Dini Hikayeler

Etme Bulma Dünyası

Ekim 24, 2016

Bir adam, karısı ve yaşlı babası. Kadın kayınpederini istememekte, huysuzluk etmekte, evin huzurunu boznaktadır. Bir gün kocasına: – Bey… bey.. Bezdim bezdim. Bir gün göremedim. Gençliğim gidiyor. Ya ayrılalım, babanla kal., ya da al babanı al da nereye getirirsen getir beraber kalalım. Yoksa ben gidiyorum. Adamcağız şaşkınbiraz da sitemli bir vaziyette: -Ne diyorsun hanım, o […]

No Comments »

BİR EV TAPUSU

Ekim 23, 2016

Meşhur velilerden Habib-i Acemî k.s. zamanında, benzeri görülmemiş şöyle bir hadise yaşanmıştır: Horasanlı bir adam, evini onbin dirheme satarak, ailesiyle Basra’ya geldi. Oradan hacca gidecekti. Habib-i Acemî’yi buldu ve ondan şöyle bir istekte bulundu: – Ben eşimle hacca gidiyorum. Şu onbin dirhem parayı al da, Basra’da benim için uygun bir ev alıver. Horasanlı ve eşi […]

No Comments »

Altın Top

Ekim 22, 2016

Zengin bir ailenin fakir bir komşusu varmış. Evlerindeki saadetin dalgalanmaları, zengin ailenin duvarlarını aşarak kulaklarına kadar ulaşırmış. Akşam olunca , fakir ailenin evindeki gülme ve saadeti duyunca zengin komşu gıpta edermiş. bir gün karısına demiş ki: – Biz bu kadar zengin olduğumuz halde neden neşemiz yok? Sen yarın fakir komşunun hanımından sor bakalım, saadetlerinin sebebi […]

No Comments »

İHLÂSLA SÖYLENEN ‘KELİME-İ ŞEHÂDET’İN AĞIRLIĞI

Ekim 20, 2016

Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz bir gün, ihlâsla söylenmiş bir kelime-i şehâdetin, âhirette mü’minin terâzisinin sağ kefesini nasıl yükselteceğini şöyle anlatmışlardır: ‘Azîz ve Celîl olan Allah Teâlâ kıyâmet günü, ümmetimden bir adamı halkın içerisinden alır ve onun için doksan dokuz adet büyük defter açar. Her defter, gözün alabildiği kadar büyüktür. Allah Teâlâ adama sorar: ‘ Bu defterde […]

No Comments »

Sebe Kraliçesi – Belkis

Ekim 19, 2016

Hz.Süleymanın haberdarı olan Hüdhüd kuşu ona bir gün şöyle haber getirir: – Ben bugün şu ana kadar hiçbirimizin varlığından haberimiz olmadığı Sebe’yi gördüm onun kraliçesini gördüm. Büyüük mülkleri, geniş topraklar var. Ancak bunlar bu kadar dünyalığa rağmen Allah’ı bırakıp güneşe secde ediyorlar. Ne yaptıklarının farkında değiller. Hz.Süleyman bu durumdan rahatsız olur. Hemen o kraliçeye ve […]

No Comments »

UMEYR’İN MACERASI

Ekim 18, 2016

Bedir gazasından hemen sonraydı. Müşriklerin büyüklerinden Umeyr b. Vehb ile Safvan b. Ümeyye, Mekke’de bir kenara oturmuş, Bedir ölüleri için dertleşiyorlardı. Umeyr’in bir oğlu da Bedir’de esir düşmüştü. Safvan’a diyor ki: – Borçlarım ve çocuklarım olmasaydı, esir oğlumu bahane ederek Medine’ye gider, Muhammed’i öldürürdüm. – Bu işi yaparsan borçlarını ben öderim, çocuklarına da bakarım. – […]

No Comments »

Tevekkülün Böylesi

Ekim 17, 2016

Dindar ve mütevekkil bir köylü varmış. Bir de inancı kısa bir hanımı varmış. Köylü dayının ne zaman bir şeyi kaybolsa hanımı feryadı basarmış. Adamcağız da hiç üzülmezmiş ve hanımına: – Aman hanım, eğer o bize helâlinden bir şeyse Allah ya onun daha iyisini verir, veya onu buldurur, dermiş. Adamcağız bir gün şehre inip öküzlerini sattıktan […]

No Comments »

Kefeniniz sizin olsun

Ekim 16, 2016

Bir ihtiyar… Ömrünün son demlerini yaşamakta… Yolculukta…Azığı bitmiş. Aç. Susuz. Bir kasabaya geliyor. Camiye gidiyor… Hoş geldin diyen yok, perişan haline bakıp bir ihtiyacın var mı diyen yok. Sadece boş ve donuk gözlerle bakıyorlar… Akşam oluyor.. Namaz. Yatsı oluyor. Namaz. Buyur eden yok. Tek başına camide. Allah’ın evinde. Allah’ın misafiri. O gece ölüyor. Belki de […]

No Comments »

HATİCE ANNEMİZİ UNUTULMAZ KILAN HİZMET

Ekim 15, 2016

Eline aldığı kuru bir hurma dalına dayanarak Resûlüllah’ın kapısına kadar gelmiş olan yaşlı bir kadın, içeri girmek arzusunu izhar etmesi üzerine; – Yâ Resûlâllah, kim olduğunu bilmediğimiz bir ihtiyare kadın, zâtınızı görmek istiyor,” dediler. Resûl-i Ekrem Hazretleri: – Müsaade edin, gelsin,” buyurdular. İhtiyarlıktan âdeta rükû eder halde duran kadın, hurma dalından edindiği asâsına dayana dayana […]

No Comments »

SELÂMLAŞMA ÂDÂBI

Ekim 14, 2016

Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz buyuruyorlar ki: ‘Binekli olan, yaya yürüyene selâm verir. Bir topluluktan birisi selâm verince, diğerlerine de kâfi gelir.’ Selâm vermek sünnet, almak ise farzdır. Selâm vermenin sünnet oluşu, muhtelif hadîs-i şeriflerle sâbittir. Almanın farz oluşu ise, ‘Size bir selâm verildiğinde, siz ondan daha güzeli ile (alın) selâmlayın. Yahut onu, aynen o selâmla karşılayın’ […]

No Comments »

SEPETLE GİDEN HURMALAR

Ekim 13, 2016

Ashab-ı Kiram’dan Abdullah İbnü’z-Zübeyr r.a. Hazretleri anlatıyor: Bir gece Mescid-i Haram’a gitmiştim. Baktım ki bir grup kadın Kâbe’yi tavaf ediyor. Tavaflarını bitirince kapının birinden çıkıp gittiler. Hallerinde bir gariplik sezdiğim için, şunları bir takip edip yerlerini öğreneyim, dedim. Akabe’ye kadar yürüyüp oraya çıktılar. Ben de çıktım. Sonra aşağı doğru indiler. Onların peşi sıra ben de […]

No Comments »

Veliye Rastlamak İstiyorsan

Ekim 12, 2016

Velilere rastgelmek istiyorsan, bir zaman hizmetten gaflet gösterme. Serçeye, kekliğe, güvercine yem ver. Belki bir gün de tuzağına bir hüma kuşu düşer. Her tarafa doğru durmadan niyaz okunu at. Umulur ki, oklardan birisi bir ava rastgele. Bir çok sedeften ancak bir inci elde edilir. Bir çok oklardan da yalnız birisi hedefe dokunur. Bir yere konmuş […]

No Comments »

Hızır Geliyor

Ekim 11, 2016

Hoca, medresede ders verirken talebenin biri bazen ayağa kalkar. Hoca sebebini sorar. Talebe: – Efendim Hızır geliyor da ondan. Hoca: – Ben niçin göremem? Talebe : – Sorayım efendim, deyip tekrar geldiğinde sorar. Hızır Aleyhisselam’ın: – Hocan süsü ile çok uğraşıyor. Medreseye gelirken ayna önünde, cübbe sarık şöyle mi yakıştı, böyle mi yakıştı, diye fazlameşgul […]

