“Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder.” (Şûra, 42/30)
Archive for Şubat 1st, 2016
Günün Hadisi Şerifi
قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: كَفَى بِالْمَرْءِ عِلْمًا أَنْ يَخْشَى اللهَ وَكَفَى بِالْمَرْءِ جَهْلًا أَنْ يَعْجَبَ بِعِلْمِهِ. (مي Peygamber Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Bir kimseye, ilim olarak Allâhü Teâlâ’dan korkması yeter. Cehâlet olarak da ilmini beğenmesi yeter.” (Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Dârimî)
Günün Sözü
Dostuna sana düşmanlık edebilecek kadar kuvvet verme. (Sadi Şirazî)
HİND BİNTİ UTBE ( radıyallahü anha )
Kadın sahâbîlerden. Mekke kâfirlerinden Utbe bin Rebi’a bin Abd-i Şemsî bin Abd-i Menâf kızı, Ebû Süfyânın hanımıdır. Hazreti Mu’âviyenin annesidir. Hind binti Utbe Mekke’de doğmuş olup, doğum târihi bilinmemektedir. Büyük dedesi Abd-i Menâf Kureyş’in ileri gelenlerinden ve başkanlarından idi. Hind binti Utbe, evvelâ Mahzûm kabîlesinden Fâkıhe İbn-i Mugayze ile daha sonra ise Ebû Süfyân ile […]
“ALLAH’TAN HAKKI İLE ANCAK ÂLİMLER KORKAR…”
Emevî halîfesi Ömer ibn-i Abdülaziz’in zevcesi Fâtıma (rah.) şöyle anlatır: “Bir gün Ömer İbn-i Abdülaziz’i seccâdesinin üzerine oturmuş, ellerini yanağına koymuş, gözyaşları sakalının üzerine akarken gördüm. “Ey müminlerin emîri, yeni bir hâdise mi oldu?” diye sordum. Dedi ki: “Ey Fâtıma, yeryüzündeki bütün Ümmet-i Muhammed’in mesûliyetini üzerime aldım. İçlerinde aç kalmış fakirler, zavallı hastalar, muhtaçlar, çok […]
KİM ALLAH’DAN KORKARSA ONA BİR ÇÂRE GÖSTERİR
Eşcâ‘ kabîlesinden Mâlik (r.a.), Resûlullâh Efendimize (s.a.v.) geldi ve: “Yâ Resûlallâh, oğlum Avf esîr alındı” dedi. Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) ona: “Oğluna haber gönder ve de ki: Resûlullah (s.a.v.) sana çokça ‘Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh’ okumanı emrediyor.” buyurdular. Mâlik’in (r.a.) oğlunu yay kirişiyle bağlamışlardı. Yay kirişi koptu, o da kurtulup oradan ayrıldı. O kavme […]
AYASOFYA’DA İLK EZÂN (M. 717)
Molla İdrîs-i Bitlisi’nin Tevârîh-i Âl-i Osmân kitabında şöyle geçer: Emevî halîfelerinden Abdülmelik bin Mervan, oğlu Mesleme’yi büyük bir ordu ile Kostantıniyye’nin (İstanbul) fethine gönderdi. İslam askeri uzun müddet muhâsara ettiyse de Kayser’in taht şehrinin surları sağlam ve askerleri de kalabalık olduğundan fetih mümkün olmadı. Bizanslılar çok zâyiat verdikten sonra Emir Mesleme’nin tek başına şehre girip […]
ŞEYHİN MÜRİDLERİNİ İMTİHANI
Mire-i Nişabûri (k.s.) Hazretleri, yanında müridlerinden bir hizmetçisi olduğu halde Nesa denilen yere gitmişti. Orada büyük rağbet gördü, bir hayli müridleri oldu. Başına toplandılar, hatta onun zikrinden bile meşgul ediyorlardı. O bu durumdan incinmekte idi. Nesa’dan geri dönmeye karar verdi. Ve bir gün müridlerine Allaha ısmarladık diyerek yola çıktı. Onun etrafını saran yeni birçok müridi […]
EBABİL KUŞLARI
Habeşistan Krallığı’nın Yemen valisi olan Ebrehe, milâdî 570 yıllarında San’a şehrinde, ‘Kulleys’ adı verilen muhteşem bir kilise yaptırmıştı. Maksadı, Kâbe ziyaretine rağbet gösteren Arapların ziyaretlerini oraya çevirmekti. Bu duruma tepki gösteren bir adam da, gecenin birinde Kulleys’e girip içine pislemişti. Bu hakarete çok öfkelenen ve koyu bir hıristiyan olan Ebrehe, gidip Kâbe’yi yıkmaya karar verdi. […]
FAYDALI İLİM
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “Kıyâmet gününde en ağır azabı görecek olan, Allâhü Teâlâ’nın ilminden kendisini faydalandırmadığı âlimlerdir.” Yine Peygamber Efendimiz buyurdular: “Kul, bildiği ile amel etmedikçe âlim olamaz.” “İlim ikidir. Biri dilde olandır ki bu, Allâhü Teâlâ’nın kulları aleyhine bir delildir; diğeri, kalbde olan ilimdir. İşte faydası olan ilim de budur.” “Ahir zamanda ibâdet […]
ABDEST
Abdestin farzları dörttür. Yüzünü ve ellerini dirsekleri ile berâber yıkamak, başının dörtte birini mesh etmek ve ayaklarını topukları ile berâber yıkamak. Sünnet üzere abdest şöyle alınır: Besmele ile önce eller bileklerine dek üç kere yıkanır. Dişleri misvâkladıktan sonra ağız ayrı ayrı su ile çalkanıp tükürülür. Sonra burun, ayrı ayrı su çekip sümkürerek üçer kere yıkanır. […]
RESÛLULLÂHA VE ALLAH’TAN GETİRDİKLERİNE İMAN ETTİK
Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ölümden sonrasına dâir haber verdiklerine îmân etmedikçe kulun îmânı makbul olmaz. Ölümden sonra kabirde ilk şey Münker ve Nekîr’in sual sormasıdır. Münker ve Nekir ölüye: “Rabbin kim, peygamberin kim, dinin ne?” diye sorarlar. Mü’min: “Rabbim Allah, dinim İslam, Peygamberim Muhammed Mustafa (s.a.v.)” diye cevap verir. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) ölümden sonrasına dair haber […]
