Arif-i Billah’tan birisi, Bağdat caddelerinde dilenen kör bir dilenciye rastladı. Allah’ın suçsuz yere hiçbir belâ vermeyeceğini bilen Allah dostu: «Sana ne oldu da gözlerin kör oldu? Sonradan mı oldu, ana doğma mı körsün?» diye sordu. Âmâ sonradan gözlerinin kör olduğunu söyledi ve başından geçen hadiseyi şöyle anlattı: – Ben vaktiyle kefen soyardım. O zaman gözlerim […]
Archive for Şubat, 2016
Günün Ayeti Kerimesi
“Siz den kim ca hil lik le bir ka ba hat iş ler de son ra pe şin den töv be eder, ken di ni dü zel tir se (bil miş olun ki) O, çok ba ğış la yan dır, çok mer ha met eden dir.” (En’âm, 6/54)
Günün Hadisi Şerifi
(قَالَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: لَا عَقْلَ كَالتَّدْبِيرِ. (هـ Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “(İşlerin âkıbetini, fayda ve zararlarını düşünüp) tedbir almak gibi akıl yoktur.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i İbn-i Mâce)
Günün Hadisi Şerifi
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلْخَيْرُ كَثِيرٌ وَمَنْ يَعْمَلُ بِهِ قَلِيلٌ. (هب Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Hayır çoktur, fakat hayrı işleyen azdır.” (Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
Günün Sözü
“Yapılan iyilik ancak şu üç şeyle tamam olur: İyilikte acele etmekle, yaptığı iyiliği küçük görmekle ve onu gizlemekle.” (Cafer-i Sâdık (r.a.) Hilyetü’l-Evliyâ)
ŞEYHULİSLÂM REFÎK EFENDİ
Bosna’nın Çelebipazarı kasabasındandır. 1839’da İstanbul’a gelmişti. Bütün ilimlerde, bilhâssa fıkıh tahsîlinde ciddî bir azim ve gayreti vardı. 1845 senesinde fetvâ emîni, 1858’de Anadolu Kazaskeri oldu. 1860’da Ravza-i Mutahhara kapısına Peygamber Efendimiz’in “Salâtün fî mescidî hâzâ…”: “Benim şu mescidimde kılınan namaz -Mescid-i Harâm müstesnâ- başka yerde kılınan bin namazdan daha faziletlidir.” hadîs-i şerîfinin yazılmasını teklîf etti. […]
PÂDİŞAH DA BİR BABADIR!..
Sultan İkinci Abdülhamid Han’ın henüz 8 aylık olan kızı Hatice Sultan difteriye yakalanmıştı. Pek çok hekim ellerinden gelen gayreti göstermesine rağmen hanım sultan kurtarılamadı. Evlatlarına gösterdiği merhamet ve şefkati halkından da esirgemeyen Sultan bundan çok müteessir olmuştu: “Benim çocuğum kurtulamadı. Kim bilir fakir fukaranın çocuklarına nasıl bakılıyor. Hiç olmazsa bir hastane yaptıralım da benim gibi […]
SULTAN İKİNCİ ABDÜLHAMİD HAN DEVRİ TÜP GEÇİT PROJELERİ
Üç tarafı denizlerle çevrili olan İstanbul’da ulaşım tarih boyunca hep bir mesele olmuştur. Bu sebeple bilhassa son yüzyılda boğazın iki yakasını birbirine bağlayacak köprü ve tünel (tüp geçit) çalışmaları yapılmıştır. 1836 yılında Haliç’te Azapkapı ile Unkapanı arasında ilk köprü hizmete girmiştir. 1845 yılında Sultan Abdülmecid Han’ın annesi Bezm-i Âlem Vâlide Sultan tarafından Karaköy Köprüsü yaptırılmıştır. […]
SULTAN İKİNCİ ABDÜLHAMİD HAN’IN İRTİHALİ
Osmanlı Padişahlarının en büyüklerinden biri olan Sultan İkinci Abdülhamid Han 21 Eylül 1842 senesi Çarşamba günü dünyaya gelmiştir. 32 sene, 7 ay, 27 gün sultanlıktan sonra 27 Nisan 1909 senesi Salı günü memleket için büyük bir felâket olmak üzere maalesef tahttan indirilip Selanik’e gönderilmiştir. Sultan, devletin başına bir kâbus gibi musallat olan Makedonya komitecilerinin o […]
HZ. YAHYÂ VE İBLİS
HZ. YAHYÂ VE İBLİS Hz. Yahyâ aleyhisselâma İblis gelip “Sana nasîhat edeyim mi?” dedi. Hz. Yahyâ (a.s.) “Hayır, bunu istemem, lâkin bana insanların durumundan haber ver” dedi. İblis, “Bizim yanımızda insanoğlu üç sınıftır. Biri, sizin çocuklarınızın elindeki oyuncak gibi elimizdedirler. Onları dilediğimiz gibi kullanırız. İkinci sınıfı bizi en çok meşgûl edenlerdir ki onlardan birine vesvese […]
NAFAKASI BİTİNCE ÖMRÜ DE BİTTİ
Zamanın halifesi Harun Reşit, baş kadı Imam-ı Ebû Yusuf’la büyük velî Davud-u Taî Hazretlerini ziyarete gitmişti. Davud-u Taî Hazretlerinin evine varıp kapısını çaldılar. Kapıyı büyük velînin yaşlı annesi açtı. Harun Reşit ve Ebû Yusuf yaşlı kadına Davud’la görüşmek istediklerini söylediler. Kadın içeri girip görüşmek istediklerini söyleyince, Davud-u Taî Hazretleri: – Benim dünya ehli kimselerle işim […]
RESÛLULLAH (S.A.V.) EFENDİMİZ BUYURDULAR
Peygamber Efendimiz (s.a.v.): “Benden şu kelimeleri öğrenerek onlarla amel edecek olanınız yahut amel edecek kimseyi bileniniz var mıdır?” diye suâl buyurunca, Ebû Hüreyre (r.a.): “Ben, yâ Resûlallâh” dedi ve şöyle anlattı: Peygamber Efendimiz elimden tuttu ve beş (madde) saydılar. Buyurdular ki: “Allâh’ın haram kıldıklarını terk et ki insanların en ibâdet edeni olasın. Allâhü Teâlâ’nın senin […]
Ahsen-ül Kasas
Başlıkta okuduğumuz terkip, ‘Kıssaların en güzeli’ demektir. Bu tâbir, Kur’ân-ı Kerim’de, Hz. Yûsuf aleyhisselâmın kıssası için kullanılmıştır. Bu kıssayı, ya bir tefsirden, veya onunla alâkalı bir kitaptan okumanızı tavsiye ederiz. Bildiğimiz sebeplerle Kenan diyarından Mısır’a getirilen Hz. Yûsuf, Yâkup aleyhisselâmın oğludur. Dedesi Hz. İshak, büyük dedesi de Hz. İbrâhim’dir. Hepsi de şirke karşı tevhîdi, küfre […]
Günün Ayeti Kerimesi
اَسْتَعِيذُ بِاللهِ : اِنَّمَا يَخْشَى اللهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاءُ… الآية. (سورة فاطر, (28 Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu: “…Allah’tan hakkı ile ancak âlimler korkar…” (Fâtır Sûresi, âyet 28)
Günün Hadisi Şerifi
“Allâhü Teâlâ’ya yaklaştıran ilmi arttırmadığım bir gün bana gelirse o günün güneşinin doğmasında benim için bereket yoktur.” (Hadîs-i Şerîf, Ebû Nuaym, Hılyetü’l-Evliyâ)
Günün Sözü
Efendimiz’le yaşamış gibi olur. Eğer bir mü’min, kardeşini incitirse, Allâhü Teâlâ onun o günkü ibâdetlerini kabûl etmez.(Câfer-i Sâdık (r.a.))