No Comments »

İLK İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

Ekim 10, 2016

Hicretin 17. senesinde Halife Hazreti Ömer, ziyaretçi çokluğundan dolayı Resulüllah’ın mescidini genişletmek istemişti. Bunun için Türbe-i Saadet’in etrafındaki arsaları istimlak edip mescide katması gerekiyordu. Çevredeki arsa ve ev sahiplerine tekliflerde bulundu: – Evinizi, arsanızı Resulullah’ın mescidini genişletmek için satın almak istiyorum. Kimse malına değerinden aşağısını vereceğimi sanmasın. Herkes kıymetini söylesin, gönlünden geçirdiği fiyatı bildirsin. Resulullah’ın […]

No Comments »

TAŞKAFA – BOŞKAFA – HOŞKAFA

Ekim 8, 2016

Behlül Dânâ Hazretleri, bir mezarlıkta bulduğu üç kurukafayı zembiline koymuş ve para getirip ‘Satıyorum’diye bağırmaya başlamış. ‘Satıyorum, alan var mı?’ Meraklılar başına toplanıp fiyatını sormuşlar: ‘ Birincisi parasız, ikincisi ise sudan ucuzdur, demiş. Ama üçüncüsünü hiç sormayın… O, ağırlığınca paradır. Sebebini merak etmişler. Birincisini gösterip: ‘ Bu gördüğünüz ‘Taşkafa’dır demiş, nasihata bile yanaşmazdı. O yüzden […]

No Comments »

Bir idam fermanı

Ekim 8, 2016

Mısır’da Tolunoğulları hanedanının kurucusu Ahmed b. Tolun, Halife Memun zamanında Bağdat’da saray kumandanlığı yapmış olan Buhara Türklerinden Tolun’un oğluydu. Pek dindar ve dürüst biriydi. Ahmed’in gençlik yıllarında bir gün, babası Tolun onu bir iş için hükümet konağına göndermişti. Ahmed orada Tolun’un cariyelerinden birinin bir hizmetçiyle fuhuş halinde olduğunu görmüştü. Fakat babasının yanına dönünce, bu olaydan […]

No Comments »

Baykuşlar ve Nuşirevan

Ekim 7, 2016

Adaletiyle meşhur İran hükümdarlarından Nuşirevan tahta geçtiği ilk yıllarda, halka karşı o kadar zalim ve gaddarca davranmış, o kadar zevk-ü sefasına düşkünmüş ki, millet artık canından bıkar hale gelmiş, en ufak ses çıkaran olsa kellesi gidermiş. İşte bu zalim hükümdar Nuşirevan, bir gün maiyetiyle beraber ava çıkmıştı. Yanında gayet zeki bir de veziri vardı. Avlanırken […]

No Comments »

Rabia Köle Olamaz

Ekim 7, 2016

Râbia-tül Adeviyye biraz büyümüştü. Annesi ve babası vefât etti. Üstelik, Basra’da kıtlık ve fevkalâde pahalılık vardı. Bu hengâmede Râbia’nın ablaları dağıldılar. Kimsesiz kalan Râbia’yı zâlim bir kimse yakaladı ve hizmetçi olarak iş gördürdü. Sonra da köle olarak altı gümüş karşılığı bir ihtiyara sattı. O ihtiyarın hizmetçisi olarak, gösterilen zor işleri sabırla yapmaya çalışıyordu. Çok sıkıntılı […]

No Comments »

Ana Hakkı ve Alkama’nın Sonu

Ekim 6, 2016

Hazreti Peygamberimiz (s.a.s.) eshabıyla oturmuş sohbet ediyordu. Bir kadın sahabe Resulullah’ın huzuruna telaşla girerek: – Ya Resûlellah! Şu anda kocam ölüm dçşeğinde, belki biraz sonra ölmüş olacak… Yalnız yanında kelime-i şehadet getirdiğimi anladığı ve kendiside getirmeye çalıştığı halde şehadet kelimesi getiremiyor. Kocamın imansız gitmesinden korkuyorum. Bu hususta bir yardımınızı bekliyorum, dedi. Hazreti Peygamberimiz: – Kocan […]

No Comments »

Cami ve Kilise

Ekim 5, 2016

Hazreti Fatih İstanbul’u fethettikten sonra, Avrupada fütuhata devam ediyordu. Bir seferinde Sırbistan hududuna gelmiş ve Sırbistan’ın fethi artık an meselesi idi. Sırp Kralı Brankoviç bir yanda Macaristan bir yanda da Türkler olduğu için arada zor durumda kalmıştı. Her iki büyük devletten birine sığınmak, ondan yardım istemek düşüncesiyle, her iki tarafa da elçiler gönderdi. “Sırbistan elinize […]

No Comments »

Hz. ZÜLKARNEYN (a.s) ve HÜKÜMDAR

Ekim 4, 2016

Zülkarneyn (a.s), ölüm endişesi ve nefs engelini aşmaya çalışan bir kavme uğradı. Oradaki insanların elinde dünya serveti namına bir şey yoktu. Rızıklarını sebzeden temin ederlerdi. Sebzelerini korumakta çok ihtimam gösterirlerdi. Ayrıca bu kavimde herkes kendi mezarını kazar, hergün mezarını temizler ve ibadetlerini burada yapardı. Zülkarneyn (a.s.), bunların hükümdarlarını çağırttı. Hükümdar: “Ben kimseyi istemiyorum. Beni isteyen […]

No Comments »

YEDİĞİN LOKMAYA DİKKAT ET!

Ekim 3, 2016

Şâh-ı Nakşibend (k.s.) hazretleri, tasavvufdaki hallerinni kaybolduğunu söyleyen bir talebesine; ‘yediğin lokmaların helâlden olup olmadığını araştır’ buyurmuştur. Talebesi araştırdığında, yemeğini pişirirken ocakta helâl olup olmadığı şüpheli bir odun yakmış olduğunu tesbit ederek tevbe etmiştir. ‘Namazda hudû ve huşû nasıl elde edilir?’ diye sorulunca da cevaben buyurdu ki: ” Huzurlu bir halde hâlal lokma yiyeceksiniz. Huzur […]

No Comments »

YERMÜK’TE BİR KOMUTAN

Ekim 2, 2016

Hz. Ömer R.A.’ın halifelik döneminin başlarında, Suriye’nin fethi sırasında Yermük mevkiinde Bizanslılar ile müslümanlar arasında çok çetin bir savaş olmuştu (Ağustos, 636). Bu savaşta müslümanların komutanı ‘Seyfullah’ lakabını taşıyan Halid bin Velid R.A. idi. İşte bu savaşın kızıştığı sırada, Bizans ordusunun önde gelen komutanlarından Cerece (Yorgi) öne çıkarak, Halid bin Velid R.A.’ı yanına çağırdı. Omuz […]

No Comments »

YİRMİ SANİYEDE

Ekim 1, 2016

Şeytan hizmetçi kılığına girmiş ve yirmi sene Cüneyd-i Bağdadî Hazretleri’nin yanına gidip gelmişti. Bir türlü gönlüne vesvese vermeye, ona istediklerini yaptırmaya muvaffak olamamıştı. Birgün: – Ey Üstad! Yoksa siz benim kim olduğumu biliyor musunuz? dedi. Hazreti Cüneyd: – Sen lanetli İblissin. İlk geldiğin andan beri seni tanıyorum, buyurdu. Şeytan: – Ey Sultanü’l Muhakkikin! Sizin kadar […]

No Comments »

YOKSUL VE ZENGİN

Eylül 30, 2016

Resül-i Ekrem (s.a.a) her zamanki gibi meclisinde oturmuş ve dostları da etrafında halka şeklinde, onu bir yüzük taşı gibi ortaya almışlardı. Bu arada eski elbiseli fakir bir müslüman kapıdan içeriye girdi. İslami adetlere göre herkes her hangi mevkide olursa olsun bir oturuma girince nerede boş yer bulursa hemen oraya oturmalıdır. ‘Benim canım şurasını istiyor’ görüşüyle […]

