Emevî halîfesi Ömer ibn-i Abdülaziz’in zevcesi Fâtıma (rah.) şöyle anlatır:
“Bir gün Ömer İbn-i Abdülaziz’i seccâdesinin üzerine oturmuş, ellerini yanağına koymuş, gözyaşları sakalının üzerine akarken gördüm.
“Ey müminlerin emîri, yeni bir hâdise mi oldu?” diye sordum. Dedi ki:
“Ey Fâtıma, yeryüzündeki bütün Ümmet-i Muhammed’in mesûliyetini üzerime aldım. İçlerinde aç kalmış fakirler, zavallı hastalar, muhtaçlar, çok gayretli gaziler, zulme uğramış olanlar var, garip ve esirler var, yaşlılar, çoluk çocuğu çok olanlar ve daha nice yardıma muhtaç çaresizler var.
Biliyorum ki kıyâmet gününde Rabbim onları benden soracak, davacım Muhammed Mustafa (s.a.v.) olacak. Kurtulamazsam hâlim ne olur, diye düşünüyor, kendime acıyıp ağlıyorum.” (Târih-i Dimaşk)