ZEYD BİN HARİSE ( radıyallahü anh )
Eshâb-ı kiramın büyüklerinden ve Peygamber efendimizin azadlı kölesi. Tahminen milâdî 575 yılında doğmuş olup, annesi Su’da binti Salebe’dir. Künyesi oğluna nisbetle “Ebû Üsâme’dir.” Yemenli’dir. Yemen’in o zamanki en muhterem kabilesi olan Kudâa kabilesine mensûbtur. Annesi ise Tay kabilesinin bir kolu olan Maanoğullarındandır. Zeyd bin Harise ( radıyallahü anh ) çocuk yaşlarında iken annesi Su’da ile […]
HAZRET-İ EBÛBEKİR’İN CÖMERTLİĞİ
Bir gün Hazret-i Ebûbekir ve Hazret-i Ali radıyallâhü anhümâ mescidde Resûlullah’ın huzûrunda iken bir kimse mescide girip selâm verdikten sonra Hazret-i Ali’yi görünce, gayet mahzun olup yüzü sarardı. Hazret-i Ebûbekir radıyallahü anh onun bu hâline hayret etti. Namaz kıldıktan sonra, Hazret-i Ali’ye sordu: “Yâ Ali, bu kimse mescide girip seni görünce gâyet mahzun oldu, benzi […]
ALLAH’DAN EN ÇOK ÂLİMLER KORKAR
Emevî Halîfelerinden Ömer bin Abdülazîz’i (k.s.), hanımı Fâtıma’ya sordular. “O insanların en çok namaz kılanlarından, en çok oruç tutanlarından değil idi. Lakin Allah’tan ondan daha çok korkan kimseyi görmedim. Yatağında Allâh’ı zikreder, korkusundan serçe gibi titrerdi. Öyle ki bu gidişle halîfe vefat eder ve insanlar halifesiz kalır, derdik. Süfyân-ı Sevrî (rah.), geçmiş amellerinden ve son […]
PEYGAMBERİMİZİN MERHAMETİ
PEYGAMBERİMİZİN MERHAMETİ Bir bedevî, bir şeyler istemek için Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) geldi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) de ona bir şeyler verdi ve “Sana ikrâm ettim mi? diye sordu. “Hayır, hiç etmedin,” dedi. Müslümanlar, bedevînin bu cüretinden dolayı öfkelendiler, üzerine yürüdüler. Ancak Resûlullah (s.a.v.) bundan vazgeçmelerini işâret buyurduktan sonra kalkıp evine gitti ve bedevîyi çağırdı ve ona […]
HAYA ÖRNEĞİ HAZRETİ OSMAN
Hazreti Âişe radıyallahu anhâ anlatıyor: Allah’ın Resulü bacakları açık bir vaziyette benim odamda oturmakta iken, Hazreti Ebû Bekir içeriye girmek için izin istedi. Peygamber aleyhisselâm halini değiştirmeden girmesine izin verdi. Kendisi ile konuştu. Sonra Hazreti Ömer izin istedi. Ona da, aynı hal üzerine, girmesi için izin verdi ve konuştu. Sonra Hazreti Osman girmek için izin […]
ASHÂBIMA HÜRMET EDİN, ÇÜNKÜ ONLAR SİZİN HAYIRLILARINIZDIR
Resûlullâh’ın (s.a.v.) ashâbından hiçbiri hakkında yakışıksız ve fena söz söylemeyip onların hepsini sevmek lazımdır. Bir kimse Resûlullâh’ın (s.a.v.) ashâbına buğz yani düşmanlık ederse münâfık olur. Ashâb-ı Kirâm hakkında dilimize sahip olmak lazımdır. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) “Benden sonra ümmetimin üstünü Ebûbekir, Ömer, Osman ve Ali’dir. Onlar hakkında ileri geri konuşmayın ve onlar için ancak hayır söyleyiniz […]
SİGARA VE ZARARLARI
Sigara dumanında birçok zehirli kimyevî maddeler vardır. Bu sebeple sigara dumanına maruz kalanlar da içenler gibi zehirlenir. Sigara birçok hastalıkla birlikte kanser de yapmaktadır. Sigara, içen veya dumanına maruz kalan kadınlarda erken doğum, erken yaşlanma, kemik erimesi, kısırlık, sakat ve hastalıklı çocuk doğurma vb. şeylere sebep olmaktadır. “Bir taneden bir şey olmaz” yalanına kanmamalı, sigarayı […]
İNSANOĞLUNUN SADIK HİZMETÇİLERİ: ATLAR
Atların ehilleri olduğu gibi sürüler hâlinde yaşayan yabânîleri de vardır. En meşhur at ırkları Arap ve yine menşei Arap atına dayanan İngiliz atıdır. Atlar, otla beslenir, fakat geviş getirmezler. Atların ömrü ortalama 20 ilâ 30 sene arasındadır. Bir yavru on bir ayda dünyaya gelir. Doğduktan birkaç dakika sonra ayağa kalkarak anasını tâkibe başlar. Atların saatte […]
Günün Ayeti Kerimesi
“…Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?..” (Zümer, 39/9)
Günün Ayeti Kerimesi
“…Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?..” (Zümer, 39/9)
Günün Hadisi Şerifi
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: اَلصَّوْمُ فِي الشِّتَاءِ الْغَنِيمَةُ الْبَارِدَةُ. (حم Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Kışın tutulan oruç,meşakkatsiz, yorulmadan elde edilen ganîmettir.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)
