geliyor, ne de gelme arzusu ızhâr ediyordu. Acaba Fahreddîn-i Râzî hazretlerinin […]
YOLDAN GÜZEL GEÇMEK
Bir kral halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verdi. Yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce, bir yarışma düzenlemeye karar verdi. İsteyenin bu yarışmaya katılabileceğini ilan ettiren kral, yoldan en güzel geçecek kişiyi belirleyeceğini söyledi. Yarışma günü, insanlar akın ettiler. Bazıları en güzel arabalarını, bazıları en güzel elbiselerini getirmişti: Kadınlardan kimileri saçlarını en güzel biçimde […]
Hızıra Söyle
Bediüzzaman Saidi Nursi Emirdağ veya Afyon hapishanesi’nde yatarken, bir gece Konya’nın Ladik kasabasına Ahmed Ağa’nın yanına geldi. ahmed Ağa’nın yanında o anda sadece oğlu Zekeriya vardı. Bediüzzaman tayy-i mekan ederek gelmişti. Ahmed Ağa’nın odasının eşiğinde, ellerindeki kelepçeyi ve ayaklarındaki zincirleri çözdü, içeri girdi: “- Bu çıksın, dedi, Zekeriya’dan ötürü, konuşacaklarım var…” Ahmed Ağa: “-Mahzuru yok […]
HERŞEYİ BİLMEK İYİ Mİ?
Adamın biri Musa Aleyhisselâm’a: — Ya Musa, ben bütün hayvanların dilinden anlamak istiyorum. Tur’u Sina’ya gittiğin zaman Allah’tan iste de benim duamı kabul etsin, diyordu. Musa Peygamber: — Her şeyi bilmek iyi olmaz. Senin hayvanların dilinden anlamaman daha iyidir. Bu sevdadan vazgeç, dediyse de, adam illâ öğrenmek istiyordu. Bir gün Musa Aleyhisselâm Tur’a çıktığı zaman […]
Yeterki kalbi kırılmasın
Bir hükümdarın pek çok cariyeleri vardı. İçlerinde pek güzel dilberler bulunmasına rağmen, siyah bir cariyeye daha fazla alaka ve sevgi gösterirdi. Diğerlerinin bunu çekemediğini fark eden padişah, bir gün kendilerine üzeri mücevheratla süsülü birer kristal bardak vermişti. Manevi değeri yanında maddi kıymeti de pek yüksek olan bu bardakları ellerinde tutan cariyeler, hayranlıkla bakarlarken padişah: – […]
Yaşlı Kadınlar Cennete Giremez
Ensardan yaşlı bir kadın Resulullah’a (s.a.) gelerek. – Ya Resulullah! Bağışlanmam için bana dua et. Resulullah (s.a.) : – Bilmiyor musun ki cennete yaşlı kadınlar giremez, buyurdu. Bunun üzerine kadının ağlamaya başlaması üzerine Resulullah (s.a.) gülümseyerek: – Sen o gün ihtiyar bir kadın olmayacaksın. Allah’ın “Gerçekten biz hûrileri apayrı biçimde yeni yarattık. Onları, bâkireler kıldık. […]
MUKABELE EDİLMEZSE, ZÂLİMİN HASMI BİZZAT HZ. ALLAH’TIR!
Erzurum’un büyük velîsi İbrahim Hakkı (k.s.) hazretlerini çocukken İsmâil Fakîrullah (k.s.) hazretlerine teslim ederler. İyi bir terbiye alması için çocukluğunun mühim bir devresini Fakîrullah hazretlerinin yanında geçiren İbrahim Hakkı hazretleri, bir gün eline aldığı bir testiyle çeşmeye gider, doldururken oraya gelen bir atlı: -Çekil bakayım önümden be çocuk! diye İbrahim Hakkı hazretlerini azarlayarak atını çeşmeye […]
ADALET VE TEVAZU
Emevi halifelerinin büyüğü Ömer b. Abdülaziz Hazretleri, devlet başkanlığı sırasında kul hakkı ve sosyal adalet hususunda çok titiz davranırdı. Gece çalışmalarında ayrı işlere tahsis ettiği iki kandili vardı. Bunlardan birini kendi özel işleriyle ilgili notları yazarken kullanır, öbürünü ise devlet ve millet işleriyle ilgili yazışmalarda kullanırdı. Halife, birden fazla gömleği olmayan, varlıksız biriydi. Yakınlarından birisi […]
BELÂLARDAN KURTULMANIN YOLU: DUÂ
Peygamber Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Dikkat edin! Sizden birinize bir keder veya dünya belâlarından bir musîbet indiğinde ondan kurtulmak için edeceği duâyı haber vereyim mi? “Evet, haber verin” denilince “Yûnus Aleyhisselâm’ın duâsı: ‘Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn’dir’ buyurdular.” (Hakîm, el-Müstedrek) Sicilya pâdişahını bir gece uyku tutmaz. Kaptân-ı Deryâ’sına mektup gönderir […]
Şeytan yolunu değiştirir
Hazret-i Resûl-i ekremin ‘s.a.v.’ huzûr-ı şerîflerinde oturan, Kureyş hâtunlarından birisi, yüksek ses ile konuşurken, hazret-i Ömer ‘r.a.’ gelip, içeri girmeğe izin taleb etdi. Hâtunlar kalkıp, sür’atle perde arkasına çekildiler. Hazret-i Ömere ‘r.a.’ izin verilip, içeri girdi. Bakdı ki, hazret-i Resûl-i ekrem ‘s.a.v.’ gülüyordu. Ömer ‘r.a.’ dedi ki, – Allahü teâlâ hazretleri mubârek dişlerini güldürsün, yâ […]
Devlet Hazinesi
Hazreti Ömer (r.a.). Halife. Bir gece. Makamında. Ashabtan biri ziyaretine gelir. Selam verir. Selamı alınmamıştır. Oturur. Ömer işiyle meşgul. Sahabe bekler. Ömer çalışır. Selam alınmamış, yüzüne bile bakılmamıştır. İş biter. Ömer mumu söndürür. Bir başka mumu yakar. O anda selamını alır. Konuşmaya başlar. Sahabe sorar: – Ya Ömer, niçin hemen selamımı almadın ve niçin bir […]
