اَسْتَعِيذُ بِاللهِ : وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍ. (سورة الهمزة, (1 “Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi âdet edinen herkesin vay haline!” (Hümeze sûresi, âyet 1)
Archive for Şubat 15th, 2017
TEMİZ DİL VE KALBTEN DAHA GÜZEL BİR ŞEY YOKTUR
Lokman Hakîm marangozluk yapan Habeşli bir köle iken efendisi: “Bana bir koyun kes ve koyunun en temiz iki âzâsını getir.” dedi. Lokman Hakîm bir koyun kesti ve koyunun diliyle kalbini getirdi. “Bundan daha temizi yok muydu?” diye sordu. “Hayır” diye cevap verip sustu. Bir zaman sonra: “Bana bir koyun daha kes ve en kötü iki […]
Günün Hadisi Şerifi
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ بَطَّأَ بِهِ عَمَلُهُ لَمْ يُسْرِعْ بِهِ نَسَبُهُ. (م Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Amelinin noksanlığından geride kalmış olanı, nesebinin şerefi ileri geçiremez.” (Hadîs-i Şerîf, Sahîh-i Müslim)
Günün Hadisi Şerifi
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَا يَسْتَقِيمُ إِيمَانُ عَبْدٍ حَتَّى يَسْتَقِيمَ قَلْبُهُ وَلَا يَسْتَقِيمُ قَلْبُهُ حَتَّى يَسْتَقِيمَ لِسَانُهُ. (حم Peygamberimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Kalbi dürüst olmadan (kalbinde ibâdetlere sarılıp günahlardan sakınma azim ve gayreti olmadan) hiçbir kulun imanı (ve ameli) dürüst olmaz. Dili dürüst olmadan da kalbi dürüst olmaz.” (Hadîs-i Şerîf, […]
Günün Sözü
Bir an bekle, arkana dön ve unuttuklarını anımsa.. Kaybettiysen ara, kırdıysan af dile, kırıldıysan affet; Çünkü hayat çok kısa [Şems Tebrizi]
ABDULLAH BİN SELÂM ( radıyallahü anh )
Eshâb-ı kiramdan. Ensârın büyüklerinden. Hicretten sonra müslüman oldu. Müslüman oluşu ibretlidir. Cennetlik olduğu hadîs-i şerîfte bildirildi. 43 (m. 663)’de Medine’de vefât etti. Hazreti Yûsuf (aleyhisselâm) soyundan ve Medine’deki Yahudi Benî Kaynuka kabilesinden idi. Cahiliyyet devrinde Husayn olan ismini Müslüman olunca Resûlullah ( aleyhisselâm ) “Abdullah” olarak değiştirdi, Nesebi Abdullah bin Selâm bin Haris Ebû Yûsuf […]
AMELİ NOKSAN OLAN KİMSEYİ NESEBİ İLERİ GÖTÜRMEZ
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) devr-i saâdetinden beri hak sahiplerine devlet hazînesinden istihkâkları verilirdi. Fakat bunlar için belirli bir derece ve nisbet yoktu. Ömerü’l-Fârûk (r.a.) Hazretleri hak sahiplerini derecelere taksim etti. İsimleri ve istihkâklarını açıklayan defterler yazdırdı. İşte bu defterlere dîvân denilir. Sonra bunların toplandığı yere de dîvân denilmiştir. Şöyle ki: Dîvan tertibi için seçkin sahâbe ile […]
HAZRET-İ VAHŞÎ’NİN (R.A.) MÜSLÜMAN OLMASI
Uhud Harbi’nde Peygamber Efendimiz’in amcası Hz. Hamza’yı (r.a.) şehid eden Vahşî, Rasûlullâh Efendimiz’e (s.a.v.) bir mektup yazdı ve: “Ben Müslüman olmak istiyorum. Lâkin Kurân-ı Kerîm’de (meâlen): “Ve onlar ki Allâh’ın beraberinde diğer bir ilâha duâ etmezler, Allâh’ın haram kıldığı nefsi haksız öldürmezler ve zinâ yapmazlar. Her kim de bunları yaparsa ağır cezâya çarpar.” (Furkân Sûresi, […]
FÂTİH SULTAN MEHMED HAN’IN ŞAHSİYETİ VE VEFÂTI
Sultan Mehmed Han, cömert, âdil, cesur, dindar, âlim ve âlim dostu bir hükümdardı. Her nerede bir ilim adamı varsa, onu İstanbul’a getirtirdi. Büyük âlimlerden Ali Kuşçu’yu Semerkand’dan bütün ailesi ile birlikte İstanbul’a getirtmiştir. Bir kişi sanatta hüner sâhibi ise, onu mutlaka İstanbul’a getirtirdi. Onun zamanında devletindeki ilim ve sanat adamları gayet refah içinde idiler. Düşkün […]