Günün Sözü
“Âlimin hatası geminin parçalanması gibidir, hem kendini, hem de yanındakileri batırır.” (Hz. Ali Kerremallâhü vecheh)
HAZRETİ ÖMER-ÜL-FÂRÛK
Hz Ebû Bekir’den sonra Eshâb-ı kiramın en büyüğü ve Peygamberimizin ikinci halifesi. Hülefa-i Raşidinden ve Aşere-i mübeşşereden yani Cennetle müjdelenen on kişiden biridir. Hicretten kırk sene önce Mekke’de doğdu. Dokuzuncu dedesi olan Ka’b’da soyu Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) soyu ile birleşir. Babası Hâttâb Kureyş kabilesinin ileri gelenlerinden, annesi Hanteme bint-i Hişam Ebû Cehil’in kızkardeşi idi. […]
HAZRET-İ OMER’İN TEMENNİSİ
Halîfe Hazret-i Ömer radıyallâhü anh, Ashâb-ı Kirâm’dan bazı zâtlara: “Bir şeyler isteyecek olsanız, ne isterdiniz?” dedi. Bazısı: “Şu evin altınla dolu olmasını ve onu Allah yolunda sadaka olarak vermeyi dilerdim” dedi. Bir diğeri: “Şu evin zeberced ve en kıymetli mücevherlerle dolu olmasını ve onu Allâh yolunda sadaka vermeyi isterdim” dedi. Hazret-i Ömer (r.a.): “Daha başka […]
HAZRET-İ EBÛBEKR’İN CÖMERTLİĞİ
Hz. Ömer’in oğlu Abdullâh radıyallâhü anhümâ anlattı: “(Bir gün) Resûlullâh aleyhisselâmın huzûrundaydım. Aynı mecliste üzerinde hurma lifleriyle dikilmiş bir aba giydiği hâlde Hz. Ebûbekir de (radıyallâhü anh) vardı. Bu sırada Cebrâîl aleyhisselâm gelerek Resûlullâh Efendimize (s.a.v.): “Ey Muhammed! Hz. Ebûbekir bu eski abayı niçin giymiş” diye sorunca Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.): “Ey Cebrâil! Ebûbekir, fetihten önce, […]
BAĞDAT FÂTİHİ DÖRDÜNCÜ MURAD HAN’IN VEFATI
Sultan Murad Han, damla (gut) hastalığından dolayı yataktan kalkamayacak kadar ağırlaşınca, kardeşi Sultan İbrahim Han’ı huzuruna çağırttı ve kendisine vasiyet ve nasihatlerde bulunarak saltanatı ona teslim etti. Sultan Murad Han, 9 Şubat 1640 günü güneş battıktan sonra, İmam Yusuf Efendi Yâsin-i Şerif okurken vefât etti. Sultanahmed Câmii avlusunda müslümanların gözyaşları ile Şeyhülislam Yahya Efendi’nin kıldırdığı […]
Hz. ÖMER’E NEDEN FARUK DENDİ
Bir münâfık ile bir yehûdî, bir husûsda anlaşamadı. Yehûdî da’vâyı hâlletmek için, Sultân-ı Enbiyâ hazretlerinin meclis-i şerîflerine gelmek istedi. Münâfık da yehûdîlerin re’îsi Ka’b bin Eşrefe gitmek istedi. Sonunda, Resûlullahın ‘s.a.v.’ katına geldiler. Da’vâyı yehûdîye hükm buyurdular. Münâfık o hükme râzı olmayıp, hazret-i Ömerin ‘r.a.’ huzûruna da’vâyı halletmesi için geldiler. Yehûdî, mâcerâ ve da’vâyı hazret-i […]
DÖRT HALİFENİN FAZİLETLERİ
Ümmet-i Muhammed’in en üstünü Hz. Ebû Bekir (r.a.)’dir. Resûlullâh’dan (s.a.v.) sonra hak halîfe olmuştur. Fazileti âyet-i kerîme ve hadîs-i şerîşerle sâbittir. Tevbe Sûresi’nin 40 ve Hadîd Sûresi’nin 10. âyet-i kerîmeleri onun hakkında nâzil olmuştur. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.): “Ben, Ebû Bekir’den başka her kime İslâm’ı arzetti isem tereddüd eyledi.Yalnız Ebûbekr-i Sıddîk tereddüd etmedi ve gecikmedi, (İslâm’a […]
İftira
Hz. Aişe (r.a.) buyurmuştur ki: “Resûlullah (s.a.s.) bir sefere çıkacağı zaman kadınları arasında kur’a çeker, kur’a kime çıkarsa onu beraberinde sefere götürürdü. Bir sefer sırasında da benim okum çıktı ve yolculuğuna ben refakat ettim. Bu sefer, örtünme emri geldikten sonra idi. Ben yol sırasında deve sırtında giden bir mahmil içinde taşınıyordum. Konak yerlerinde de onun […]
EBÛ BEKİR (R.A.)’IN CÖMERTLİĞİ
EBÛ BEKİR (R.A.)’IN CÖMERTLİĞİ Hz. Ömer (r.a.) anlattı: “Resûlullah (s.a.v.) bir gün bize sadaka vermemizi emretti. Bu emir de malımın çok olduğu bir güne denk gelmişti. Ben de ‘Eğer Ebû Bekr’i (sadaka vermekte) bir gün geçeceksem o gün bu gündür.’ dedim ve malımın yarısını alıp getirdim. Resûlullah (s.a.v.) “Yâ Ömer! Âilene ve çocuklarına ne bıraktın?” […]
MAKBUL OLAN DUÂLAR
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: Namaza başlanana kadar müezzinin duâsı, Cenâb-ı Hak şehîdliği ihsân edene kadar mücâhidin duâsı, Allâhü Teâlâ belde ve vatanına döndürünceye kadar hacının duâsı, Allâhü Teâlâ kendisine yardım edinceye kadar mazlûmun duâsı ve İftâr edene kadar oruçlunun duâsı (makbûldür)”.