ZİNAKÂR KADININ TEVBESİ
Imran bin Huseyn radıyallahu anh anlatıyor: Cüheyne kabilesine mensup bir kadın Allah’ın Resulünün yanına geldi. Kendisi zina etmiş ve bundan da hamile kalmıştı. Kadın dedi ki: — Ey Allah’ın Resulü! Cezayı gerektiren bir suç işledim. Bana had cezasını tatbik et. Bu ifade üzerine Peygamber aleyhisselâm kadının velisi bulunan kişiyi çağırtıp: — Kadına iyi muamele yap, […]
TEYEMMÜMÜN MEŞRUYETİ
Hazreti Aişe radıyallahü anhâ anlatıyor: Resûlüllah aleyhisselâmın seferlerinin birinde kendisi ile beraber yola çıktık. Mekke’ye yakın bir yer olan Beydâ, yahut Mekke ile Medine arasında bir yer olan Zât ile Ceyş’de bulunduğumuz sırada gerdanlığım kaybolmuştu. Gerdanlığımı arayıp bulmak için Allah’ın Resulü ile beraber diğer insanlar da burada durdular. Bu mahalde su olmadığı gibi, halkın da […]
KOCA HAKKININ ÜSTÜNLÜĞÜ
Kays bin Saad radıyallahu anh anlatıyor: Hîre’ye geldim, oradaki halkı, başkalarına üstün tutulan bir Iran’lıya secde eder halde gördüm ve «Allah’ın Resulü bu secde edilmeye herkesten daha lâyıktır» dedim. Sonra gelip bunu Peygamber aleyhisselâmın kendisine anlatınca, Allah’ın Resulü şöyle buyurdular: — Ne dersin? Bir kabire uğrarsan ona secde eder misin? Dedim ki: — Hayır, etmem. […]
ZİNANIN TEVRAT’TA HÜKMÜ
Ibni Ömer radıyallahu anh anlatıyor: Resulüllah aleyhisselâmın huzuruna birbiri ile zina yapmış olan bir yahudî erkeği ile kadını getirdiler. Allah’ın Resulü yahudî erkeğine dönüp şöyle sordu: — Zina eden kimse hakkında Tevrat’ta ne hüküm görüyorsunuz? Onlar dediler ki: — Ceza olarak zina eden kadın ile erkeğin yüzlerini karalayıp, her ikisini birer hayvana ters bir vaziyette […]
FAKİRİN KEFARETİ
Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: Bir adam Peygamber aleyhisselâmın huzuruna gelerek şöyle dedi — Helak oldum, Ey Allah’ın Resulü! Peygamber aleyhisselâm: — Seni ne helak etti? diye sordular. Adam: — Ramazanda hanımıma yaklaştım, dedi. Peygamber aleyhisselâm: — Azad edilecek kölen var mı? diye sordular. Adam, hayır cevabını verince: — Aralıksız iki ay oruç tutabilir misin? […]
ORUCUN FAZİLETİ
Muaz bin Cebel radıyallahü anh şöyle rivayet ediyor: Peygamber aleyhisselâm ile bir seferde beraber bulunuyordum. Bugün sabahleyin onun yanında idim ve beraber yürüyorduk. Kendisine dedim ki: — Ey Allah’ın Resulü, bana, cehennemden uzaklaştıran ve cennete koyan bir iş haber ver. Allah’ın Peygamberi buyurdular ki: — Bana büyük bir şeyden sordun. Ancak Allah’ın kolaylaştırdığı kimseye o, […]
HİZMETÇİDEN DAHA HAYIRLI
Hazreti Ali radıyallahu anh anlatıyor: Fatıma radıyallahu anhâ’nın el değirmeni ile un öğütmekten elleri acıyordu. Bu acısından dolayı —bir hizmetçi ihtiyacını arzetmek maksadıyla— Peygamber aleyhisselâma şikâyette bulunmaya geldi. Resulüllah aleyhisselâma un geldiğini de haber almış, fakat bu undan kendisine bir hisse düşmemişti. Bu hususu Hazreti Âişe radıyallahu anhü’ya söyledi. Allah’ın Resulü eve gelince Âişe radıyallahu […]
BORÇLUNUN NAMAZI
Câbir radıyallahü anh şöyle anlatır.: Üzerinde borç bulunduğu halde ölen kimsenin, Allah’ın Resulü cenaze namazını kılmazdı da, bir cenaze getirilince, «Ölen kişinin borcu var mı?» diye sordu. — Evet, iki dinar borcu var, dediler de, Peygamber aleyhisselâm: — Arkadaşınızın cenaze namazını kılın! buyurdu ve kendisi kılmak istemedi. Ebû Katâde «o iki dînar borcu ödemeyi ben […]
Delinen Kırbalar
Ebûl Vefa hazretlerinin küçük ama çok sevimli bir oğlu vardır. Çocuk iyidir hoşdur da bir ara sakalara takar. Mahalle sucusunun yolunu bekler, çuvaldız ile kırbaları deler. Kimbilir, belki de fıskiye gibi akan sular hoşuna gider. Aslında saka şaka götüren biri değildir. Bunu yapan bir başka çocuk olsa, çoktan ensesine yemiştir şamarı. Zira delinen kırba dikilemez, […]
DUA İÇİN RİCA
Bir şahıs, heyecan ve ıstırapla, İmam Sadık (a.s)ın huzuruna gelerek: – Ne olursunuz efendim, Allah’a bana daha fazla rızık vermesi için dua da bulunun, çünkü çok yoksulum, dedi. İmam: -Hayır, asla dua edemem buyurdu. -Niçin edemezsiniz efendim? -Zira Allah bu iş için bir yol tayin etmiştir; rızk peşinden koşun ve onu elde edin diye de […]
DUÂ AYNI DUÂ, AMA OKUYAN AĞIZ…
Muhyiddîn-i Arabî (kuddise sırruh) hazretlerinden: ‘Fakirin biri, bir ağaç dibinde gölgelenmekte olan Hz. Ali (r.a.)’ye gelir, ihtiyaçlarını arz eder: ‘ Çoluk-çocuk sıkıntı içindeyim, ne olur bana biraz yardımda bulunun, der. Hz. Ali (r.a.) hemen yerden bir avuç kum alır, üzerine okumaya başlar. Sonra da avucunu açar ki, kum tanecikleri altın külçeleri hâline gelmiş… ‘ Al, […]
GÜZEL NAMAZ KILABİLİYOR MUYUZ?