No Comments »

BEDİR ASHABININ FAZİLETİ

Eylül 29, 2016

Hazreti Ali radıyallahu anh anlatıyor: Peygamber aleyhisselâm beni, Zübeyir’i ve Mikdad’ı gönderdi ve: — Hah Bahçesine kadar gidin. Orada devenin üzerinde bulunan çadırda bir kadın vardır ki, kendisinde bir mektup bulunduruyor. O mektubu ondan alın, buyurdu. Bu emir üzerine atlarımızla hızla gittik. Orada deve çadırındaki kadınla karşılaşınca: — Mektubu çıkar, ver! dedik. Kadın ise: — […]

No Comments »

BEDİR ASHABININ FAZİLETİ

Eylül 28, 2016

Hazreti Ali radıyallahu anh anlatıyor: Peygamber aleyhisselâm beni, Zübeyir’i ve Mikdad’ı gönderdi ve: — Hah Bahçesine kadar gidin. Orada devenin üzerinde bulunan çadırda bir kadın vardır ki, kendisinde bir mektup bulunduruyor. O mektubu ondan alın, buyurdu. Bu emir üzerine atlarımızla hızla gittik. Orada deve çadırındaki kadınla karşılaşınca: — Mektubu çıkar, ver! dedik. Kadın ise: — […]

No Comments »

EHL-İ KİTAB İLE SELAMLAŞMA

Eylül 24, 2016

Enes radıyallahu anh anlatıyor: Yahudilerden bir adam, Peygamber aleyhisselâm ile sahabîlerinin yanına geldi ve: — Es – Sâmu aleykum, dedi. Orada bulunan insanlar da yahudinin selâmını aldılar. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm, onlara: — Bu yahudinin ne dediğini biliyor musunuz? diye sordu. Onlar: — Allah ve Resulü daha iyi bilir. O, bize selâm vermişti yâ Resûlallah! […]

No Comments »

MÜŞRİKLERLE MÜŞTEREK BAHİS

Eylül 23, 2016

Yennâr bin Mükrem Eslemî radıyallahu anh anlatıyor: «Elif, Lam, Mîm, Rum Arap topraklarına çok yakın bir yerde mağlûb oldu. Halbuki Rum mağlûb olduktan sonra, bir Kaç sene içerisinde elbette galib geleceklerdir.» (Rum Sûresi) mealindeki Âyet-i Kerimeler nazil olduğu zaman Fars, yani iranlılar onlara üstün durumda idiler. Müslümanlar Rumların iranlılara galib gelmesini istiyorlardı. Çünkü onlar da […]

No Comments »

ŞEHİTLİK

Eylül 22, 2016

Câbir radıyallahu anh anlatıyor: Peygamber aleyhisselâm bana rastladı ve: — Ey Câbir seni neden üzüntülü görüyorum? diye sordu. Ben de: — Ey Allah’ın Resulü, babam Uhud harbinde şehîd oldu. Bir çok kız evlâd ile beraber büyük de bir borç geride bıraktı, diye cevap verdim. Peygamber aleyhisselâm buyurdu ki: — Sana Allah’ın babanı nasıl karşıladığını müjdeleyeyim […]

No Comments »

TEBAREKE SÜRESİ VE KABİR AZABI

Eylül 22, 2016

Ibni Abbas radıyallahu anh anlatıyor: Resûlüllah aleyhisselâmın sahabîlerinden birisi, bilmeyerek, çadırını bir mezarın üzerinde kurdu. Bir de baktı ki; mezarın içinde bulunan kişi Tebârekellezî biyedihi’l mülk Sûresini okuyor. Mezardaki insan sûreyi bitirdikten sonra, bu sahabı kalkıp Peygamber aleyhisselâmın huzuruna geldi ve: — Ey Allah’ın Resulü! Farkına varmadan bir kabir üzerine çadır kurdum. Bir de mezar […]

No Comments »

PEYGAMBERE SİPER

Eylül 21, 2016

Enes radıyallahu anh anlatıyor: Uhud muharebesinde Allah’ın Resulünün etrafındaki savaşçılar hezimete maruz kalmışlardı. Fakat Ebû Talha radıyallahu anh Peygamber aleyhisselâmın önünde kalkanı ile kendisini korumaya devam ediyordu. Ebû Talha usta bir atıcı idi. Oku yaydan şiddetli bir şekilde fırlatırdı. O gün elinde iki veya üç yay kırılmıştı. Oradan elinde bir ok torbası ile bir adam […]

No Comments »

IŞIKLI SOPALAR

Eylül 20, 2016

Enes radıyaîlahu anh anlatıyor: Useyd bin Hudayr radıyallahu anh ile Abdâd bin Bişr radıyallahu anh çok karanlık, bir gecede, gecenin uzun bir vaktine kadar Allah’ın Resulünün yanında sohbette bulunmuşlardı. Sonra Peygamber aleyhisselâmm huzurundan ayrıldılar, ikisinin de elinde birer küçük sopa vardı. Birinin elindeki sopacık, yollan ayrılıncaya kadar ışık verdi ve onun ışığı ile beraber yürüdüler. […]

No Comments »

PARMAKLARDAN FIŞKIRAN SU

Eylül 20, 2016

Enes radıyallahu anh anlatıyor: Peygamber aleyhisselâmı ikindi namazının yaklaştığı bir sırada gördüm. Abdest için su aradılar, fakat bulamadılar. Nihayet kendisine içinde bir miktar su olan bir kap getirdiler. Allah’ın Resulü mübarek elini bu kabın içine koydu ve insanlara bu sudan abdest almalarını söyledi. Bu arada Peygamber aleyhisselâmın parmakları arasından su fışkırdığını görmüştüm. Orada bulunan kimselerin […]

No Comments »

BEREKETLENEN YEMEK

Eylül 19, 2016

Câbir râdıyallahu anh şöyle anlatıyor: Hendek kazıldığı zaman, Peygamber aleyhisselâmı çok acıkmış bir halde gördüm. Evde bulunan zevceme döndüm ve durumu anlatıp evde ne olduğunu sordum. O da bana içerisinde üç kiloluk arpa olan bir kap çıkardı. Küçük de bir koyunumuz vardı. Ben koyunu kestim. Zevcem de o arpayı öğüttü, ikimiz de işimizi aynı zamanda […]

No Comments »

HİCRET EMRİ

Eylül 19, 2016

Hazreti Aişe radıyallahü anhâ anlatıyor: — Biz Hazreti Ebû Bekir’in evinde, gündüzün şiddetli sıcak vaktinde otururken, biri Ebû Bekir radıyallahü anha: — İşte, başı ve yüzünün büyük bir kısmı örtülü bir halde Allah’ın Resulü! Hem de gelmesi, âdetinden olmayan bir saatte! deyiverdi. Ebû Bekir radıyallahü anh: — Anam, babam ona feda olsun! Allah’a yemîn ederim […]

No Comments »

KAFİRLERİN KORKUSU

Eylül 18, 2016

Hazreti Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: Anne – babamı îslâm dini üzerine sarılmış vaziyette biliyor, îslâm öncesini asla hatırlamıyorum. Allah’ın Resulünün sabah ve akşam bize gelmediği bir gün geçmezdi. Müslümanların başı belâya uğramaya başlayınca Hazreti Ebû Bekir radıyallahu anh, Habeş diyarına hicret etmek üzere yola çıktı. Yemen’deki Berkü’l Gimad denilen yere geldiği zaman, memleketin efendisi Ibnu’d […]

No Comments »