AHMET İZZET PAŞA’NIN İ’TİRÂFI
Ahmet İzzet Paşa hâtırâtında (Feryâdım), Sultân İkinci Abdülhamîd Han ile alâkalı şu i’tirâfta bulunmuştur: “Sultan Abdülhamid Han ile temas etmiş olan yerli ve yabancı herkes onun keskin zekâ ve ileri görüşlülüğünü tasdik ederler. Saltanatı zamanında başından gelip geçenlere bakıp düşündükçe düşmanları tarafından yapılan iftirâlardan uzak olduğuna ve kimseye zulmetmediğine ben vicdânen hükmetmekteyim. Jurnal olunan adamın […]
GUSLÜN KISIMLARI
Farz olan gusülden başka sünnet, müstehap ve mendup olan gusüller de vardır: Cuma, Ramazan ve Kurban bayramı, ihrâma girmek için ve arefe günü gusül sünnettir. Her müslüman erkek ve kadın Cuma günü temizlenmelidir. Cuma günü gusül abdesti almak ve tırnak kesmek gibi sâir icabeden temizlik sebebiyle günahlar ağaçların yaprakları gibi döküleceği bildirilmiştir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.); […]
Günün Ayeti Kerimesi
“Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü yüklenmez.” (Necm, 53/38)
Günün Hadisi Şerifi
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إنَّ اللهَ لَا يَقْبَلُ مِنَ الْعَمَلِ إلَّا مَا كَانَ خَالِصًا وَابْتُغِيَ بِهِ وَجْهُهُ. (ن Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Allâhü Teâlâ ancak ihlâslı olarak ve sadece kendi rızâsı gözetilerek yapılan ameli kabul eder.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Nesâî)
Günün Sözü
Kızgınlık anında sevgi göstermek zor, fakat ne kadar güzel bir şeydir. (Sadi Şirazî)
UBÂDE BİN SÂMİT ( radıyallahü anh )
Eshâb-ı kiramdan olup, Ensâr’ın büyüklerinden. Künyesi, Ubâde Ebû Velîd olup, Hazrec kabilesinin Avfoğullarına mensûbtur. Babası, Sâmit bin Kays bin Esrem bin Fihr, annesi, Kurret-ül-ayn binti Ubâde binti Nadle binti Mâlik bin Aclân’dır. İsmi Ubâde bin Sâmit bin Kays bin Esrem bin Fihr bin Sa’lebe bin Ganem bin Sâlim bin Avf bin Amr bin Avf bin […]
KÖTÜ HUYLUDAN BİRŞEY İSTEME
Bir derviş zorda kalmıştı. Birisi ona: “Çok zengin birisi var. Eğer senin zorda kaldığını bilirse sana yardımcı olacağını zannediyorum.” dedi. Derviş: Ben onu tanımıyorum, dedi. Adam: Ben seni ona götüreyim, dedi. Dervişi alıp zenginin evine götürdü. Derviş, karşısında dudağı sarkık, öfkeli ve asık suratlı bir adamı görünce hiçbir şey söylemeden oradan çıktı. Dervişi zengine götüren […]
AMELLERDE İHLÂS
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Amellerinizi ihlâs ile (sadece Allah rızâsı için) yapınız. Zîrâ Allâhü Teâlâ ancak kendisi için ihlâsla yapılan amelleri kabul eder.” buyurmuştur. Cüneydi Bağdâdî (rh.): “İhlâs, kul ile Allâhü Teâlâ arasında bir sırdır. Melek onu bilip yazamaz, Şeytan görüp ifsâd edemez, heva ve heves de onu bozamaz.” buyurmuştur. Fudayl bin Iyâd (rh.): “İnsanlardan dolayı […]
HZ. UBÂDE BİN SÂMİT’İN (R.A.) İRTİHÂLİ
Peygamber Efendimizin Ashâbından ve Ensâr’dan olan Ubâde bin Sâmit hazretleri vefât edeceği vakit döşeğinin evin avlusuna çıkarılmasını emretti. Sonra bütün köle ve hizmetkârlarının, komşularının ve ahbâbının toplanmasını istedi. Hepsi yanına toplandıktan sonra dedi ki: “Muhakkak şu günümü, dünyada geçirdiğim son gün ve âhiret gecelerimden ilki olarak görüyorum. Bilmiyorum, belki elimle yahut dilimle sizi üzmüş olabilirim. […]
MÜSLÜMANLIKTA ÂİLE
MÜSLÜMANLIKTA ÂİLE Müslümanların arasında bir din kardeşliği vardır. Bu en kuvvetli bağlılıktır. Bu cihetle müslümanlar, hangi ırk ve memlekete mensup olurlarsa olsunlar birbirlerine bağlıdırlar; birbirlerini severler, birbirleri hakkında hayır isterler. Nitekim bir âyet-i kerîmede: “Mü’minler ancak kardeştirler…” (Hucurât Sûresi, âyet 10) buyurulmuştur. Bundan başka müslümanlar arasında nesebden, sütten ve evlilikten meydana gelen akrabalıklar vardır. Bu […]
KÖTÜ HUYLUDAN BİRŞEY İSTEME
Bir derviş zorda kalmıştı. Birisi ona: “Çok zengin birisi var. Eğer senin zorda kaldığını bilirse sana yardımcı olacağını zannediyorum.” dedi. Derviş: Ben onu tanımıyorum, dedi. Adam: Ben seni ona götüreyim, dedi. Dervişi alıp zenginin evine götürdü. Derviş, karşısında dudağı sarkık, öfkeli ve asık suratlı bir adamı görünce hiçbir şey söylemeden oradan çıktı. Dervişi zengine götüren […]
ZÜMER SÛRESİ
Zümer sûresi Kur’ân-ı Kerîm’in 39. sûresi olup yetmiş beş âyet-i kerîmedir. Cennetlikler ile cehennemliklerin, hakkı kabul edenler ile etmeyenlerin zümreler hâlinde cennete ve cehenneme sevk edileceklerini beyan buyurduğu için “Zümer Sûresi”; cennetliklerin gurfelerde (köşklerde) ikamet edeceğini müjdelediği için “Guref sûresi” denilmiştir. Muhtevasının başlıcaları şunlardır: Kur’ân-ı Mübîn’in nasıl bir hidayet vesilesi olduğu, Allâhü Teâlâ’ya itaat edenler […]
Yaşlı Kadınlar Cennete Giremez