Hâtem-i Zâhid (k.s.)hazretleri Âsım İbn-i Yûsuf hazretlerinin yanına geldiğinde Âsım (kuddise sırruh) ona sordu: -Ey Hâtem namaz kılmayı güzel becerebiliyor musun? O da ‘Evet’deyince, Âsım (k.s.): -Peki, nasıl kılıyorsun? diye sordu. Hâtem-i Zâhid hazretleri başladı anlatmaya: -Namaz vakti yaklaştığında abdestimi sünnet üzere tazeliyorum ve namaz kılacağım yere dikiliyorum. Tâ ki her uzvum yerleşiyor. Sonra Kâbe’yi […]
Gerçek anlaşılınca…
Zülkarneyn Aleyhisselam ordusuyla gece yolda giderken ordusuna: – Ayağınıza takılan şeyleri toplayın, diye emir verir. Ordu bu emri duyunca; içlerinden bir grup: -Çok yürüdük, çok yorgunuz. Gece vakti bir de ayağımızı takılan şeyleri toplayarak boşuna ağırlık mı yapacağız. Hiçbir şey toplamayalım, diyerek hiçbir şey toplamıyorlar. İkinci grup ise; – Madem Komutanımız emretti, birazcık toplayalım, emre […]
GELİN KULAĞINA KÜPE
İslâm öncesi dönemde yaşayan Ümame isimli akıllı bir kadın, kızı Ünas’ı Kinde krallarından Haris ile evlendirdiğinde, hâlâ değerini koruyan şu unutulmaz nasihatları yapmıştı: ‘Kızım, eğer bir kızın ana-babasının servetinden dolayı kocasına ihtiyacı olmasaydı, senin herkesten ziyade müstağni (ihtiyaçsız) olman lazım gelirdi. Fakat öyle değil; erkekler bizim için yaratıldığı gibi, biz de onlar için yaratılmışızdır. Kızım, […]
Etme Bulma Dünyası
Bir adam, karısı ve yaşlı babası. Kadın kayınpederini istememekte, huysuzluk etmekte, evin huzurunu boznaktadır. Bir gün kocasına: – Bey… bey.. Bezdim bezdim. Bir gün göremedim. Gençliğim gidiyor. Ya ayrılalım, babanla kal., ya da al babanı al da nereye getirirsen getir beraber kalalım. Yoksa ben gidiyorum. Adamcağız şaşkınbiraz da sitemli bir vaziyette: -Ne diyorsun hanım, o […]
Eşkiya Farkı
İrşad faaliyetinden dönen bir Osmanlı alimini dağ başında o günün eşkiyası çevirir. Birinin gözü hocanın köstekli saatine dikilmiştir. Hemen saldırır. Ama eşkiyabaşı’ndan serrt bir ihtarı almaktan da geri kalmaz: – Hocaefendinin saatine dokunma! Namazlarını o saatle kılıyor! Bir başka gün, tarladaki çeşme başında, çocuğuyla yemeğini yemekte olan bir kadını ablukaya alan eşkiya, kadının feryadı üzerine […]
BİR EV TAPUSU
Meşhur velilerden Habib-i Acemî k.s. zamanında, benzeri görülmemiş şöyle bir hadise yaşanmıştır: Horasanlı bir adam, evini onbin dirheme satarak, ailesiyle Basra’ya geldi. Oradan hacca gidecekti. Habib-i Acemî’yi buldu ve ondan şöyle bir istekte bulundu: – Ben eşimle hacca gidiyorum. Şu onbin dirhem parayı al da, Basra’da benim için uygun bir ev alıver. Horasanlı ve eşi […]
Altın Top
Zengin bir ailenin fakir bir komşusu varmış. Evlerindeki saadetin dalgalanmaları, zengin ailenin duvarlarını aşarak kulaklarına kadar ulaşırmış. Akşam olunca , fakir ailenin evindeki gülme ve saadeti duyunca zengin komşu gıpta edermiş. bir gün karısına demiş ki: – Biz bu kadar zengin olduğumuz halde neden neşemiz yok? Sen yarın fakir komşunun hanımından sor bakalım, saadetlerinin sebebi […]
ALIN TERİ
İmam Kazım (a.s) kendi tarlasında çalışmakla meşguldü. Fazla faaliyet İmamdın bütün vücundan terler akıtmıştı bu arada Ali ibni Ebi Hamza-i Bata ini geldi imamın yanına, ve o manzarayı görünce: – Kurban olayım, niçin bu işi başkalarına bırak mıyorsun? diye sordu. – Niçin başkalarına bırakayım? Halbuki benden daha üstün kişiler bile, daima bu gibi işlerle meşgul […]
Harun Reşit ile İhtiyar
Harun Reşit Veziri ile birlikte tedbili kıyafet dolaşırken bahçesinde hurma fidanları diken bir ihtiyar görür. Selam verir ve aralarında şu konuşma geçer: – Kolay gelsin, ne yapıyorsun böyle? – Hurma fidanları dikiyorum. – Peki bu diktiğin hurma fidanları ne zamana kadar büyür ve meyve vermeye başlar? – Kim bilir belki on, belki yirmi sene sonra […]
NİL NEHRİNİN TAŞMASI
Mısır, Hz. Ömer r.a.’ın halifeliği zamanında fethedilmişti. Mısır’ı fetheden komutan ise Hz. Amr b. As r.a. idi. Fetihten sonra Mısırlılar, Amr b. As r.a.’a gelerek bir adetlerini anlattılar: – Ey komutan, adetlerimize göre Haziran ayını oniki gece geçince, bakire bir kızı güzelce süsleyip giyindiririz. Sonra Nil nehrine atarız. Böyle yaptığımız zaman Nil nehri taşıp, çevresini […]