ZİNANIN TEVRAT’TA HÜKMÜ

Eylül 17, 2016

Ibni Ömer radıyallahu anh anlatıyor: Resulüllah aleyhisselâmın huzuruna birbiri ile zina yapmış olan bir yahudî erkeği ile kadını getirdiler. Allah’ın Resulü yahudî erkeğine dönüp şöyle sordu: — Zina eden kimse hakkında Tevrat’ta ne hüküm görüyorsunuz? Onlar dediler ki: — Ceza olarak zina eden kadın ile erkeğin yüzlerini karalayıp, her ikisini birer hayvana ters bir vaziyette […]

No Comments »

FAKİRİN KEFARETİ

Eylül 16, 2016

Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: Bir adam Peygamber aleyhisselâmın huzuruna gelerek şöyle dedi — Helak oldum, Ey Allah’ın Resulü! Peygamber aleyhisselâm: — Seni ne helak etti? diye sordular. Adam: — Ramazanda hanımıma yaklaştım, dedi. Peygamber aleyhisselâm: — Azad edilecek kölen var mı? diye sordular. Adam, hayır cevabını verince: — Aralıksız iki ay oruç tutabilir misin? […]

No Comments »

ORUCUN FAZİLETİ

Eylül 15, 2016

Muaz bin Cebel radıyallahü anh şöyle rivayet ediyor: Peygamber aleyhisselâm ile bir seferde beraber bulunuyordum. Bugün sabahleyin onun yanında idim ve beraber yürüyorduk. Kendisine dedim ki: — Ey Allah’ın Resulü, bana, cehennemden uzaklaştıran ve cennete koyan bir iş haber ver. Allah’ın Peygamberi buyurdular ki: — Bana büyük bir şeyden sordun. Ancak Allah’ın kolaylaştırdığı kimseye o, […]

No Comments »

BORÇLUNUN NAMAZI

Eylül 14, 2016

Câbir radıyallahü anh şöyle anlatır.: Üzerinde borç bulunduğu halde ölen kimsenin, Allah’ın Resulü cenaze namazını kılmazdı da, bir cenaze getirilince, «Ölen kişinin borcu var mı?» diye sordu. — Evet, iki dinar borcu var, dediler de, Peygamber aleyhisselâm: — Arkadaşınızın cenaze namazını kılın! buyurdu ve kendisi kılmak istemedi. Ebû Katâde «o iki dînar borcu ödemeyi ben […]

No Comments »

KABİR AZABINA İKİ SEBEP

Eylül 13, 2016

İbni Abbas radıyallahu anh’ın şöyle anlattığı rivayet edildi: Peygamber aleyhisselâm iki kabre rastladı ve şöyle buyurdu: Bu kabirlerdeki iki kişi insanlarca mühimsenmeyen bir suçtan azap görüyorlar. Biri bevlettikten sonra korunmadığı ve dikkatsiz davranıp, pislikten kaçınmadığı için; diğeri de koğuculıık yaparken, insanların arasını bozduğu için azap görüyor. Sonra Peygamber aleyhisselâm yaş bir dal alarak ikiye ayırdı […]

No Comments »

ÜÇ KİŞİNİN DAVRANIŞLARI

Eylül 12, 2016

Ebû Vâkıd el Leysî anlatıyor: Peygamber aleyhisselâm insanlarla birlikte mescitte otururken hemen üç kişi yanına geliverdi. Bunlardan ikisi Peygamber’in huzuruna doğru yürüdü. Birisi ise dönüp gitti. Bu ikisi Peygamber aleyhisselâmın huzuruna gelince, bunlardan biri, cemaat arasında bulduğu boş yere oturdu, ikincisi ise, cemaatın arkasına oturdu. Üçüncüsü de oturmayıp döndü ve gitti. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm […]

No Comments »

ZEKAT VERMEMENİN CEZASI

Eylül 11, 2016

Ebû Hüreyre radıyallahü anh, Peygamber aleyhisselâmın zekâtını vermeyenler hakkında şöyle buyurduğunu anlatıyor: Kim Allah kendisine mal vermiş de zekâtını vermemişse, zekâtı verilmemiş olan o malı, kıyamet gününde, iki gözü üzerinde iki siyah nokta bulunan korkunç ve zehirli erkek bir yılan suretine konulur ve bu korkunç yılan kıyamet gününde mal sahibinin boynuna sarılır. Sonra, ağzı ile […]

No Comments »

İBADETTE ÖLÇÜ

Eylül 10, 2016

Üç kişilik bir grup Peygamber aleyhisselâmın gizli olarak yaptığı ibadetlerini sorup öğrenmek için, Resulüllah’ın zevcelerinin evlerine geldiler. Peygamber aleyhisselâmın zevceleri, onun ibadetini kendilerine anlatınca, güya bu yapılanları azımsayarak dediler ki: — Biz Peygamber aleyhisselâmdan neredeyiz! Şüphe yok ki Allah onun geçmiş ve gelecekte olabilecek günahlarını mağfiret etmiştir. İçlerinden biri: Ben geceleri devamlı namaz kılacağım, diğeri: […]

No Comments »

KUR’AN ÖĞRETME MİHRİ

Eylül 8, 2016

Sehl bin Saad radıyallahu anh anlatıyor: Bir kadın Peygamber aleyhisselâmın yanına gelerek: — Ey Allah’ın Resulü, evlenmek için kendimi size takdim etmeye geldim, dedi. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm ona bakıp başını eğdi, sonra yine başını sallayıp sustu. Kadın bu teklifinden bir netice alamadığını görünce oturdu. Bu durum üzerine Peygamber aleyhisselâmın sahabilerinden biri kalkarak dedi ki: […]

No Comments »

FAZİLET SAHİBINE EVLENME TEKLİFİ

Eylül 8, 2016

Ibni Ömer radıyallahu anh anlatıyor ; Hafsa radıyallahu anha, Huzâfe es-Sehmî’nin oğlu Hüneys’den dul kalmıştı. Hüneys radıyallahu anh Peygamber aleyhisselâmın sahabîlerindendi. Medine’de vefat etmişti. Bunun üzerine Hazreti Ömer radıyallahu anh dedi ki: Hafsa’yı Hazreti Osman ile evlendirmeyi teklif ettim. Osman radıyallahu anh; düşüneyim, diye cevap verdi. Bir kaç gün bekledim. Sonra Osman radıyallahu anh’le karşılaşınca: […]

No Comments »

HAYVANA YAPILAN İYİLİĞE ÜCRET

Eylül 7, 2016

Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Peygamber aleyhisselâmın şöyle buyurduğunu anlatır:. Bir yolcu, yoluna devam ederken, çok susamıştı. Bir kuyuya rastladı, inip ondan su içti. Çıktığında bir de baktı ki, ziyadesiyle susamış bir köpek dilini çıkarıp susuzluktan toprağı yiyor. Yolcu: — Bu köpek de biraz önce benim olduğum haldeki gibi, pek çok susamış bir vaziyette, diye söylendi. […]

No Comments »

YAHUDİ OĞLANIN İMANI

Eylül 6, 2016

Bir yahudinin oğlu Peygamber aleyhisselâmın hizmetinde bulundu. Bir gün hastalandı. Resûlullah aleyhisselâm da ziyaretine gitti. Başucunda oturduktan sonra oğlana: — Müslüman ol! buyurdu. Bunun üzerine oğlan babasına baktı. Babası da: — Ebu’l Kasım’a itaat et, diye söyleyince, o da müslümanlığı kabul etti. Peygamber aleyhisselâm oğlanın hak dini kabul etmesi üzerine: — Bu oğlanı ateşten kurtaran […]

No Comments »

NİYET – İHLAS VE MEZİYETLERİ

Eylül 5, 2016

İbni Ömer radıyallahü anh’ten rivayet edilir: Peygamber aleyhisselâm şöyle buyurdu: Üç kişi yolda giderken yağmura tutulup, dağın bir mağarasına sığındılar. Arkasından da sığındıkları mağaranın önüne dağın üzerinden bir kaya düşüverdi ve mağarayı kapattı. Bunun üzerine biribiriyle şöyle konuştular: Allah için işlediğiniz bir iş varsa, hatırlayın ve onu vesile ederek Allah’a dua edin, belki sizi bu […]

