Silsile-i Sâdât’ın beşinci halkası olan Ebû Yezîd Tayfûr el-Bestâmî (k.s.) Hazretlerinin ismi, Tayfûr; künyesi, Ebû Yezîd; lakabı, Sultânü’l-Ârifîn; babasının ismi, İsa’dır. 188 (M. 803) senesinde -İran’ın kuzeyinde, Hazar Denizi yakınında- Bistâm şehrinde dünyaya geldi. Âdem ve Ali isminde iki kardeşi olup üçü de âbid ve zâhid idiler.
Şakîk-i Belhî Hazretleri, hacca giderken Bistâm’a uğramıştı. Bir mescitte vaaz ettiği esnada, o vakitler çocuk yaşta olan Bâyezîd-i Bestâmî’nin, arkadaşları ile oynarken arada mescidin kapısına gelerek sohbeti dinlediğini görmüş. Orada bulunanlara, “Bu çocuk, evliyâullahtan olacaktır.” diye müjdelemiştir. Bu müjdeyi işiten validesi, çok memnun olarak oğlunun talim ve terbiyesine ziyâde ihtimam göstermiştir.
Validesi, Bâyezîd-i Bestâmî (k.s.) Hazretlerini, Kur’ân-ı Kerîm’i öğrenmesi için bir hocaya emanet etti. Bâyezîd-i Bestâmî Hazretleri, hocasından duyduklarını bir defada ezberleyecek kadar zeki ve gayretli idi. Ezberlediği âyet-i kerîmelerin tefsirini de hocasına sorardı.
Bir gün Lokman Sûresi’nin, “…Bana ve ana babana şükret…” meâlindeki, 14. âyet-i kerîmesini okurken, hocasından izah etmesini istedi. Manasını anlayınca, izin alarak derhal eve döndü. Validesi, “Niçin erken geldin?” deyince, “Bugün, bir âyet-i kerîme öğrendim. Allâhü Teâlâ hem kendisine hem de sana hizmet etmemi emrediyor. Ya benim için Allâhü Teâlâ’ya yalvar, sana hizmet edeyim yahut bırak, dâima Allâhü Teâlâ’ya ibadet ile meşgul olayım.” dedi. Annesi, “Peki, seni, Allâhü Teâlâ’ya hizmet için serbest bıraktım. Her vakit Allâhü Teâlâ ile ol.” dedi. O da kendisini ilim ve ibadete verdi. Bununla beraber, “Cennet, annelerin ayakları altındadır.” hadîs-i şerîfinin sırrına mazhar olmak için validesi hayatta oldukça onun hizmetinden de geri durmadı.
Hakkıyla yerine getirmeye gayret ettiği bu hizmetinden dolayı validesinin hayır duası sebebiyle kendisine manevî âlemde birçok kapı açılmıştır.