Ensardan yaşlı bir kadın Resulullah’a (s.a.) gelerek. – Ya Resulullah! Bağışlanmam için bana dua et. Resulullah (s.a.) : – Bilmiyor musun ki cennete yaşlı kadınlar giremez, buyurdu. Bunun üzerine kadının ağlamaya başlaması üzerine Resulullah (s.a.) gülümseyerek: – Sen o gün ihtiyar bir kadın olmayacaksın. Allah’ın “Gerçekten biz hûrileri apayrı biçimde yeni yarattık. Onları, bâkireler kıldık. […]
İDAMDAN İSLAM’A
Rasul-i Ekrem s.a.v.’in Mekke’yi fethettiği gün, İslâm düşmanı Ebu Cehl’in idam fermanı verilmiş oğlu İkrime, ölüm korkusuyla kaçıp Yemen tarafına gitmişti. Onun eşi Ümmü Hakîm ise müslüman olmuş ve İkrime’nin bağışlanmasını Rasulullah’tan istirham etmişti. Allah Rasulü s.a.v., İkrime için güvenlik garantisi verince, hanımı Ümmü Hakim onu aramaya çıktı. Tihâme sahillerinde deniz yolculuğu sırası müslüman bir […]
UYUMANIN ÂDÂBI
Resûlullâh aleyhisselâm her gece yatağına geldiğinde ellerini bitiştirir, sonra “Kul hüvallâhü ehad”, “Kul e’ûzü bi-rabbi’l-felak” ve “Kul e’ûzü bi-rabbi’n-nâs” sûrelerini okur ve ellerine üfler, sonra elleriyle yüzünden, başından ve ön tarafından başlayarak vücûdunda ulaşabildiğini meshederdi ve bunu üç kere yapardı. Resûlullâh aleyhisselâm gece yatağına girince (sağ) elini (sağ) yanağı altına koyar ve sonra “Allâhümme bismike […]
AYASOFYA’DA İLK EZÂN (M. 717)
Molla İdrîs-i Bitlisi’nin Tevârîh-i Âl-i Osmân kitabında şöyle geçer: Emevî halîfelerinden Abdülmelik bin Mervan, oğlu Mesleme’yi büyük bir ordu ile Kostantıniyye’nin (İstanbul) fethine gönderdi. İslam askeri uzun müddet muhâsara ettiyse de Kayser’in taht şehrinin surları sağlam ve askerleri de kalabalık olduğundan fetih mümkün olmadı. Bizanslılar çok zâyiat verdikten sonra Emir Mesleme’nin tek başına şehre girip […]
Günün Ayeti Kerimesi
“Haydi Allah’a secde edin ve O’na kulluk edin.” (Necm, 53/62)
Günün Hadisi Şerifi
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: جُبِلَتِ الْقُلُوبُ عَلَى حُبِّ مَنْ أَحْسَنَ إِلَيْهَا وَبُغْضِ مَنْ أَسَاءَ إِلَيْهَا. (شهاب Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Kalbler, kendisine iyilik yapanı sevmek,kötülük yapana da buğz (nefret) etmek üzerine yaratılmışlardır.” (Hadîs-i Şerîf, Kuzâî, Müsnedü’ş-Şihâb)
Günün Sözü
O verdiğin zekat senin kesen için bir bekçidir. O kıldığın namaz da zekatının çobanıdır. (Mevlâna)
HAZRETİ OSMAN-I ZİNNÛREYN
Eshâb-ı kirâm’ın en büyüklerinden ve Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) dâmâdı, üçüncü halifesi. 577 senesinde Mekke’de doğdu. Babası Affân olup, Kureyş kabilesinin Benî Ümeyye kulundandı. Hazreti Osman’ın soyu, Abd-i Menafta Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) temiz nesebi ile birleşir. Dünyada iken Cennetle müjdelenen on kişiden biridir. Hazreti Rukıyye’den Abdullah isminde bir oğlu olmuş ve bu sebeble Ebû […]
DUÂDA BİR EDEB
Allâhü Teâlâ kullarının duâlarını işitir ve kabûl eder. Fakat kulunun istediği şeyi vermeyi geciktirebilir. Nitekim Allâhü Teâlâ, Mûsâ ve Hârûn aleyhimesselâmın Firavn için yaptıkları bedduâyı kırk sene sonra kabûl buyurdu. Bu gecikmenin sebebi: Ya istenilen şeyin henüz takdir edilen vakti gelmemiştir. Çünkü her şey için, ezelde takdir edilmiş bir vakit vardır. Veya Allâhü Teâlâ kulunun […]
LOKMAN HEKİM
Hazret-i Lokman Allah’ın veli kullarından, güzel konuşan, hikmet sahibi salih bir kişiydi. Kur’an’da ondan övgüyle bahsedilmektedir. Davud Aleyhisselâm zamanında yaşamıştır. Siyah renkli bir köle idi. Fakat pek güzel sözleri, geniş bilgisi ve üstün halleri vardı. Bir sohbet sırasında adamın biri ona şöyle demişti: – Sen bir koyun çobanıyken, insanlar sözlerini neden önemsiyorlar? – Ben gözümü […]
İbadet Artarsa Rızık da Artar
Bir derviş. Evden ayrılışında hanımına işe gidiyorum diyerek ayrılır, ancak doğru tekkeye gider ibadet ederdi. Akşam eve döndüğünde Hanımı: – Yiyecek bir şeyimiz yok biliyorsun, elin boş mu döndün, dediğinde de – Çalıştığım zat öyle cömertki… Ondan para istemekden utanıyorum. Ay sonunda ücretimin tamamını toptan verecek, derdi. Ay sonu geldiğinde, yine evden ayrılmış, tekkeye gitmiş, […]
HZ. EBÛ BEKİR’İN TEVAZUU
Hz. Ömer, Medine’nin kenar mahallesinde oturan, yaşlı ve a’mâ bir kadının, su ve yiyeceğini vermek ve ihtiyaçlarını gidermek için yanına gitmeyi âdet hâline getirmiş idi. Her ne zaman o yaşlı kadının yanına gelse, başka birisinin kendisinden önce davranıp, bütün ihtiyaçlarını karşıladığını görürdü. Defalarca böyle olunca Hz. Ömer bu gelenin kim olduğunu tesbit için takip etmeye […]
FANİ DÜNYA
Yalancı dünyâya aldanma yâ hû, Bu dernek dağılır dîvân eğlenmez. İki kapılı bir virânedir bu, Bunda konan göçer, mihmân eğlenmez. Bakma bunun karasına ağına, Gönül verme bostanına bağına, Benzer hemân oğlan oyuncağına, Bunda aklı olan insan eğlenmez. Doğrusuna gidegör bu yolların Geçegör sarpını yüce bellerin, Dünyâ zindânıdır mü’min kulların, Zindanda olan kul âsân eğlenmez. Ömür […]