No Comments »

KIYAMETTE İLK SORGU ÜÇ KİŞİYE

Eylül 4, 2016

Ebû Hüreyre radıyallahü anh’den anlatılır: Resûlüllah aleyhisselâm şöyle buyurdu: Kıyamet gününde üç kişi ilk olarak sorguya çekilir: Birincisi, cihad esnasında ölen kimsedir ki, Allah’ın huzuruna getirilir ve Allah, kendisine verilmiş olan nimetleri önüne serer. O da, bunlara nail olduğunu itiraf eder. Bunun üzerine Allah kendisine: Bu mazhar olduğun nimetler içerisinde ne yaptın? diye sorar. O […]

No Comments »

ISLAMIN BEREKETİ

Eylül 3, 2016

Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: Bir kâfir kimse, Peygamber aleyhisselâma misafir olarak gelmişti. Allah’ın Resulü kendisine koyundan sağılmış bir kâse süt getirmelerini söyledi. Adam sütü sonuna kadar içti. Sonra bir bardak daha getirmelerini emretti. Onu da içti. Bir kâse daha getirmelerini söyledi. Onu da içti. Bu şekilde yedi defa birer sağımlık koyun sütü içinceye kadar […]

No Comments »

KADINLARA NASİHAT

Eylül 2, 2016

Câbir radıyallahu anh’ten şöyle anlatılır: Peygamber aleyhisselâm ile Bayram namazında bulundum da, ezan ve kamet okunmadan, hutbeden önce namaza başladı. Sonra Bilâl radıyallahu anh’e dayanarak hutbe okumak için kalktı. Ve takvayı emrederek Allah’a taat ve ibadete teşvik etti ve insanlara vaz-u nasihatte bulunduktan sonra, Mescidin gerisinde bulunan kadınlara geldi ve onlara da vaz-u nasihat ederek: […]

No Comments »

NAMAZDAN SONRA ZİKRİN FAZÎLETİ

Eylül 1, 2016

Ebû Hüreyre radıyallahü anh’ten rivayet edilerek anlatılıyor: Muhacirlerin fakirleri Resulüllah aleyhisselâma gelip dediler ki: «Servet sahibi Müslümanlar derece ve nimetler bakımından bizi geçtiler…» Resulüllah aleyhisselâm da «ne hususta» diye buyurunca; muhacir fakirler: «Biz namaz kılıyoruz, onlar da kılıyorlar; biz oruç tutuyoruz, onlar da tutuyorlar; fakat onlar sadaka verdikleri halde biz veremiyoruz; onlar köle azad ediyorlar, […]

No Comments »

YAPRAK ASKER

Ağustos 31, 2016

Câbir radıyallahu anh anlatıyor: Peygamber aleyhisselâm bizi, Kumandanımız Ebû Ubeyde olduğu halde, üçyüz süvari olarak Kureyş’lilerin ticaret kervanlarını gözetlemek için göndermişti. Açlıkla karşı karşıya kalmıştık. O derece kî, açlıktan ağaç yapraklarını yedik. Bu sebepten bu askere «yaprak asker» dediler. Deniz, sahile anber denilen bir balık atmıştı. Onbeş gün o balıktan yedik ve iç yağından da […]

No Comments »

Hz. DAVUD VE TALUT

Ağustos 30, 2016

İsrail Oğulları, Musa aleyhisselâmdan sonra bir peygamberlerine müracaat ederek: — «Bize kumanda edecek bir hükümdar gönder, Allah yolunda muharebe edelim» dediler. O Peygamber hakikati tesbit etmek için damarlarına bastı ve: — «Size muharebe farz kılınırsa yapmamak etmiyesiniz» diye sordu. Bunun üzerine bütün cemaat: — Biz niye Allah yolunda muharebe etmiyelîm? Halbuki yurtlarımızdan çıkarıldık, evlâtlarımızdan olduk, […]

No Comments »

HAZRETİ SALİH’İN DEVESİ

Ağustos 29, 2016

Birinci Ad kavmi helak olduktan sonra, onların geri kalanları Vâdi’l Kura ve Şam taraflarını imar ederek hâlâ eserleri bakî olan bir takım eski menziller meydana getirdiler. Büyük binaları barındıran şehirleri, kasabaları ve dağ zirvelerinde oyulmuş san’at eseri mağaraları vardı. Bunların merkezi olan Hıcr şehrinin bakiyesi olarak bir köy vardır ki, Semûd medeniyetinin eserleri Hıcr’in etrafındadır. […]

No Comments »

ESHAB-I KEHF = MAĞARA ARKADAŞLARI

Ağustos 28, 2016

Hazreti Isa aleyhisselâmdan sonra încil ehlinin işi karmakarışık, alt üst olmuş, aralarında günahkârlar büyümüş, hükümdarlar azgınlaşmış ve putlara tapar; putlar için kurbanlar keser hale gelmişlerdi. Bu yolda en ileri gidenlerden birisi de Rum hükümdarlarından Dekyanus idi. Bu hükümdar Rum diyarını dolaşıp putperestliği kabul etmeyen Isa ümmetini katlediyordu. Dekyanus bu gezisi sırasında nihayet Eshâb-ı Kehf’in şehri […]

No Comments »

HAZRETİ MUSA VE ASASI

Ağustos 27, 2016

Hazreti Yakub’un nesli olan îsrail Oğulları Yusuf aleyhisselâm Mısır’da vezir olduktan sonra buraya gelmişler ve onun yanında toplanmışlardı. Zamanla çoğaldılar ve sayıları yüzbinleri aştı. Mısır’da mal, mülk ve geniş arazilere sahip oldular. Bunların bu derece nüfus ve mal bakımından kuvvetlenmeleri o zaman Mısır’a hükmeden Firavun Kâbus bin Mus’ab’ı kendi geleceği için endişelere sevketmişti. Bu endişe […]

No Comments »

Hz. HÜD ve ÂD KAVMİ

Ağustos 26, 2016

Güney Arabistan’ın Hadramut civarında, bulundukları yere kumsal ve engebeli yüksek arazi mânâsında «Ahkâf» adı verilen Ad kavmi isminde bir millet yaşıyordu. Bu kavm maddî’, bakımdan hayli ilerlemiş, zengin olmuş ve ihtişamlı binalar içerisinde hayat sürüyorlardı. Kuvvetleri de hayli çoğaldığından etraflarındaki kavimlere de galebe çıkmışlar ve zor kullanarak beldelerini genişletmişlerdi. Fakat bu maddî ilerleme ve genişlemenin […]

No Comments »

Hz. EYYÜB’UN SABRI

Ağustos 25, 2016

Allahü Teâlâ’nın has kulu Eyyûb aleyhisselâm, îshak aleyhisselâmın oğlu lys’in oğullarından olup Yûsuf aleyhisselâm ile çağdaş bulunuyordu. Geniş serveti, arazisi, sürüleri ve çok evlâdı vardı. Allahü Teâlâ’nın bu nimetlerine karşı şükrünü tam ifa eder, gece ve gündüzünü ibadetle geçirirdi. Fakat onun bu ibâdet ve tâatlerini hazmedemeyen Şeytan, kendisine mal ve evlâd acısı, azabda elem, meşakkat […]

No Comments »

HAZRETİ YUSUF’UN GÜZEL KISSASI

Ağustos 24, 2016

Hazreti Yakup, on iki oğlundan en küçüğü olan Yusuf aleyhisselâmı ileride kendisine peygamberlik rütbesi verileceğini bildiği ve onda bu sebeple üstün meziyetler gördüğü için daha çok seviyor ve ayrı bir alâka gösteriyordu. Bir gün Yusuf aleyhisselâm babasına dedi ki: — Ey babacığım, ben rüyada on bir yıldız ile Güneş’i ve Ay’ı gördüm. Gördüm onları ki, […]