PEYGAMBERİMİZİN BABASI, ANNESİ, AMCASI, DEDESİ
PEYGAMBERİMİZİN BABASI, ANNESİ, AMCASI, DEDESİ Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in babası Abdullah ve annesi Âmine Arab kavminin Kureyş kabîlesinin ileri gelenlerinden idi. Peygamberimizin babası Abdullah, Peygamber Efendimiz kâinâtı şereşendirmeden önce Medine’ye gitmiş ve orada vefât etmişti. Peygamberimiz altı yaşında iken annesi Âmine Hatun vefât etti. Anadan öksüz, babadan yetim kalan Efendimiz’i dedesi Abdülmuttalib yanına aldı. Abdülmuttalib kabîlenin […]
SODOM ve GOMERE’NİN SON GÜNÜ
Hz Lût (a.s), Arap yarımadasını puta tapıcılıktan alıkoymak, ortaksız ve tek bir Allah’ı tanıtmaya çağıran ve bu mukaddes yolda büyük başarılar kazanan Hz. İbrahim’in amcasının oğludur. Ömrü ve peygamberliği bugün Ürdün devletinin sınırları içinde bulunan Lût gölü çevresinde geçmiştir. Günümüzde tuzlu suların doldurduğu orta büyüklükte olan su saha, eskiden toprakları oldukça verimli bir vadi idi […]
ALLAH İÇİN SEVMEK NEDİR?
Bir kimsenin sevdiği şey dünyâ için değil de âhirete âit bir husûs için olursa bu Allâh için sevmektendir. Bir kimse Allâh rızâsı için ve âhirette de Allâh’a râzı olduğu halde kavuşmak için samimi olarak her ne işlerse Allâh rızâsı için sevmiş olur. Fakat çok kimsenin kalbinde Allâh’ın ve dünyanın sevgisi birleşir. Bu da kabûle şayandır. […]
BİRE ON SEVAP
Bir gün muhtaç bir adam gelip Hz. Ali’den bir şeyler istedi. Hz. Ali (r.a.) oğlu Hasan veya Hüseyin’den birine “Annene git, kendisine bıraktığım altı dirhemden birini al, getir.” dedi. Oğlu gitti, biraz sonra geri döndü ve “Annem o altı dirhemi un almak için sakladığını söyledi” dedi. Hz. Ali; “Bir kul, Allâh’ın elindekine kendi elinde olana […]
BESMELE
Bişr-i Hafi. Evliyânın büyüklerinden. Genç. Günah çukuruna düşmüş yuvarlanıyor yuvarlandıkça batıyor… Bir gün Gecesini içki masalarında sabahladığı bir gecenin günü. Sarrhoş. Evinin yolunu tutturmuş, gidiyor, gitmeye çalışıyor. Yürüyor. O da ne? Bir kağıt, üstünde Besmele yazılı bir kağıt. İçi cız ediyor. Eğiliyor. Çamurların içinden Besmele yazılı kağıdı alıyor. Hiç Allah’ın ismi yerde olur mu, çamurlar […]
AKILLI ÇOCUK: ABDULLAH İBN-İ ZÜBEYR (R.A.)
Hz. Ömer (r.a.), yolda arkadaşlarıyla oynayan Abdullah İbn-i Zübeyr’i (r.a.) gördü. Hz. Ömer’i (r.a.) gören çocuklar kaçıp gittiler. Sadece İbn-i Zübeyr (r.a.) kaldı. Onun kaçmadığını gören Hz. Ömer (r.a.): “Sen neden arkadaşlarınla kaçmadın?” diye sordu. İbn-i Zübeyr (r.a.): “Ey müminlerin emiri, herhangi bir suçum yok ki korkup kaçayım. Yol da dar değil ki sana yol […]
BEYİT
Halk-ı cihân lutf ile hep şâd olur. Bir söz ile bir gönül âbâd olur. Âzerî Çelebi (İbrâhim) (İnsanlar, gördükleri iyilikle şâd olur, sevinir ve neşelenir. Güzel bir söz ile gamlı bir gönül mesud olur.)
ÇOCUK TERBİYESİ
Bir baba evlâdına karşı dâimâ babalık vakarını muhâfaza etmeli, annesi de çocuğu babasıyla korkutmalıdır. Herkese tevazu ile muamele etmesini ve “istemek dilencilerin âdetidir.” diye aynı yaştakilerden bir şey istememesini çocuğuna öğretmeli ve kimsenin yanında tükürüp sümkürmemesini, çok konuşmamasını, sorulmayınca söze atılmamasını, kendinden büyük olanlara hürmet etmesini ve yürürken büyüklerin önlerine geçmemesini öğretmelidir. Bir çocuk yedi […]
