Emevi Halifesi Süleyman bin Abdülmelik Medine-i Münevvere’ye gelince: “Burada Ashâb-ı Kirâm’ın devrine eriÅŸmiÅŸ bir kimse var mıdır ki görüşüp bir miktar sohbet edeyim?” diye sordu. Medineliler: “Medine’nin âlimi ve kâdısı Seleme bin Dînar (r.a.) takva sahibi bir zattır. Ashâb-ı Kirâm’dan bir kısmına eriÅŸmiÅŸtir ve onlardan hadîs-i ÅŸerîşer rivayet eder.” dediler. Halife, adam gönderip davet etti. Aralarında ÅŸu konuÅŸma geçti:
“İnsanların ölümü beÄŸenmeyip kötü görmesinin sebebi nedir?” “İnsanlar âhiretini harab, dünyasını mamur eylediÄŸinden, mamur olan mahalden harab mahalle gitmeyi kötü görüyor.” “Allâh’ın huzuruna varmanın ÅŸeklini bana açıkla!” “İnsan ya güzel amel sahibidir veya kötü amel sahibidir. Güzel amel sahiplerinin Allâh’ın huzuruna varışı, bir kimsenin gurbetten vatanına; ailesine gitmesi gibidir ki, biran önce kavuÅŸmak için koÅŸar. Ama kötü amel sahiplerinin Allâh’ın huzuruna varması, firardan sonra yakalanıp, sahibine zorla geri getirilen kölenin hali gibidir.” demesi üzerine Halife aÄŸladı:
“Acaba Allah katında bizim halimiz nicedir?” dedi.
“Ey Süleyman! Kendini Allâh’ın kitabına arz eyle! İyi veya kötü halin ne ise görürsün.”
“Benim halimi açıklayan âyet-i kerîmeyi Kitâbullah’ın neresinde bulurum?” diye sordu.
“Şüphesiz hayır ehli nimet içindedirler. Facirler; (aşırı isyana
sapanlar) da cehennemdedirler” (meâlindeki İnfitar sûresinin 13 ve
14.) âyetlerinde bulursun”
“Bana nasihat olmaya en yakın hangi âyettir?”
“…Muhakkak ki Allâh’ın rahmeti, iyilik edenlere yakındır.”
(meâlindeki A’râf sûresinin 56.) âyet-i kerîmesidir.” dedi. Halife
ağladı ve bir müddet başını önüne eğip düşündükten sonra:
“Ne yapmalıyım? Bana söyle!”
“Ey Süleyman! Cenâb-ı Allah seni nelerden nehyetmiÅŸse, seni o ÅŸey ile meÅŸgul görmesinden kork ve kaçın!
Sana her neyi emrettiyse, o emrettiÄŸi mahalde seni bulmamasından kork!”