No Comments »

ŞEYTAN ABİDİ YOLDAN NASIL ÇIKARDI

Ağustos 23, 2016

Kendine ait zaviyede Allahü Teâlâ’ya ibâdetle meşgul olan münzevî bir âbid vardı. Bir kadına da bir hastalık arız olmuştu. Kadının kardeşleri, kendisini, tedavi olur ve şifa bulur ümidiyle bu adamın yanına bırakmışlardı. Zamanla kadın âbidin nefsine hoş göründü ve tuttu zina etti. Kadın bu beraberlikten hamile kalmıştı. Derken Şeytan geldi, ne yapacağını şaşıran âbide: — […]

No Comments »

İFFET NUMUNESİ MERYEM

Ağustos 22, 2016

Hazreti Meryem’in babası İmran olup Süleyman aleyhisselâm neslindendir. Anasının adı da Hanne’dir. Hanne’nin kız kardeşi Işâ da Zekeriyya aleyhisselâmın zevcesi ve Hazreti Yahya’nın annesidir. Meryem’in babası Imran henüz Meryem, ana karnında iken vefat ettiği için, anası Hanne, doğuracağı çocuğunu Beyt-i Makdis’e hizmetçi yapacağını nezretmişti. Bu itibarla Meryem Beyt-i Makdis’in imâmı ve kendisinin en yakın akrabası […]

No Comments »

Hz. SÜLEYMAN’IN SALTANATI

Ağustos 21, 2016

Hz. Davud’un on dokuz oğlundan Süleyman aleyhisselâm on üç yaşında onun varisi olarak yerine geçti ve insanlar arasında hak ve adalet ile hükümler yerine getirmek hususunda peygamberlik ve hükümdarlık makamını tuttu. Allahü Teâlâ’nın nimetlerini anlatıp teşhir ederek kendilerine verilen faziletli ilmi ve mucizeleri tasdik için halkı davet etmek üzere: — Ey insanlar! Bize kuş mantıki, […]

No Comments »

HAZRETİ ÎLYAS VE ELYESA

Ağustos 20, 2016

İsrail Oğulları Peygamberlerinden Hazkîl aleyhisselâmın vefatı üzerine bu kavim içerisinde kötülükler çoğalmış, halk kendi elleriyle yaptıkları putlara tapmaya başlamıştı. Bunun üzerine Allahü Teâlâ İsrail Oğullarına peygamber olarak İlyas aleyhisselâmı gönderdi. Hazreti Musa’dan sonra gelen İsrail Oğulları Peygamberlerinin tamamı, zaman geçtikçe Tevrat hükümlerini unutan İsrail Oğullarına Tevrat’ın hükümlerini yenilemek üzere vazifelendirilmişlerdir. Musa aleyhisselâmın vefat etmesinden sonra […]

No Comments »

DELİNİN VELİYE TAVSİYESİ

Ağustos 19, 2016

Bayezid-i Bestamî hazretleri. Büyük velilerden. Bir gün tımarhanenin önünden geçiyor. Tımarhane hizmetçisinin tokmakla birşeyler dövdüğünü görüyor: -Ne yapıyorsun? Hizmetçi: -Burası tımarhanedir. Delilere ilâç yapıyorum. -Benim hastalığıma da bir ilâç tavsiye eder misin? -Hastalığını söyle. -Benim hastalığım günah hastalığı… Çok günah işliyorum.. -Ben günah hastalığından anlamam… Ben delilere ilâç hazırlıyorum.. Parmaklığının arasından konuşulanları duyan bir deli,(!) […]

No Comments »

HAKİKİ MUHABBET NEDİR?

Ağustos 18, 2016

Biribirlerine kırılan iki arkadaştan biri, uzun bir aradan sonra diğerinin kapısını çalar. -Kim o? diye seslenir içerdeki. -Benim, der kapıyı çalan. -Burada ikimize birlikte yer yok, diye cevap verir öbürü. Aradan uzunca bir zaman geçer… Yeni bir umutla tekrar çalar sevdiği arkadaşının kapısını. -Kim o? diye sorar yine içerdeki. – Sen’im, der bu sefer. Ve […]

No Comments »

Niçin Evlenmiyor

Ağustos 17, 2016

Râbia-tül Adeviyye, -Niçin evlenmiyorsun?” diye ısrâr edenlere şöyle söyledi: -Benim üç büyük derdim var. Bunların sıkıntısından kolayca kurtulmamı garanti ederseniz, o zaman evlenirim. Birincisi, acabâ son nefesimde îmânımı kurtarabilecek miyim? İkincisi, Kıyâmet gününde amel defterimi sağ tarafımdan mı, yoksa sol tarafımdan mı verecekler? Üçüncüsü, herkesin hesâbı görüldükten sonra bir grup Cehennem’e ve bir grup Cennet’e […]

No Comments »

ZEKERİYYA ALEYHİSSELÂM NEDEN YEMEĞE DÂVET ETMEDİ?

Ağustos 16, 2016

Zekeriyya (a.s.) son derece cömerti ve kendi el emeği ile maişetini temin ederdi. Bir keresinde bir inşaat işinde çalışıyordu. Çalışma arasında, ancak kendisine yetecek kadar ekmek getirdiler. Zekeriyya (a.s.) kendisine verilen ekmeği yerken, yanına başkaları da geldi. Zekeriyya (a.s.) onları yemeğe dâvet etmedi. Onun cömertliğini bildikleri için, gelenler, bu tutuma şaştılar. Zekeriyya (a.s.) ekmeğini bitirdikten […]

No Comments »

Sarhoş ve Müezzin

Ağustos 15, 2016

Sarhoş’un biri, şarabın tesiriyle bir camiye girer ve dua etmeye başlar: – Yarabbi! Beni Cennetine koy, bana köşklerini ver, bana kevseri ver, bana hürülerine ver… Bu yakarmaları işiten müezzin, sarhoşun yakasından tutarak: – Ey akıldan, dinden gafil, senin camide işin ne? Sen ne yaptın ki, Allah’tan hem de bu sarhoş halinle dilyorsun? Hiç yakışıyormu? Sarhoş […]

No Comments »

KADERDEN KADERE

Ağustos 14, 2016

Hicretin 17 veya 18. yılında, Şam civarında ‘Amevas taunu’ denilen veba salgını ortaya çıkmıştı. İlk çıkışı Filistin’in Amevas bölgesinde olduğu için bu isimle anılmıştır. Bu hastalıktan yirmibeşbin kişi ölmüştü ki, sahabenin büyüklerinden Ebu Ubeyde b. Cerrah r.a. ve Muaz b. Cebel r.a. Hazretleri de bunlar arasındaydı. O sene Hz. Ömer r.a. Şam’a gitmek için yola […]

No Comments »

Onu Cennet ile müjdeleyin!