İHLÂSLA SÖYLENEN ‘KELİME-İ ŞEHÂDET’İN AĞIRLIĞI
Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bir gün, ihlâsla söylenmiş bir kelime-i şehâdetin, âhirette mü’minin terâzisinin sağ kefesini nasıl yükselteceğini şöyle anlatmışlardır: ‘Azîz ve Celîl olan Allah Teâlâ kıyâmet günü, ümmetimden bir adamı halkın içerisinden alır ve onun için doksan dokuz adet büyük defter açar. Her defter, gözün alabildiği kadar büyüktür. Allah Teâlâ adama sorar: ‘ Bu defterde […]
Sebe Kraliçesi – Belkis
Hz.Süleymanın haberdarı olan Hüdhüd kuşu ona bir gün şöyle haber getirir: – Ben bugün şu ana kadar hiçbirimizin varlığından haberimiz olmadığı Sebe’yi gördüm onun kraliçesini gördüm. Büyüük mülkleri, geniş topraklar var. Ancak bunlar bu kadar dünyalığa rağmen Allah’ı bırakıp güneşe secde ediyorlar. Ne yaptıklarının farkında değiller. Hz.Süleyman bu durumdan rahatsız olur. Hemen o kraliçeye ve […]
Sen Namaz Kılmış Olmadın
Resulullah (s.a.v.) Efendimiz, bir gün mescitte ashabıyla birlikte otururken, isni Hallad olan, yeni öğrenmiş bir bedevi zat girdi. Rüku ve secdesini tam yapmadığı bir namaz kıldı. Sonra huzura gelerek selam verdi. Resulullah Efendimiz selamını aldı ve. – Dön namazını tekrar kıl, buyurdu. O zat dönerek, önceki kıldığı gibi namazını tekrar kıldı. Resul-i Zişan (s.a.v.), – […]
Selâme – İlk Sözcü Kadın
Selâme, Resûl-ü Ekrem Efendimizin biricik oğlu İbrahim’in dadısı olan hanımın adıdır. Yani sahabe hanımlardan biridir. Hatta hanımların çekinip de soramadıkları bir çok sualleri gelip Selâme’ye söyleyerek sordurdukları da İmam-ı Malik’in naklettiği hadisten anlaşılmaktadır. Bir gün Resûlullah Efendimizin huzuruna gelen Selâme, rahatça sualini sorar: – Ya Resûlallah, sen hep erkeklere müjdeler veriyor, hayırları erkeklerin yaptıklarını beyan […]
UMEYR’İN MACERASI
Bedir gazasından hemen sonraydı. Müşriklerin büyüklerinden Umeyr b. Vehb ile Safvan b. Ümeyye, Mekke’de bir kenara oturmuş, Bedir ölüleri için dertleşiyorlardı. Umeyr’in bir oğlu da Bedir’de esir düşmüştü. Safvan’a diyor ki: – Borçlarım ve çocuklarım olmasaydı, esir oğlumu bahane ederek Medine’ye gider, Muhammed’i öldürürdüm. – Bu işi yaparsan borçlarını ben öderim, çocuklarına da bakarım. – […]
Tevekkülün Böylesi
Dindar ve mütevekkil bir köylü varmış. Bir de inancı kısa bir hanımı varmış. Köylü dayının ne zaman bir şeyi kaybolsa hanımı feryadı basarmış. Adamcağız da hiç üzülmezmiş ve hanımına: – Aman hanım, eğer o bize helâlinden bir şeyse Allah ya onun daha iyisini verir, veya onu buldurur, dermiş. Adamcağız bir gün şehre inip öküzlerini sattıktan […]
TEVAZU
Ahmed Rufai Hazretleri, bir gün talebelerine: – İçinizde kim bende bir ayıp görüyorsa bildirsin, dedi. Müritlerinden biri: – Efendim, sizde büyük bir ayıp var, diye cevap verdi. Ayıbını talebesine soracak kadar kendini aşmış bu mütavazi insan hiç kızmadı, talebesi böyle söylüyor diye üzülmedi, belki sadece ayıbından kurtulabilmek ümidiyle sordu: – Söyle dedi, kardeşim, o ayıbım […]
SULTANIN KARŞISINDA İKEN
Birgün İslâm âlimlerinden Ali Dekkak hazretlerine sordular: -Namazda iken, sinek kovalayan kimse için ne dersiniz? -Allahü teâlânın huzurundaki edep, Ayaz adındaki bir Türkün, Sultan Mahmud-i Gaznevi’nin yanındakinden az olmamalıdır. Şöyle anlatırlar: ”Ayaz isminde bir genç, bir gün Sultan Mahmud-i Gaznevi’nin resmi hizmetinde bulunurken, aniden ayakkabısının burnunu salladı. Sultan, Ayaz’ın bu haline şaştı. O zamana kadar […]
Suçlunun Savunması
Hz.Ömer (r.a.) tayin ettiği valilerden biri, Cuma hutbesi esnasında Hz.Ömer’i öyle överki, bir Sahabi dayanamaz, kalkar, valiye müdahale edip, onu susturmaya çalışır. Namazdan sonra durum Hz.Ömer’e iletilir. Halifenin emriyle valiye karşı gelen adam yakalanıp bir suçlu gibi götürülür. Suçlu kabul edilen Sahabi, Hz.Ömer’in huzuruna girince selam verir. Hz.Ömer (r.a.), hiddetinden selama mukabelede bulunmaz. Onu azarlar. […]
