قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: مَا تَرَكَ عَبْدٌ شَيْئًا لَا يَتْرُكُهُ إِلَّا لِلهِ إِلَّا آتَاهُ اللهُ مِمَّا هُوَ خَيْرٌ مِنْهُ مِنْ حَيْثُ لَا يَحْتَسِبُ. (الزهد والرقائق Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) buyurdular: “Kulun Allah için terk ettiği hiçbir şey yoktur ki Allâhü Teâlâ hiç ummadığı yerden ona terk ettiğinden daha hayırlısını vermesin.” […]
Archive for Haziran 21st, 2018
ALLAH İÇİN TERK ETMEK
Ebû Katâde ve Ebu’d-Dehmâ (radıyallâhü anhümâ) çok haccederlerdi. Bir defasında bir bedevîye rast geldiler. Bedevî onlara dedi ki: “Resûlullah Efendimiz (sallallâhü aleyhi ve sellem) elimden tuttu ve Allâhü Teâlâ’nın kendisine öğrettiği şeylerden bana öğretti. Resûlullah’tan (s.a.v) öğrendiklerimden birisi şudur: Buyurdu ki: “Allah korkusu ile terk ettiğin şeyin daha hayırlısını Allâhü Teâlâ sana elbette verir.” (Sünen-i […]
BESMELE-İ ŞERÎFENİN FAZÎLETİ
Kıyâmet günü ameller tartılınca Muhammed Mustafa (s.a.v.) ümmetinin namazlarının her bir rek’atı diğer ümmetlerin bin rek’atına denk gelecektir. Buna hayret eden diğer ümmetler sebebini soracaklar, onlara “Onlar namazlarında besmele okurlardı.” diye cevap verilecektir. Resûl-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: • “Kim Besmeleyi okursa Allâhü Teâlâ her bir harfi için ona dört bin sevap yazar ve onun […]
SÜNNET DİNDE DELİLDİR.
İmran İbn-i Husayn (r.a.) şefaatten bahsediyordu. Dinleyenler içinden bir adam: “Ya Ebâ Nüceyd, sizler bize, Kur’ân-ı Kerîm’de aslını bulamadığımız şeylerden bahsediyorsunuz.” deyince İmran gadablandı ve “Kur’ân-ı Kerîm’i hiç okudun mu?” dedi. “Evet okudum” deyince, “Peki, Kur’ân-ı Kerîm’de yatsı namazının dört, akşam namazının üç, sabah namazının iki, öğlen namazı ve ikindi namazının dört rek’at olduğunu bulabiliyor […]
ALLÂH’A VE RESÛLÜ’NE İSYAN EDEN EBEDÎ CEHENNEMDEDİR
Ebûbekr-i Sıddîk (radıyallâhü anh) bir hutbesinde buyurdu ki: “Kıyamet günü, Allâhü Teâlâ’nın dünyada kendisine iyilik ettiği, bol rızık ve sıhhatli vücûd ihsan ettiği halde bu nimetlere karşı nankörlük eden kul, Allâh’ın huzuruna getirilir ve ona: “Bugün için ne hazırladın?” diye sorulur. O, hazırladığı bir şey bulamayınca ağlamaya başlar. O kadar ağlar ki, gözünde yaş tükenir. […]
ALLÂH’A KARZ-I HASEN (GÜZEL ÖDÜNÇ) VERMEK
Allâhü Teâlâ, Bakara sûresinin 245. âyet-i kerîmesinde (meâlen) “Hani kim var Allâh’a güzel bir ödünç arz edecek (verecek) ki Allah ona birçok katlarını katlayıversin…” buyurdu. Karz-ı hasen, güzel ödünç demektir. Âyet-i Celîle’de malın en güzelini seçip Allâhü Teâlâ’nın rızası için ihlâsla en hayırlı yerlere vermek manasınadır. Karz-ı hasende şu on şey olmalıdır. Birincisi, helâlden olmalıdır. […]
KUR’ÂN-I KERÎM’İ ÖĞRENİP, OKUMAK VE OKUTMAK
Her müslümanın namazı câiz olacak kadar Kur’ân-ı Kerîm âyetlerini ezberlemesi farz-ı ayındır. Fâtiha sûresiyle diğer bir sûreyi ezberlemek vâcibtir ki bununla farz da yerine getirilmiş olur. Kur’ân-ı Kerîm’in diğer kısımlarını ezberlemek de müslümanlar için bir farz-ı kifâyedir. Kur’ân-ı Kerîm’i namaz dışında Mushaf-ı Şerîf’ten bakarak okumak, ezbere okumaktan daha faziletlidir. Kur’ân-ı Kerîm’i namaz haricinde de kıbleye […]
CENNETTE KUR’ÂN ÂYETLERİ KADAR DERECE VARDIR
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular ki: “Kur’ân-ı Kerîm’i okuyunuz. Muhakkak Allâhü Teâlâ kalbinde Kur’ân-ı Kerîm bulunan kimseye azâb etmez.” Büreyde (radıyallâhü anh) anlattı: Resûlullâh Efendimizin (s.a.v.) yanında idim, şöyle buyurduklarını işittim: Muhakkak Kur’ân-ı Kerîm, sâhibini (Kur’ân-ı Kerîm’i dâimâ okuyanı), kıyâmet günü kabrinden diriltilip kalktığı sırada, bir arkadaş gibi karşılar. Ona: “Beni tanıdın mı?” diye sorar. O: […]
REBÎ BİN HEYSEM ( radıyallahü anh )
Tabiîn devrinde Kûfe’de yetişen büyük âlimlerden. İsmî, Rebî’ bin Heysem bin Âiz bin Abdullah bin Mevhib bin Munkız es-Sevrî’dir. “Ebû Yezîd” künyesi ile meşhûr olmuştur. Kûfeli olduğu için, “el-Kûfî” denilmektedir. Doğum târihi, kaynaklarda bildirilmemektedir. Emevî halifelerinden Yezîd bin Muâviye’nin halifeliği sırasında vefât etmiştir. Vefât târihinin 68 (m. 687) senesi olduğu zikredilmektedir. Mısırda “Câmi’ul-âtika” mescidinde imamlık […]