Günün Ayeti Kerimesi
“Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?” (Kamer, 54/22)
Günün Hadisi Şerifi
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا اكْتَسَبَ مُكْتَسِبٌ مِثْلَ فَضْلِ عِلْمٍ يَهْدِى صَاحِبَهُ إِلَى هُدًى أَوْ يَرُدُّهُ عَنْ رَدًى. (طس Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Hiç kimse, sâhibini hidâyete götüren veya kötülüklerden alıkoyan ilmin fazîleti gibi bir fazîlet elde etmemiştir.” (Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Evsat)
Günün Sözü
Mü’mine aydınlık ve olgunluk kazandıran lokma, helal kazançtan elde edilen lokmadır. (Mevlâna)
OSMAN BİN TALHA ( radıyallahü anh )
Eshâb-ı kiramdan. Kureyş’in Abdü’d-dâr kabilesindendir. Nesebi, Osman bin Talha bin Ebî Talha Abdullah bin Abd-ül-Uzzâ bin Osman bin Abdü’d-dâr bin Kusey’dir. Nesebi, Kusey’de Peygamber efendimizin nesebi ile birleşmektedir. Annesi, Sülâfe binti Sa’d bin Şüheyd olup, Medine’nin Kubâ köyünden Amr bin Avf kabilesindendir. Doğumu bilinmemesine rağmen, 42 (m. 662) senesinde Mekke-i Mükerreme’de vefât etti. Mekke’de Kâ’be […]
İCMÂ-I ÜMMET
Peygamber Efendimize (s.a.v.) vahiy gelir o ümmetine tebliğ buyururdu. Peygamberimizden sonra vahiy gelme ihtimâli kalmadı. Fakat Kur’ân-ı Kerîm, nice Ashâb-ı Kirâm’ın ezberinde idi. Kur’ân-ı Kerîm’de açıklanmayan meseleler hakkında sünnet-i seniyye ile yani Resûlullah ne buyurmuş ve ne yapmış ise yahut bir kimseyi bir iş yaparken görüp de men etmemiş; yapma dememiş ise ona uyarak amel […]
NAMAZDA VURULMAK
Rasul-i Ekrem s.a.v.’in de hazır bulunduğu ‘Zâtü’r-Rika’ gazvesindeki bir çarpışmada, müslümanlardan biri müşrik bir adamın muharebe yerinde bulunan karısını öldürmüştü. Kadının kocası da misilleme olarak mutlaka bir müslüman öldürmeye yemin etmişti. Rasulullah s.a.v. ve arkadaşlarının peşinden onları izlemeye başladı. Allah Rasulü akşam üstü bir yerde konaklama hazırlığı yaptı ve yanındakilere sordu: – Bu gece istirahatimizde […]
Kısmetini Beklemek
Öğrencilerinden birinin eline bir testi verip kuşluk vakti çeşmeye gönderir Fakirullah Hazretleri. Ne var ki öğrenci çeşmenin başına varınca oradaki çocuklarla oyuna dalar, ta ikindiye kadar oyun sürer. Nihayet gün batarken aceleyle testiyi doldurup döner. Bunca vakittir orada oyuna dalan öğrenciyi bu defa arkadaşları aralarına alıp hırpalamak isterler. Ancak Fakirullah Hazretleri müdahale ederek der ki: […]
AĞAÇ DİKMENİN FAZİLETİ
AĞAÇ DİKMENİN FAZİLETİ Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Ağaç diken müslümana muhakkak o ağaçtan yenilen meyve onun için sadaka olur, o ağaçtan çalınan meyve de onun için sadaka olur, Vahşî hayvanların yediği de o kimse hesabına bir sadaka olur. Kuşların yediği de sadakadır. Her insanın ondan yiyip eksilttiği meyve de onu diken müslüman için bir sadakadır.” […]
EVLAD ACISINA SABRIN MÜKÂFATI
Bir kulun evlâdı vefât ettiğinde Allâhü Teâlâ meleklerine; “Kulumun gönlünün meyvesini mi aldınız?” buyurur. Melekler; “Evet” derler. Hak Teâlâ; “Kulum ne dedi” buyurdu; “Sana hamd etti ve kalbini sana tuttu ve ‘İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn’* (meâli: Biz herhalde Allâh’ın kullarıyız ve nihayet ve behemehal ona dönüp varacağız), dedi” derler. Hak Teâlâ şöyle buyurur: […]
Günün Ayeti Kerimesi
(اَسْتَعِيذُ بِاللهِ : إِنَّ الشَّيْطَانَ لَكُمْ عَدُوٌّ فَاتَّخِذُوهُ عَدُوًّا اِنَّمَا يَدْعُو حِزْبَهُ لِيَكُونُوا مِنْ اَصْحَابِ السَّعِيرِ. (سورة فاطر, 6 “Haberiniz olsun ki şeytan size düşmandır, siz de onu düşman tutun. Çünkü o kendine tâbî olanları, ancak alevli Cehennem’in yârânından olsunlar diye dâvet eder.” (Fâtır Sûresi, âyet 6
Günün Hadisi Şerifi
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ شَهِدَ الْفَجْرَ وَالْعِشَاءَ فِي جَمَاعَةٍ كَانَتْ لَهُ بَرَاءَتَانِ: بَرَاءَةٌ مِنَ النِّفَاقِ وَبَرَاءَةٌ مِنَ الشِّرْكِ. (حنيفة Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Kim sabah ve yatsı namazını cemâatle kılarsa, iki berâeti olur: Biri nifaktan berâet, biri de şirkten berâet.” (Hadîs-i Şerîf, Müsned-i Ebû Hanîfe)
Günün Sözü
Dedim artık bilgiden yana eksiğim yok / şu dünyanın sırrına ermişi az çok / derken aklım geldi başıma / bir de baktım ömrüm gelip geçmiş hiçbir şey bildiğim yok. (Ömer Hayyam)
ERKAM BİN EBÎ’L-ERKAM ( radıyallahü anh )
Eshâb-ı kiramın ilk îmân edenlerinden. Nesebi, Erkam bin Ebi’l-Erkam Abd-i Menâf bin Esed bin Abdullah bin Ömer bin Mahzûm’dur. Künyesi Ebû Abdullah’dır. Benî Mahzûm kabilesindendir. Annesi Temâdur binti Hudeym es-Sehmiyye’dir. (Diğer rivâyetlere göre Ümeyme binti Haris veya Safiyye binti Haris bin Hâlid’dir.) Hicretten önce Mekke-i Mükerreme’de doğduğu tahmin edilmektedir. 22 veya 23 yaşlarında iken, yedinci […]
EN CESUR KİMDİR?