Kefeniniz sizin olsun
Bir ihtiyar… Ömrünün son demlerini yaşamakta… Yolculukta…Azığı bitmiş. Aç. Susuz. Bir kasabaya geliyor. Camiye gidiyor… Hoş geldin diyen yok, perişan haline bakıp bir ihtiyacın var mı diyen yok. Sadece boş ve donuk gözlerle bakıyorlar… Akşam oluyor.. Namaz. Yatsı oluyor. Namaz. Buyur eden yok. Tek başına camide. Allah’ın evinde. Allah’ın misafiri. O gece ölüyor. Belki de […]
HATİCE ANNEMİZİ UNUTULMAZ KILAN HİZMET
Eline aldığı kuru bir hurma dalına dayanarak Resûlüllah’ın kapısına kadar gelmiş olan yaşlı bir kadın, içeri girmek arzusunu izhar etmesi üzerine; – Yâ Resûlâllah, kim olduğunu bilmediğimiz bir ihtiyare kadın, zâtınızı görmek istiyor,” dediler. Resûl-i Ekrem Hazretleri: – Müsaade edin, gelsin,” buyurdular. İhtiyarlıktan âdeta rükû eder halde duran kadın, hurma dalından edindiği asâsına dayana dayana […]
Hayır
Bir zamanlar Afrika’daki bir ülkede hüküm süren bir kral vardı. Kray, daha çocukluğundan iitbaren arkadaş olduğu, birlikte büyüdüğü bir dostunu hiç yanından ayırmazdı. Nereye gitse onu da beraberinde götürürdü. Kralın bu arkadaşının ise değişik bir huyu vardı. İster kendi başına gelsin ister başkasının, ister iyi olsun ister kötü, her olay karşısında hep aynı şeyi söylerdi: […]
SELÂMLAŞMA ÂDÂBI
Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz buyuruyorlar ki: ‘Binekli olan, yaya yürüyene selâm verir. Bir topluluktan birisi selâm verince, diğerlerine de kâfi gelir.’ Selâm vermek sünnet, almak ise farzdır. Selâm vermenin sünnet oluşu, muhtelif hadîs-i şeriflerle sâbittir. Almanın farz oluşu ise, ‘Size bir selâm verildiğinde, siz ondan daha güzeli ile (alın) selâmlayın. Yahut onu, aynen o selâmla karşılayın’ […]
SEPETLE GİDEN HURMALAR
Ashab-ı Kiram’dan Abdullah İbnü’z-Zübeyr r.a. Hazretleri anlatıyor: Bir gece Mescid-i Haram’a gitmiştim. Baktım ki bir grup kadın Kâbe’yi tavaf ediyor. Tavaflarını bitirince kapının birinden çıkıp gittiler. Hallerinde bir gariplik sezdiğim için, şunları bir takip edip yerlerini öğreneyim, dedim. Akabe’ye kadar yürüyüp oraya çıktılar. Ben de çıktım. Sonra aşağı doğru indiler. Onların peşi sıra ben de […]
Veliye Rastlamak İstiyorsan
Velilere rastgelmek istiyorsan, bir zaman hizmetten gaflet gösterme. Serçeye, kekliğe, güvercine yem ver. Belki bir gün de tuzağına bir hüma kuşu düşer. Her tarafa doğru durmadan niyaz okunu at. Umulur ki, oklardan birisi bir ava rastgele. Bir çok sedeften ancak bir inci elde edilir. Bir çok oklardan da yalnız birisi hedefe dokunur. Bir yere konmuş […]
ÜÇ MESELE
İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri rh.a., hac için yola çıkıp Medine’ye ulaştığında karşılaştığı Seyyid Muhammed Bâkır Hazretleriyle arasında şöyle bir konuşma geçer. Seyyid Muhammed Bâkır: -Sen kendi aklınca kıyas yaparak, Peygamber dedemin dinini ve hadislerini değiştiriyorsun, der. -Böyle bir şey yapmaktan Allah’a sığınırım efendim. Lütfen oturunuz. Rasulullah’a olduğu gibi benim size de hürmetim var, der […]
Musa (a.s.) ve Fakir
Musa Aleyhisselam bir fakiri görür, fakir giyeceği olmadığı için kumun içine girmiştir. Fakir: – Ya Musa, bana dua et. Cenab-ı Hak ban yetişecek kadar dünyalık versin, yoksulluk beni tüketti. Musa Aleyhisselam dua eder, Hak Teala fakire dünyalık verir. Bir müddet sonra Musa Aleyhisselam bir kalabalık görür, ne oluyor diye yaklaştığında, o fakirin kalabalığın ortasında olduğunu […]
Keramet Talebi
Bayezid-i Bestami (k.s.) Hazretlerinden, bir talebesi keramet talebinde bulunur. Hz.Şeyh: – Biz onu çoban Abdullah’a verdik. Git sana göstersin, diye gönderir. Bu talebe çobanın yanına geldiğinde, elindeki çomağı kırıp, sağına soluna diken çoban, çubuklardan meyve veren üzümleri göstererek: – Şu sağımdaki beyaz üzüm benim amelim, şu siyah üzümde senin amelinin sonucudur. Talebe o anda, sürü […]
NAMAZIN FAZİLETİ