Ağustos 13, 2016

Osmân bin Maz’ûn (r.a.) hazretlerinin bir oğlu vefât etdi. Ondan dolayı üzüntüsü çok olup, mahzûn oldu. Evinde oturdu. Evinde bir mescid binâ etdi. Orada ibâdet ederdi. Resûlullah (s.a.v.) hazretleri işitip, buyurdu ki, -Onu benim yanıma getirin. Onu Cennet ile müjdeleyin! Sonra onu, Resûlullahın (s.a.v.) yanına götürdüler. Resûlullah (s.a.v.) ona buyurdular ki; – Bil, yâ Osmân […]

No Comments »

Namusa Saldıran Erkeğin Cezası

Ağustos 12, 2016

Hüzeyl kabilesinden Medineli Hamele, devesine binmiş, kırda gidiyordu. İlerideki vahada koyunlarını otlatan Raşid’in kızı Es’ile’yi gördü. Es’ile, koyunları sürerken rüzgâr yüzündeki örtüyü sıyırmış, onun sahip olduğu fıtrî güzelliği gören Hamele, fikrini bozmaya niyet etmişti. Sürüye yaklaşınca devesini çökertip dizlerinden bağladı, yalnız bulunan Es’ile’ye seslendi: – Es’ile, beni reddetme. Seninle beraber olalım. Es’ile’nin cevabı makuldü: – […]

No Comments »

Bugün Param Yok

Ağustos 11, 2016

Allah dostlarından…. Bir gün Karaköy’e geçmek üzere kayıkçılara: – Bugün param yok, Allah için beni karşıya kim geçirir? teklifinde bulunur. Ses çıkmaz. Az sonra biri : – Ben diye talip olur ve götürür. O günün gecesi o kayıkçı, rüyasında kıyamet kopmuş, mizan kurulmuş, herkes amellerine göre muamele olunurken, şaşkın, sıratı geçmekkorkusu ve düşünenlerin dehşeti içinde […]

No Comments »

Padişah ve Genç

Ağustos 10, 2016

Olay Peygamberimizden çok önce gçer. Zamanın birinde insanların kendisine taptığı bir padişah ve onunda bir sihirbazı vardı. Sihirbaz bir gün: – Padişahım, artık ihtiyarladım. Bana bir genç verseniz de ona sihir öğretsem. Padişah ona bir genç buldurur ve yollar. Gençin eviyle sihirbazın evi arasında bir rahip yaşamaktadır. Genç zamanla ona da uğramaya başlar. Sohbetederler. Rahibin […]

No Comments »

Sözün Yalanına

Ağustos 9, 2016

Bir gün Tebriz’de bir yahudi, Şems’e gelerek: – Müjde ya Şems, Mevlana geliyor !… Şems, bu müjde üzerine elinde ne v ar ne yoksa bu yahudiye hediye eder. Biraz sonra başka biri Şems’e gelerek: – Yahudi seni aldattı ve bütün malını aldı. Ortada ne Mevlana var, ne birşey… Gelen giden yok… Yahudi seni aldattı. Şems […]

No Comments »

Hızır ve Gelin

Ağustos 8, 2016

1930’lu yıllar. Rize. Anzer, halkın kendi tabiri ile Ancer. Dünyaca balı ile meşhur olan Ancer. Binlerce poleni ve şifayı içinde barındıran balıyla meşhur Ancer. Kış. Yaylacılık yapan Ancerlilerin bir kısmı aşağıya Rize’ye şehre inmemiş, kışlamışlar. Yazdan yığdıkları otlarıyla, mallarını kışdan çıkarıp, bahara eriştirmenin çabası içindeler. Evet hepsinin mal tabir ettiği koyunları, sığırları var, tektük birkaç […]

No Comments »

HER ŞEYİN BİR HUDÛDU VARDIR

Ağustos 7, 2016

Ebû Mûsâ’l-Eş’arî (r.a.)’den rivâyet edilmiştir: ‘Her şey için bir hadd vardır. İslâm’ın hudûdu da vera’, tevâzu’, sabır ve şükürdür. Vera’ ve tevâzu’, işlerin kıyâm ve sebâtına; sabır, cehennem ateşinden kurtuluşa; şükür de, cennete nâil olmaya sebeptir. Hasenü’l-Basrî (k.s.) hazretleri, Mekke-i Mükerreme’de, Hz. Ali (r.a.)’nin oğullarından, arkasını Kâbe’ye dayayıp insanlara va’z eden bir gence, ” Dînin […]

No Comments »

Ömer’in Müslüman Oluşu

Ağustos 6, 2016

Bir perşembe gecesi, Habîb-i ekrem ‘s.a.v.’, Ömer ‘r.a.’ hakkında düâ etdi. Düâsı kabûl oldu. Buyurdular ki, – Yâ Rabbî! Şu iki kişiden hangisi sana sevgili ise dîn-i islâmı onun ile azîz eyle. Ömer bin Hattâb veyâ Amr bin Hişâm. Ertesi gün, Kureyşin büyükleri Haremde toplandılar. – İşbu Ebû Tâlibin yetîmi Muhammed Mustafâ ‘s.a.v.’ zuhûr edip, […]

No Comments »

ÖLÜM DOĞURAN NİKÂH

Ağustos 5, 2016

Abbasî halifesi Harun Reşid’in önde gelen devlet adamlarından Cafer el-Bermekî (Ö.187/803), üstün bir alim, zarif bir edib ve pek cömert bir zengin olarak tanınıp sevilmişti. Çeşitli yerlerde valilik ve komutanlık yapmış başarılı bir idareciydi. Halifenin çok sevip takdir ettiği bir yakını ve yardımcısıydı. Babası Yahya el-Bermekî ise Harun Reşid’in veziriydi. Harun Reşid, Cafer’i ve çok […]

No Comments »

Misafir rızkı ile gelir

Ağustos 4, 2016

Misafirperver bir sahabi vardı. Hanımı ise her gün kocasının yanında birkaç misafirle gelmesine tahammül edemez ve kocasına: -Sen her gün birkaç misafirle geliyorsun, gelen misafirler, çocuklarımızın rızıklarını yiyorlar, der. Kocası, aldırış etmez eve gelirken her gün yanında birkaç misafir getirmekte devam eder. Kadın sahabi dayanamayıp, gider durumu Resûlullah’a:: -Ya resûlallah! Kocam her akşam eve birkaç […]

No Comments »

Kadına Yanlış Fikir Veren Komşu

Ağustos 3, 2016

Ebû Müslim Havlânî, mâneviyat büyüklerinin hem de ileri gelenlerindendir. Kendisi ibadette, ahlâkta, zühd ve takvâda örnek bir tasavvuf büyüğüdür. Tâbiîn zamanında İslâm’a girmiş, ciddî bir araştırma tahkikten sonra girdiği İslâm’da öylesine ilerlemiş ki, kendinden önce girenler ondan sonraya kalmış, ondan feyiz alıp nasihat dinler olmuşlardır. Ebû Müslim’in kendisi ilerleyip de hanımı geride kalmış değildi. Hanımı […]

No Comments »

KOMŞUNUN ŞİKAYETİ

Ağustos 2, 2016

Biri, Resul-i Ekrem (s.a.v)’ın huzuruna geldi ve – Bana eziyet ederek huzurumu bozuyor’ diye komşusunu şikayet etti. Resul-i Ekrem (s.a.v): – Tahammül et ve komşunun gürültü patırtısına aldırma, belki gidişatını değiştirir, buyurdu. Bir müddet sonra ikinci defa gelerek şikayet etti. Resul-i Ekrem (s.a.v) bu kez de tahammül et buyurdu. Üçüncü defa geldi. ve – Ya […]

No Comments »

KİMLER ALLAH YOLUNDADIR?

Ağustos 1, 2016

Ka’b ibn-i Ucre radıyallâhü anh anlatıyor: ‘Bir adam Nebiyy-i Muhterem sallallâhü aleyhi vesellem’e uğramıştı. Resûlüllah (s.a.v.)’ın ashâbı, bu adamın kuvvet ve kabiliyetini görünce, ‘ Yâ Resûlellah, bu adam Allah yolunda cihad etseydi ne güzel olurdu, dediler. Resûlüllah (s.a.v.) şöyle buyurdu: ‘ ‘Bu adam, küçük çocuklarının geçimini temin etmek için çıktı ise, Allah yolundadır. ‘Yaşlı anne […]

No Comments »

İhtiyar Mecusi

Temmuz 31, 2016

İran da İslam’ıon yeni yeni yayılmaya başladığı bir zaman… İhtiyar bir mecusi bir odaya çekilmiş, kapıyı üzerine kapamış, kimse ile görüşmüyordu. Bunun bir putu vardı. Vaktini hep onun hizmetine hasretmişti. Zaman olur mecusinin bir sıkıntısı zuhur eder, kime koşacak, tabi yıllarca hizmetyinde bulunduğu putuna ve koşar, sıkıntısının giderileceği umuduyla, putunun önünde yalvarır, yakarır, yatar, yuvarlanır […]

