Mü’minlerin her fırkasından (; her belde ahalisinden, her cemiyetten) bir kısmı dinde tefekkuh (edip külfet ve meşakkate katlanıp fıkıh tahsîl) eylesinler ve dönüp geldikleri vakit kendi kavimlerini irşâd ve inzâr eylesinler…” (Tevbe Sûresi, âyet 122)
Archive for Şubat 18th, 2016
Günün Hadisi Şerifi
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: يَبْعَثُ اللهُ الْعِبَادَ يَوْمَ الْقِيَامَةِ ثُمَّ يُمَيِّزُ الْعُلَمَاءَ فَيَقُولُ: يَا مَعْشَرَ الْعُلَمَاءِ إِنِّي لَمْ أَضَعْ فِيكُمْ عِلْمِي لِأُعَذِّبَكُمْ اِذْهَبُوا فَقَدْ غَفَرْتُ لَكُمْ. (مجمع Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Allâhü Teâlâ kıyâmet günü kullarını diriltir. Sonra (hakîkî) âlimleri ayırır ve onlara şöyle buyurur: Ey âlimler! Ben ilmimi size azâb etmek […]
ABÎDE BİN AMR ( radıyallahü anh )
Tabiînden meşhûr fıkıh âlimi. İsmi Ubeyde bin Amr es-Selmânî el-Muradî olup, Abîde es-Selmânî ismiyle de meşhûr olmuştur. Künyesi Ebû Amr el-Kûfî’dir. Doğum târihi bilinmemektedir. 72 (m. 691) senesinde vefât etti. Abîde bin Amr Yemenli olup, mensûb olduğu kabilenin reîsi idi. Peygamberimiz ( aleyhisselâm ) hayatta iken, Mekke’nin feth edildiği günlerde müslüman olmakla şereflendi. Fakat Peygamberimizi […]
İLİMLE AMEL ETMEK
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: • “İlim öğreniniz ve öğrendiklerinizle amel ediniz, onu insanlara öğretiniz. Ehil olmayanlara öğretmeyiniz, ilim öğrenmeye ehil olanları da mahrum bırakmayınız.” • “İlimlerden dilediğinizi öğreniniz. Öğrendiklerinizle amel etmedikçe Allâhü Teâlâ size asla ecir ve mükâfat vermez.” • “Ey Uveymir! Allâhü Teâlâ sana kıyâmet gününde “İlim öğrendin mi yoksa cahil mi kaldın?” derse, […]
Cafer-i Sadık İle Rafizi
Kûfede bir râfizî var idi. Adı Abdülmecîd bin Abdülgaffâr idi. Ca’fer-i Sâdık ‘kuddîse sirrûh’ hazretlerinin hûzuruna vardı ve. aralarında şu konuşma geçti – Esselâmü aleyke yâ Resûlullahın torunu. Resûlullah ‘sallallahü teâlâ aleyhi ve sellem’ hazretlerinden sonra en üstün olan kimdir? – Ebû Bekr-i Sıddîkdır ‘r.a’. – Böyle olduğunu nereden biliyorsun. – Hak sübhânehü ve teâlâ […]
Garip Karşılanan Bir Adak
Allah dostlarından biri olan Abdullah Kalanisi (K.S.) bir defasında gemi ile yolculuk ederken şiddetli bir fırtınaya yakalandı. Gemide bulunan yolcu ve mürettebat dua ettiler ve birer adakta bulundular. Abdullah Kalanisi’nin de bir adakta bulunması için kendisine işaret ettiler. Abdullah Kalanisi, kendisine adfakta bulunması için işaret edenler: – Ben şu fani dünyadan alakamı kestim. Beni böyle […]
SELÂM VERMENİN VE ALMANIN EHEMMİYETİ
SELÂM VERMENİN VE ALMANIN EHEMMİYETİ Müslümanların birbirlerini tanımalarına ve sevmelerine vesîle olduğu için selâm vermenin ve selâm almanın fazîleti büyüktür. İslâm dîni, selâm için tanışmış olmayı şart kılmamış, müslümanlar için, bildiğine ve bilmediğine selâm verilmesini bir vazîfe olarak kabul etmiş ve selâm almanın ise daha vâcib, zarûrî bir vazîfe olduğunu bildirmiştir. Selâm almak “Ve aleykümü’s-selâm […]
İlk müslümanların çektiği eziyetler
Resûl-i Ekrem Efendimiz’i (s.a.v.) tasdik edip İslâm dinini kabul eden ashâb-ı kiramdan birçokları bu uğurda pek çok eziyetler çekmiş, birçok maddî mahrumiyetlere katlanmış, dinleri uğrunda mallarını, canlarını fedadan çekinmemişlerdi. Hattâ, bizzat Resûlullah aleyhisselam dahi birçok eziyetlere mâruz kalmış, hiçbir peygamberin görmediği ezâ ve cefâya uğramış; bunlara sabr ile, metanet ile katlanmış, yüksek peygamberlik vazifesini harikulade […]