Talha bin Ubeydullah’dan anlatılıyor: Necid ahalisinden saçları dağınık, sesinin gürültüsü işitilip ne dediği yanımıza gelinceye kadar anlaşılmayan bir şahıs Resûlüllah aleyhisselâma geldi; baktık ki: İslâm nedir? diye soruyor adam. Bunun üzerine Resûlüllah aleyhisselâm: Bir gün bir gecede beş vakit namazdır, buyurdu. Adam: Beşten fazla bir şey yok mu? dedi. Peygamber aleyhisselâm: Hayır, nafile kılmak arzu […]
PEYGAMBERİMİZİN KIZI DA OLSA
Aişe radıyallahu anha anlatıyor: Mahzun kabilesine mensup bir kadın hırsızlık yapmış ve bu kadının durumu Kureyş’lileri güç durumda bırakmıştı. Aralarında «bu kadın için Peygamber aleyhisselâm nezdinde kim şefaatçi olacak» diye konuştular. Bir kısmı dedi ki: — Allah’ın Resulünün sevgilisi Usame radıyallahu anh’ten başka kim buna cesaret gösterebilir? Durumu Üsame radıyallahu anh’e bildirdiler. O da Peygamber […]
İlk Müslüman
Hazret-i Alîden ‘r.a.’ rivâyet edilir. Evvelâ islâma gelen, Ebû Bekrdir ‘r.a.’. Hazret-i Resûl-i ekrem ‘s.a.s.’ ile ilk önce kıbleye durup, nemâz kılan Ebû Bekrdir. Ebû Bekrin ‘r.a.’ islâma geliş sebebi şöyle idi: Hazret-i Ebû Bekr önceleri tüccâr idi. Sefer ve ticâret yapardı. Ekserî Şâma giderdi. Seferde iken, bir gece rü’yâ gördü ki, gökden ay inip, […]
EN SEVDİĞİNDEN SADAKA
Enes radıyallahu anh anlatıyor: Ebû Talha radıyallahu anh, Medine’de Ensârın en zenginlerinden birisi idi. En çok sevdiği malı da Mescid-i Nebevî’nin karşısındaki bulunan Beyraha ismindeki hurma bahçesiydi. Peygamber aleyhisselâm, bu bahçeyi şereflendirir, onun çok lezzetli suyundan içerdi. «Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda sadaka olarak vermedikçe iyiliğe asla nail olamazsınız» (Âl-i îmran Sûresi) mealindeki Âyet-i Celîle nazil […]
Hızır Olduğunu Söylerim
Ramazan… Cuma günü… Cuma vakti… Cami… Cemaat tek tük camiye girmekte. İmam kürsüde… Girenlerin arasında… O… Hızır… Hızır a.s. da genç ihtiyar arasında onlardan biri gibi gidiyor bir köşeye oturuyor. Kürsüde imam sohbete başlıyor… Hızır’ın yanına kırklarında bir adam gelip oturuyor. Cami yavaş yavaş dolmakta… Adam, bir müddet sonra uyuklar bir vaziyette sallanıyor, ha uyudu […]
ZİNAKÂR KADININ TEVBESİ
Imran bin Huseyn radıyallahu anh anlatıyor: Cüheyne kabilesine mensup bir kadın Allah’ın Resulünün yanına geldi. Kendisi zina etmiş ve bundan da hamile kalmıştı. Kadın dedi ki: — Ey Allah’ın Resulü! Cezayı gerektiren bir suç işledim. Bana had cezasını tatbik et. Bu ifade üzerine Peygamber aleyhisselâm kadının velisi bulunan kişiyi çağırtıp: — Kadına iyi muamele yap, […]
Hızır Geliyor
Hoca, medresede ders verirken talebenin biri bazen ayağa kalkar. Hoca sebebini sorar. Talebe: – Efendim Hızır geliyor da ondan. Hoca: – Ben niçin göremem? Talebe : – Sorayım efendim, deyip tekrar geldiğinde sorar. Hızır Aleyhisselam’ın: – Hocan süsü ile çok uğraşıyor. Medreseye gelirken ayna önünde, cübbe sarık şöyle mi yakıştı, böyle mi yakıştı, diye fazlameşgul […]
Salevatın Keffareti
Râbia-tül Adeviyye, babası İsmâil’in üç kızı vardı. Bir tane daha doğunca adını Râbia (dördüncü) koydu. Babası çok fakir olduğundan Râbia doğduğu gece evde ihtiyaç olan şeylerden hiçbiri yoktu. Bu duruma annesi çok ağlayıp mahzûn oldu. Efendisine; -Filân komşuya gidip, bir mikdar kandil yağı isteyebilir misin?, dedi. Hazret-i Râbia’nın babası, Allahü teâlâdan başka kimseden bir şey […]
İLK İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
Hicretin 17. senesinde Halife Hazreti Ömer, ziyaretçi çokluğundan dolayı Resulüllah’ın mescidini genişletmek istemişti. Bunun için Türbe-i Saadet’in etrafındaki arsaları istimlak edip mescide katması gerekiyordu. Çevredeki arsa ve ev sahiplerine tekliflerde bulundu: – Evinizi, arsanızı Resulullah’ın mescidini genişletmek için satın almak istiyorum. Kimse malına değerinden aşağısını vereceğimi sanmasın. Herkes kıymetini söylesin, gönlünden geçirdiği fiyatı bildirsin. Resulullah’ın […]
İnsanların Şikayeti
Nasreddin Hoca merhuma: – Yazın sıcaktan kışın soğuktan şikayet ediyoruz, demişler. – Bahardan şikayet eden var mı? demiş.
