“Sen af yo lu nu tut, iyi li ği em ret, ca hil ler den yüz çe vir.” (A’raf, 7/199)
Archive for Mart 3rd, 2016
EBÛ KATÂDE ( radıyallahü anh )
Resûl-i Ekrem efendimizin ( aleyhisselâm ) süvarilerinden. İsmi, Haris, künyesi Ebû Katâde, lakabı Fâris-i Resûlullah (Resûlullah’ın ( aleyhisselâm ) süvarisi)’dir. Tahminen m. 602 yıllarında Medine’de doğup 54 (m. 674) senesinde de Kûfe’de vefât etmiştir. Hazrec kabilesindendir. Babası Rebî’ bin Beldehe, annesi Kebşe binti Mazhar’dır. Ebû Katâde ( radıyallahü anh ) Sülâfe binti Berrâ bin Ma’rur […]
DİN – İLİM – MEDENİYET
Bütün Müslümanların muallimi olan Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.), dünyâ ve âhirette kurtuluş sermâyemiz olan dînimizin esaslarını Ashâb-ı Kirâm’ına Mescid-i Nebevî’de öğretirdi. Ashâb-ı Kirâm da Resûlullâh’ın izinden bir adım ayrılmadılar. İslâm’ın ilk asırlarında ilmin câmi ve mescidlerde öğretilmesi usûlü hicretin dördüncü asrına kadar devâm etti. Üçüncü asırda felsefe ve bazı fen ilimleri, alimlerinin ikâmetgâhlarında; tıp, tıp müesseselerinde […]
ABDEST VE GUSÜL (BOY ABDESTİ)
Namazın şartlarının birincisi hadesten tahârettir: Hades cünüb veya abdestsiz olmak demektir. Hadesten taharet, su bulunup kullanılması mümkün olan yerde gusül lâzım olduysa gusül abdesti, abdest lâzım olduysa abdest almak, su bulunmayan yâhud kullanmak mümkün olmayan yerde teyemmüm etmektir. Abdestin farzları dörttür: Yüzünü yıkamak, ellerini dirsekleri ile beraber yıkamak, başın dörtte birini mesh etmek ve ayaklarını […]
TEFECİLİKTEN TEVBEKÂRLIĞA….
Hasan-ı Basrî (k.s.) hazretlerinin talebelerinden Habîb-i Acemî (k.s.) hazretleri, önceleri çok zengin birisi idi. Tefecilik yapar, faizle para verirdi. Bir gün evinde, tam yemek yiyeceği sırada kapıya bir dilenci geldi ve ‘Allah rızâsı için bir sadaka’ dedi. Habîb, onun yüzüne kapıyı kapattı, o fakiri mahzun bir halde geri çevirdi. Sofraya döndüğünde kabın içindeki yemeğin kana […]
KİMLER SABREDEN VE ŞÜKREDENDİR
KİMLER SABREDEN VE ŞÜKREDENDİR Resûlullâh (s.a.v.) Efendimiz buyurdu: “İki haslet kendisinde olan kimseyi Allâhü Teâlâ şükreden ve sabredenlerden yazar. Bu iki haslet kendisinde olmayan kimseyi de şükreden ve sabredenlerden yazmaz: Dînî hususlarda (sâlih amellerde) kendinden yukarıda olanlara bakıp onlara uyan ve dünya işlerinde kendisinden aşağıdakine bakıp da kendisini onun üzerine fazîletli kılan Allâhü Teâlâ’ya hamd […]