Hz. Ali (kerremallâhü vecheh): “En cesur insan kimdir? diye sordu. “Sensin” dediler. Hz. Ali (k.v.): “İçimde bir korku olmadan hiç bir kimse ile çarpışmış değilim. Bana en şecâatli kimdir, onu söyleyin.” dedi. “Bilmiyoruz, kimdir?” dediler. “En cesur Hz. Ebûbekir’dir. Bedir günü Resûlullâh’a (s.a.v.) bir çardak yapmıştık. Müşriklerden birinin ansızın yapacağı bir hücûmdan onu korumak için: […]
İSLAM’IN ŞARTLARINA RİÂYET EDEN CENNETE GİRER
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Allâhü Teâlâ’ya ibâdetlerinizde ihlâslı olun, beş vakit namazınızı kılın, mallarınızın zekâtını gönül hoşluğu ile verin, Ramazan orucunu tutun, Beytullâh’ı haccedin. (Böyle yaparsanız) Rabbiniz’in cennetine girersiniz.” Namaz, bedenle yapılan en fazîletli ibâdettir. Namazın kemâliyle edâsı ancak bütün âdâbına riâyet etmekle mümkün olur. Bunlar da şeytanın vesvesesine kulak vermemek, âzâların huşû içinde olması, […]
KILIÇ GİBİ KESKİN DİL
Hicri üçüncü asrın yarısında, Abbasiler devrinde, İbnurrumi diye bilinen, Ali ibni Abbas, Kasım Ubeydullah adındaki Abbasi vezirinin meclisinde oturmuştu.O daima mantık ve beyan gücü olan kılıç gibi keskin diliyle gururlanırdı. Kasım bin Ubeydullah, İbnurrumi’nin dil yarasından çok korkuyordu ve endişeliydi. Fakat rahatsızlık göstermiyor ve öfkesini belli etmiyordu. Aksine, öylesine bir tavır takınıyorduki İbnurrumi; bütün kötümserliği, […]
“BİZİM EN BÜYÜK DÜŞMANIMIZ NEFSİMİZDİR”
Sultan İkinci Mahmud Han’ın Kaptan Paşa’ya yazdığı bir Hatt-ı Hümâyûnu: Kaymakam Paşa ve Kaptân-ı Deryâm! Ben yüzümü, gizliyi ve sırları bilen Allâh’a yönelttim. Benim ondan başka yardımcım yoktur. Müslümanlarda çalışkanlık yok ve bu tembellik beni hayrete düşürüyor. Yerin ve göklerin yaratıcısı olan Cenâb-ı Allah bizlere yardım etsin. Bu dünyâya gelmenin gâyesi, nefs-i emmareye tâbi olmak […]
İLİM ÖĞRENMENİN BAZI ADABI
İmâm Gazâlî (rh.) Hazretleri ilim tahsiline dair bazı adabı şöyle saymıştır: Birinci vazife herşeyden önce nefsi kötü ahlâktan temizlemektir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.); “Dîn temizlik üzerine kurulmuştur” buyurdular. Bu temizlik sadece elbise temizliği değil, kalb temizliğidir. Tevbe sûresinin 28. âyetinde; “…Müşrik (Allâh’a ortak koşan kimse)ler pislikten ibârettir…” buyurulması necâsetin sadece elbisede olmadığını beyân eder. Nefsi kötü […]
Günün Ayeti Kerimesi
“Cehennemliklerle cennetlikler bir olmaz. Cennetlikler kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (Haşr, 59/20)
Günün Hadisi Şerifi
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: فَضْلُ صَلَاةِ الرَّجُلِ فِي بَيْتِهِ عَلَى صَلَاتِهِ حَيْثُ يَرَاهُ النَّاسُ كَفَضْلِ الْمَكْتُوبَةِ عَلَى النَّافِلَةِ. (طب “Bir kişinin evinde (kimsenin görmediği yerde) kıldığı (nâfile) namazın, insanların gördüğü yerde kıldığı namaz üzerine fazîleti, farz namazların nâfile namazlar üzerine fazileti gibidir.” (Hadîs-i Şerîf, Taberânî, el-Mu’cemü’l-Kebîr)
VEYSEL KARANÎ
Tabiînin büyüklerinden. İsmi Üveys bin Âmir Karnî’dir. Yemen’in Karn köyünde doğdu. Doğum târihi bilinmemektedir. 37 (m. 657) senesinde şehîd edildi. Peygamber efendimizin ( aleyhisselâm ) sağlığında müslüman oldu. Fakat görmediği için Sahâbî olamadı. Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) zamanında Medine’ye gelmedi. Tabiînin büyüklerinden olduğu hadîs-i şerîfte bildirildi. Hazreti Ömer’in halifeliği sırasında Medine’ye geldi. Çok alâka ve […]
SULTAN İKİNCİ MURAD HAN (rahmetullâhi aleyh)
Altıncı Osmanlı padişahı Sultan İkinci Murad Han, milâdî 1421’de (Hicrî 824) tahta çıkmıştır. İnce ruhlu, âdil, merhametli, sözüne sâdık, cesur ve tedbirli idi. Memleketini adâletle idâre eden, dindar ve lütufkâr bir hükümdar idi. Sulhde olduğu gibi harpte de sözünün eri idi. İlim meclislerini sever, âlimleri himâye ederdi. Devrinde meydâna gelen mühim hâdiselerden bazıları: Mustafa Çelebi […]
AMELLERİN EN FAZİLETLİSİ
Cenâb-ı Hak katında amellerin en üstünü sevdiğini Allâh için sevmek, sevmediğini de Allâh için sevmemektir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Cenâb-ı Hak, Mûsâ aleyhisselâma şöyle vahyetti: “Ey Mûsâ! Benim için bir amel işledin mi?” Hz. Musa: “Yâ Rabbi! Senin için namaz kıldım, senin için oruç tuttum, sadaka verdim, seni zikrettim” dedi. Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu: […]
Hızıra Söyle
Bediüzzaman Saidi Nursi Emirdağ veya Afyon hapishanesi’nde yatarken, bir gece Konya’nın Ladik kasabasına Ahmed Ağa’nın yanına geldi. ahmed Ağa’nın yanında o anda sadece oğlu Zekeriya vardı. Bediüzzaman tayy-i mekan ederek gelmişti. Ahmed Ağa’nın odasının eşiğinde, ellerindeki kelepçeyi ve ayaklarındaki zincirleri çözdü, içeri girdi: “- Bu çıksın, dedi, Zekeriya’dan ötürü, konuşacaklarım var…” Ahmed Ağa: “-Mahzuru yok […]
