قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ أَمَامَكُمْ عَقَبَةً كَئُودًا لَا يَجُوزُهَا الْمُثْقَلُونَ. (ك Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem buyurdular: “Muhakkak önünüzde aşılması güç, sarp yokuşlar (meşakkatli bir dünyâ ve âhiret hayâtı) vardır. (Günah) yüklü olanlar, onları geçemezler.” (Hâkim, el-Müstedrek)
Archive for Ocak 24th, 2020
HZ. ALİ’NİN (K.V.) EVLÂTLARINA VASİYETLERİ
Hz. Ali (k.v.) kendisini şehîd eden yarayı aldığı vakit, oğulları Hz. Hasan’ı ve Hz. Hüseyin’i (radıyallâhü anhümâ) çağırarak onlara şöyle nasîhatte bulunmuştu: “Allah’tan korkmanızı ve dünya hayatında size karşı haksızlık edilse bile, sizin öyle davranmamanızı tavsiye ederim. Sakın kaybettiğiniz kimse için ağlamayasınız. Haktan başka bir şey söylemeyin. Yetime merhamet edin, zayıfa yardımcı olun. Âhiretiniz için […]
İSTİŞÂRE EDEN PİŞMAN OLMAZ
Bir iş hakkında bazı kimselerin görüşüne müracaat etmeye, onlara danışmaya ve fikir alışverişinde bulunmaya istişâre denir. Bir yerde toplanıp istişârede bulunan topluluğa şûrâ; kendisiyle istişâre edilen kişiye müsteşar denilir. İstişâre edilecek kimse güvenilir ve hayırsever olmalıdır. Kanâatinin aksine fikir beyan edip karşısındakini aldatan hâinlik etmiş olur. Danışılan şey kendisine ait olsa kendi hakkında ne düşünüyorsa […]
KAYBOLURSA ÎMÂN DA HAYÂ KAYBOLUR
Hazret-i Âdem Aleyhisselâm’ın zamân-ı şeriflerinden bu zamana gelinceye kadar hayâ ve güzel ahlâk her devirde bulunmuştur. Hiçbir haslet güzel ahlâktan daha azîz, daha şerefli değildir. Hayırdan ve şerden, Allâhü Teâlâ Hazretlerinin yarattığı her ne varsa çift olarak yaratılmıştır. Bu, “Her şeyden çift çift yarattık, inceden inceye düşünesiniz diye.” meâlindeki Zâriyat Sûresi’nin 49. âyet-i kerîmesi ile […]
Kıyam binefsihî
ALLÂHÜ TEÂLÂ’NIN ZÂTÎ SIFATLARINDAN KIYAM BİNEFSİHÎ Kıyam binefsihî; Allâhü Teâlâ’nın varlığının kendi zâtıyla olmasıdır. Bu sıfat da Allâhü Tealâ’ya mahsustur. Şöyle ki, Hak Teâlâ’nın ezelî ve ebedî olan varlığı kendi zâtı ile kâimdir, kendi varlığı, kendi mukaddes zâtının muktezasıdır. Aslâ başkasından değildir. Bunun içindir ki, Allâhü Teâlâ’ya “Vâcibü’l-vücûd” denir. Onun varlığı, başka bir var edene […]