HİLFÜL’L-FUDUL’UN İYİLİĞİ
İslâm öncesi bir tarihte Arabistan’da Fadl isimli üç kişi bir araya gelerek, ‘zalime karşı mazluma yardım etmek, aralarında adaletli hakim kılmak’ üzere yeminli sözleşme yapmışlardı. Zamanla unutulan bu faydalı teşkilat, Peygamber s.a.v.’in gençliğinde toplumda görülen bazı haksızlıkları önlemek için, Kureş’in bazı ileri gelenleri tarafından bir vesileyle yeniden kurulmuştu. İlk kurucularının isimlerine uygun olarak da ‘Fadılların […]
TERZİNİN TÖVBESİ
Bir terzi Allah dostlarından birine sorar: -Peygamberimizin, “Allahü teâlâ, günahkâr kulunun tövbesini, canı gargaraya gelmeden kabul eder” hadis-i şerifi hakkında ne buyurursunuz? Cevap vermeden o kimseye sorar mubarek zat. – Mesleğin nedir? -Terziyim, elbise dikerim. -Terzilikte en kolay şey nedir? -Makası tutup, kumaş kesmektir. -Kaç senedir, bu işi yaparsın? -Otuz senedir. -Canın gargaraya geldiği zaman […]
Nuşirevan’ın Adaleti
Hazreti Ömer ve Sa’d İbni Vakkas Hazretleri, İran’a at satmaya gitmişlerdi. İran’a vardıkları zaman şehrin girişinde cirit oynayan bir kısım genç görüp seyre daldılar. Bir ara yabancıların kendilerini seyretmekte olduğunun farkına farkına varan gençlerden birisi yanlarına gelip “Bedeviler” gibi sözlerle hakaret ettikten sonra, satmak için getirdikleri ve üzerine bindikleri Arap atlarını ellerinden zorla aldılar. Hazreti […]
TEFECİLİKTEN TEVBEKÂRLIĞA….
Hasan-ı Basrî (k.s.) hazretlerinin talebelerinden Habîb-i Acemî (k.s.) hazretleri, önceleri çok zengin birisi idi. Tefecilik yapar, faizle para verirdi. Bir gün evinde, tam yemek yiyeceği sırada kapıya bir dilenci geldi ve ‘Allah rızâsı için bir sadaka’ dedi. Habîb, onun yüzüne kapıyı kapattı, o fakiri mahzun bir halde geri çevirdi. Sofraya döndüğünde kabın içindeki yemeğin kana […]
ALLÂH’I BİLMEYE YÜZ DELİL…
Fahreddîn-i Râzî Herat ve civarında bozuk inançları yaymakla meşgul olanlarla mücâdele ediyor, Müslümanlar’ı bunların tehlikelerine karşı korumaya çalışıyordu. Üç yüz kadar atlı talebe ve âlim ile Herat’a geldiğinde; hem devlet, hem din büyükleri akın akın ziyaretine gelmiş, alâka göstermişlerdi. Ama birileri vardı ki; ne geliyor, ne de gelme arzusu ızhâr ediyordu. Acaba Fahreddîn-i Râzî hazretlerinin […]
ALLAH Nasıl Misafir Edilir…
Musa Aleyhisselâmın ümmeti: – Ya Musa! Rabbimizi yemeğe davet ediyoruz. Buyursun bir gün misafirimiz olsun. Nemiz varsa ikram etmeye hazırız, dediklerinde Musa Aleyhisselâm, onları azarladı. «Nasıl olur, Allah (haşa) yemekten, içmekten ve mekândan münezzehtir» diyerek bir daha böyle bir şeyi akıllarından bile geçirmemelerini tenbihledi. Fakat Musa Kelîmullah Turu Sina’ya çıkıp, bazı münasaatta bulunmak istediğinde, Allah […]
KOCA HAKKININ ÜSTÜNLÜĞÜ
Kays bin Saad radıyallahu anh anlatıyor: Hîre’ye geldim, oradaki halkı, başkalarına üstün tutulan bir Iran’lıya secde eder halde gördüm ve «Allah’ın Resulü bu secde edilmeye herkesten daha lâyıktır» dedim. Sonra gelip bunu Peygamber aleyhisselâmın kendisine anlatınca, Allah’ın Resulü şöyle buyurdular: — Ne dersin? Bir kabire uğrarsan ona secde eder misin? Dedim ki: — Hayır, etmem. […]
TAŞKAFA – BOŞKAFA – HOŞKAFA
Behlül Dânâ Hazretleri, bir mezarlıkta bulduğu üç kurukafayı zembiline koymuş ve para getirip ‘Satıyorum’diye bağırmaya başlamış. ‘Satıyorum, alan var mı?’ Meraklılar başına toplanıp fiyatını sormuşlar: ‘ Birincisi parasız, ikincisi ise sudan ucuzdur, demiş. Ama üçüncüsünü hiç sormayın… O, ağırlığınca paradır. Sebebini merak etmişler. Birincisini gösterip: ‘ Bu gördüğünüz ‘Taşkafa’dır demiş, nasihata bile yanaşmazdı. O yüzden […]
HİZMETÇİDEN DAHA HAYIRLI
Hazreti Ali radıyallahu anh anlatıyor: Fatıma radıyallahu anhâ’nın el değirmeni ile un öğütmekten elleri acıyordu. Bu acısından dolayı —bir hizmetçi ihtiyacını arzetmek maksadıyla— Peygamber aleyhisselâma şikâyette bulunmaya geldi. Resulüllah aleyhisselâma un geldiğini de haber almış, fakat bu undan kendisine bir hisse düşmemişti. Bu hususu Hazreti Âişe radıyallahu anhü’ya söyledi. Allah’ın Resulü eve gelince Âişe radıyallahu […]
NUAYMAN’IN ŞAKASI
Bedevînin biri, Peygamber Aleyhisselâm’ı ziyarete gelmiş, mescid avlusunda devesini çöktürdükten sonra içeriye girmişti. Ashabdan birileri de, çok şakacı bir kişi olan Nuayman İbn-i Amr (R.A.)’a latife olsun diye şöyle bir teklifte bulundu: – Sen şu deveyi kesiversen de onu yesek! Çünkü gerçekten et yemeyi çok özledik. Nasılsa Rasulullah Aleyhisselâm onun bedelini öder. Nuayman da kalkıp […]