Ara Öyle Bir Tevbe Yaptı ki…
Hz. Büreyde (r.a.) anlatıyor: Resûlullah (s.a.s.)’a, Mâiz İbnu Mâlik el-Eslemî (r.a.) gelerek: – Ey Allah’ın Resûlü, ben nefsime zulmettim, zinâ fazihasını işledim, beni temizlemeni istiyorum” dedi. Resûlullah (s.a.s.) onu reddetti , geri çevirip meselenin üzerine gitmedi.. Ancak Mâiz ertesi gün tekrar geldi. Yine: – Ey Allah’ın Resûlü, ben zinâ fazihasını irtikab ettim!” diye ikinci sefer […]
Günün Ayeti Kerimesi
اَسْتَعِيذُ بِاللهِ : اَلنَّبِيُّ اَوْلَى بِالْمُؤْمِنِينَ مِنْ اَنْفُسِهِمْ وَاَزْوَاجُهُ اُمَّهَاتُهُمْ… الآية. (سورة (الاحزاب, 6 Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu: “Peygamber, mü’minlere kendilerinden daha sevgilidir, zevceleri de (onların) anneleridir…” (Ahzâb Sûresi, âyet 6)
Günün Hadisi Şerifi
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَنْ زَارَ قَبْرِي وَجَبَتْ لَهُ شَفَاعَتِي. (هب Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Kim benim kabrimi ziyâret ederse, ona şefâatim vâcib olur.” (Hadîs-i Şerîf, Beyhakî, Şuabü’l-Îmân)
Günün Sözü
Şimdi elinden gelirken iyilik yap. Yoksa yarın kefeni yırtıp elini çıkaramazsın. (Sadi Şirazî)
HAZRETİ ALİYYÜL MÜRTEZA
Eshâb-ı kiramın büyüklerinden. Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) dâmâdı ve dördüncü halîfesidir. Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) amcası Ebû Tâlib’in oğludur. Künyesi Eb’ül-Hüseyin’dir. Bir künyesi de Peygamberimizin ( aleyhisselâm ) iltifât buyurarak söylediği “Ebû Türâb”dır. Hiç puta tapmadan müslüman olduğu için “Kerremallahü vecheh”, kahramanlığı ve çok cesur olmasından dolayı “Kerrâr” “Esedullah-il gâlib” lakabları verilmiştir. Ayrıca takdîr-i ilâhiyyeye […]
TEVESSÜL
Tevessül, vesîle: Allâhü Teâlâ’nın, kendisine yaklaşmak için sebep ve ihtiyaçların görülmesine vâsıta kıldığı her şeydir. Silsile-i Sâdât-ı Nakşibediyye’den Muhammed Mazhar (k.s.) Hazretleri buyurdu: Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz’in kabr-i şerîfleri huzurunda durmak ve ona salât ve selâm getirmek, onun Hak Teâlâ nezdindeki yüce makâmı ile tevessül ederek ondan yardım ve şefâatini istemek, en makbul, sevâbı en […]
RESÛLULLÂH’IN ZEVCELERİ; MÜ’MİNLERİN ANNELERİ
Ümmehâtü’l-Mü’minîn: Mü’minlerin anneleri demektir ki, Resûlullâh’ın zevceleri, hanımlarıdır. Bu hanımların isimleri şunlardır: Hz. Hadîce binti Huveylid. Hz. Ebûbekir’in kızı Âişe. Hz. Ömer’in kızı Hafsâ. Hz. Ümmü Habîbe. Hz. Ümmü Seleme. Hz. Sevde binti Zem‘a. Hz. Zeyneb binti Cahş. Hz. Zeyneb binti Huzeyme el-Hilâliyye. Hz. Meymûne binti Hâris. Hz. Cüveyriye. Hz. Safiyye binti Huyey Hz. Mariye […]
İÇKİNİN KÖTÜLÜĞÜ
İçki haramdır. Bir damlasına bile yaklaşmamak lazımdır. Fakîh Ebu’l- Leys Semerkandî merhum şöyle buyurdu: Sakın içkiye yaklaşma, zira onu içmekte on kötü hal vardır; 1- İçki içen deli seviyesine düşer ve çocukların bile maskarası olur. Akıllı insanlar nezdinde de kötü olarak bilinir. 2- İçki içmek aklı giderir ve malı telef eder. 3- Dostlar ve kardeşler […]
Şeytan yolunu değiştirir
Hazret-i Resûl-i ekremin ‘s.a.v.’ huzûr-ı şerîflerinde oturan, Kureyş hâtunlarından birisi, yüksek ses ile konuşurken, hazret-i Ömer ‘r.a.’ gelip, içeri girmeğe izin taleb etdi. Hâtunlar kalkıp, sür’atle perde arkasına çekildiler. Hazret-i Ömere ‘r.a.’ izin verilip, içeri girdi. Bakdı ki, hazret-i Resûl-i ekrem ‘s.a.v.’ gülüyordu. Ömer ‘r.a.’ dedi ki, – Allahü teâlâ hazretleri mubârek dişlerini güldürsün, yâ […]
Devlet Hazinesi
Hazreti Ömer (r.a.). Halife. Bir gece. Makamında. Ashabtan biri ziyaretine gelir. Selam verir. Selamı alınmamıştır. Oturur. Ömer işiyle meşgul. Sahabe bekler. Ömer çalışır. Selam alınmamış, yüzüne bile bakılmamıştır. İş biter. Ömer mumu söndürür. Bir başka mumu yakar. O anda selamını alır. Konuşmaya başlar. Sahabe sorar: – Ya Ömer, niçin hemen selamımı almadın ve niçin bir […]
TELEFONLA GÖRÜŞME ÂDÂBI
TELEFONLA GÖRÜŞME ÂDÂBI Telefon eden, aradığı telefonun zilini 3-4 defadan fazla çaldırmaz. Arama saatlerine dikkat eder. Arayan önce kendini tanıtır, sonra görüşmek istediği kişiyi sorar. Aradığı kişinin görüşmeye müsait olup olmadığını sorar. Telefona çıkanın aradığı kişi olduğundan emin olmak için ‘Falanın evi mi, ofisi mi veyâ falan kişi ile mi görüşüyorum’ diyerek sorar. Aradığı numara […]
Hiç bir müslümanı hakir görme
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Ebû Bekir’e (r.a) şöyle buyurdular: “Yâ Ebâ Bekir! İnsanların dünyaya koştuğunu gördüğün zaman sen âhiret için çalış. Her zaman ve her yerde Allâhü Teâlâ’yı zikret. Sen Allâhü Teâlâ’yı zikredersen o da seni zikreder (rahmet ve mağfiretiyle muâmele eder). Müslümanlardan hiç kimseyi hakir görme. Zira Müslümanların küçükleri Allâhü Teâlâ nezdinde daha büyüktür.” […]