KADINLAR VE KOCALARI
Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: On bir kadın bir araya gelerek oturmuşlar ve hepsi kocalarına aid şeyleri gizlemeden anlatacaklarına dair söz vermişlerdi. Birincisi şöyle söyledi: — Kocam deri ile kemikten ibaret, dağ tepesinde kalan bir deve gibidir. Ne dağ, üzerine çıkılması kolay olan bir dağdır ki, çıkılsın, ne de deve o kadar kuvvetlidir ki, dağdan indirilebilsin. […]
Rabia Köle Olamaz
Râbia-tül Adeviyye biraz büyümüştü. Annesi ve babası vefât etti. Üstelik, Basra’da kıtlık ve fevkalâde pahalılık vardı. Bu hengâmede Râbia’nın ablaları dağıldılar. Kimsesiz kalan Râbia’yı zâlim bir kimse yakaladı ve hizmetçi olarak iş gördürdü. Sonra da köle olarak altı gümüş karşılığı bir ihtiyara sattı. O ihtiyarın hizmetçisi olarak, gösterilen zor işleri sabırla yapmaya çalışıyordu. Çok sıkıntılı […]
ALLAH’IN YAPTIĞINI BOZMAK
Câbir radıyallahu anh anlatıyor: Tufeyl bin Amd ed-Devsî Peygamber aleyhisselâma gelerek: — Ey Allah’ın Resulü! Çok sağlam bir kale içerisinde seni koruyan insanlar arasında kalmak ister misin? dedi ki, bununla «bizim memleketimize hicret etmez misin? Biz seni muhkem bir kalede korur ve bütün kötülüklerden muhafaza ederiz» beyânında bulunmak istedi. Allah’ın Resulü de bu teklifi kabul […]
Peygamber isen mucize gösteresin
Hazret-i Ebû Bekr önceleri tüccâr idi. Sefer ve ticâret yapardı. Ekserî Şâma giderdi. Seferde iken, bir gece rü’yâ gördü ki, gökden ay inip, kucağına girdi. Ebû Bekr, iki eliyle onu kucakladı ve sînesine basdı. Uyandı. Yemlîhâ adında meşhûr bir râhib var idi. Ona varıp, rü’yâsını ta’bîr etdirdi. Râhib dedi ki, – Sen nerelisin? Ebû Bekr […]
BORÇLUYA KOLAYLIK
Huzeyfe radıyallahü anh, Peygamber aleyhisselâmın şöyle buyurduğunu anlatıyor: Melekler sizden önce geçen bir şahsın ruhu ile karşılaşmışlardı ve kendisine: — Hayır olarak bir şey işledin mi? diye sormuşlardı da, adam: — Hayır, diye cevabta bulunmuştu. Melekler: — Biraz düşün, dediler. Adam: — insanlara borç verirdim de, hizmetçilerime, güç vaziyette olanların borçlarını tehir etmelerini, hâli iyi […]
Papaz ve Hz.Ali (r.a.)
Hz. Ali r.a. ordusu ile harbe gitmekteyken uğradığı son bir kaç konak yerinde su bulamaz. Sonunda bir kilise görür ve o yana yönelirler. Kiliseye varır su isterler. Kilisedekiler: -10 mil uzakta su var. Hz. Ali r.a. – Oraya gitmeye gerek yok şurayı kazın. İşaret edilen yer kazılır. Büyük bir taş ortaya çıkar. Uğraşırlar uğraşırlar değil […]
İHLASLI KELİME-İ TEVHÎD
İbni Abbas radıyallahu anh anlatıyor: — iki adam Allah’ın Resulüne gelip dâvâlaştılar. Resûlullah aleyhisselâm alacaklı kişiden delil ve şahit göstermesini istedi. Alacaklının ise delil ve şahidi yoktu. Bundan sonra borçlu kimseye yemin etmesini teklif etti. Borçlu da «Kendisinden başka ilâh olmayan Allah»’a yemin etti. Adamın yemin etmesinden sonra Peygamber aleyhisselâm kendisine: — Hayır, sen alacaklının […]
Bir hikmeti vardır
Adamın biri bir pislik böceği görür ” Bu yaradılışı çirkin pis kokulu bir yaratıktır.Allah bunu niçin yaratmışki ? ” der. Aradan zaman geçer, adamın yüzünde bir çıban çıkar. Nereye başvurduysa derdine bir derman bulamaz. Çııban yara haline gelir. Bir gün sokakta dolaşırken, yüzündeki yara bir yolcunun dikkatini çeker. ayak üstü sohbetten sonra yolcu kendine yardım […]
ZEKATINI VERMEYENLERLE HARP
Ebû Hüreyre radıyallahü anh anlatıyor: Resûlullah aleyhisselâm âhireti şereflendirip yerine Ebû Bekir radıyallahü anh halîfe olduktan sonra Arab’tan küfredenler küfre dalınca, Hattab oğlu Ömer radıyallahü anh Ebû Bekir’e bu husustaki kararıyla alâkalı olarak şöyle dedi: — Nasıl o insanlara savaş ilân edersin ki, Peygamber aleyhisselâm «La ilahe illallah» deyinceye kadar insanlarla harbetmekle emrolundum. Fakat bunu […]
Beni Kendinle Meşgul Eyle
Hazret-i Râbia, çok oruç tutardı. Bir defâsında bir hafta hiç yiyecek bulamadı. Sekizinci gece açlığı iyice şiddetlendi. Nefsine eziyet ettiğini düşünürken birisi kapıyı çaldı. Bir tabak yemek getirdi, o da yemeği alıp, yere koydu. Mum getirmeğe gitti, gelince bir kedinin yemeğini dökmüş olduğunu gördü. Su bardağını almaya gitti. Mum söndü. Su içmek isterken bardak düşüp […]