No Comments »

HRİSTİYAN VE ALİ (a.s)’IN ZIRHI

Temmuz 30, 2016

Ali (a.s)’ın, halifeliği zamanında, Kufe’de zırhı kayboldu. Bir müddet sonra bir Hrıstiyan’ın yanında ortaya çıktı. Ali onu hakimin huzuruna götürdü. ‘Bu zırh benim malımdır; onu ne sattım, ne de birine bağışladım; şimdi onu, bu adamın yanında buldum.’ diye iddia etti. Hakim: ‘Halife iddiasını söyledi, sen ne dersin?’ diye Hıristiyan’a sordu. O, bu zırhın, kendi malı […]

No Comments »

Hızırı Görmek İstiyorum

Temmuz 29, 2016

Vaktiyle, saf-temiz bir adam, Hazreti Hızırı görmek dredine görmüş. Ona birileri: “- Filan çöle gideceksin filan istikamete doğru yürüyeceksin, işte oralarda bir yerlerde Hızır’ı görebilirsin, demiş. O da inanmış, o çöle gitmiş ve o istikamete doğru yüürmeye başlamış. Gariban adam çölde epeyce yürümüş. Bir müddet sonra birisiyle karşılaşmış: “- Selâmun aleyküm…” “- Aleyküm selâm.” “- […]

No Comments »

İLİMSİZ AMEL EDENİN SONU

Temmuz 28, 2016

Bersisa isminde bir zat, inzivaya çekilmiş, gece-gündüz vakti Allah’a (c.c.) ibadetle geçer ve hiçbir kötülükte bulunmazdı. Bu zatı şeytan aleyhilla’ne kandırmak için türlü hilelere başvurdu. Fakat bir türlü kandıramadı. En sonunda şeytan işin kolayını bulmuşt’u. Çünkü Şeyh Bersisa, âmil, mütteld, züht ü takva sahibi bir zattı ama, alim değildi. Yani ilm-i zahiri yoktu. Ondan dolayı […]

No Comments »

Kerpicin Etkisi

Temmuz 27, 2016

Mutlu bir aileydiler. Bey kendine göre bir çevre edinmiş, mazbut dostlarıyla sık sık görüşüyor, onları zaman zaman da evine davet edip İslâmî konularda seviyeli sohbetlerde bulunuyorlardı. Ne var ki, hanım bu davetlerdeki hizmetinden memnun değildi. Nihayet bir gün son sözünü söylemekten çekinmedi: – Artık ben misafir falan istemiyorum. Senin dostlarının çayını hazırlamaya da mecbur değilim! […]

No Comments »

HZ. PEYGAMBER’İN MEKTUBU ve BİZANS KRALI

Temmuz 26, 2016

Dıhyetü’l-Kelbî r.a. anlatıyor: Hz. Peygamber s.a.v., beni bir mektupla Bizans Kayseri’ne gönderdi. Hükümdarın yanına vardım. Mektubu verdim. Yanında yüzü kırmızı, gözleri mavi, saçları kıvırcık bir de yeğeni vardı. Mektup, ‘Allah’ın Rasulü Muhammed’den, Rumların sahibi Herakliyus’a’ diye başlıyordu. Yeğeni bu sözler üzerine derin bir nefes aldı ve ‘bu mektup okunmamalıdır’ dedi. Kayser bunun sebebini sordu. Yeğeni: […]

No Comments »

Limon Arzusu

Temmuz 25, 2016

Vaktiyle hamile bir kadın, komşusuna misafir olur. Oturdukları odada dalları limonlarla dolu olan büyük bir limon ağacı görür. Canı limon ister ama bir türlü komşusuna söyleyemez, utanır. Bir ara komşusu mutfağa gidince o, yakasından çıkardığı bir dikiş iğnesini limona batırır ve deldiği yerden limon suyunu emmek suretiyle bu arzusunu tamin eder. Nihayet bir erkek evledı […]

No Comments »

Şoför

Temmuz 24, 2016

Sokaklarda sefâlet kol geziyordu. Kim kime yardım edecek, destek olacaktı? İşsizlik yaygındı. Çevresi de perişandı. Bir yanı yıkılmaya yüz tutmuş evceğizinin camından yola doğru ümitsizce bakarken bir taksinin kapının önünde durduğunu, içinden de bir yolcunun indiğini gördü. Demek ki taksi şoföründe az çok para olacaktı. Çünkü müşteri indirmişti. Bütün cesaretini ve ümidini toplayarak evden çıkıp […]

No Comments »

HZ. ÖMER (R.A.)’İN ‘ŞİKÂYET MASASI’

Temmuz 23, 2016

Bir cemiyet için, bir millet için adâlet, insanın damarında dolaşan kan gibidir. Adâlet mekanizması sıhhatli çalışırsa, cemiyet hayatı da sıhhatli olur. Dilerseniz Hazret-i Ömer (r.a.) devrinden bir misâlle mevzûmuzu müşahhaslaştıralım. Ashâb-ı kirâmın ileri gelenlerinden, Resûlüllah (s.a.v.) Efendimiz’in iştirak ettiği hiçbir gazâdan geri kalmayan, bazan da Medîne’de Efendimiz (s.a.v.)’e vekâlet eden Ensâr’dan Muhammed bin Mesleme (r.a.), […]

No Comments »

Şeytan’ın Hilesi

Temmuz 22, 2016

Şeytan, şeytanlığını yapabilmek için, insanların zihnine girebilmek için kendine bir yol arar ve bulur. Allah’tan sakınan, gece gündüz ibadet eden birçok kimse vardı. Onlar Allah’ı Allah’da onları sever, dualarını geri çevirmezdi. Allah’ın bu sevdiği kullarını insanlarda sever ve sayardı. Şeytan bu durumu değerlendirmeyi düşündü. Bu Allah dostları, halk tecelli edip vefat edince, Şeytan halkın içine […]

No Comments »

ŞAHSİ İŞLER

Temmuz 21, 2016

Saatlerce yol katetmişti kafile, binenlerde ve binek hayvanlarının da her ikisinde de yorgunluk işaretleri belirmeye başlamıştı. Su bulunan bir mekana ulaştıkları vakit, kafile konakladı. Kervanda bulunan Resul-i Ekrem (s.a.a) devesini çöktürdükten sonra indi. Hepsinin düşüncesi bir an evvel suya ulaşıp namaz mukaddematını hazırlamaktı. Resul-i Ekrem (s.a.a) indikten sonra yürüyerek su bulunan tarafa doğru gitti, fakat […]

No Comments »

SURET VE SİRET

Temmuz 20, 2016

İmam Şafiî Hazretleri şöyle bir hatırasını anlatır: ‘İlm-i firaset (sezgi ve anlayış bilgisi) ile ilgili kitaplar aramak için Yemen’e gittim. Konuyla ilgili kitapları derleyip toparladım. Geri dönerken konaklamak için, yolda evinin avlusunda duran bir adama uğradım. Adam gök gözlü ve çıkık alınlı biriydi. Bu suret ise firaset ve kıyafet ilmine göre olumsuz sîretin (ahlâk noksanlığının) […]

No Comments »

SULTAN KİM

Temmuz 19, 2016

Bir zamanlar, uzak diyarlardan birinde bilge bir sultan yaşardı. Her hükümdar gibi onun da etrafı onlarca yağcıyla doluydu. Sarayında hangi odaya girse iltifatların, övgülerin bini bir paraydı: ‘Siz gelmiş geçmiş en kudretli sultansınız, efendim!’ ‘Sultanım! Kimsenin, hiçbir şeyin gücü sizinkiyle boy ölçüşemez.’ ‘Sizin kudretinizin yetemeyeceği hiçbir şey olamaz,efendim.’ ‘Siz sultanların sultanısınız ey aziz hükümdar. Kimse […]

No Comments »

KENDİ ÜZERİNE TERCİH

Temmuz 18, 2016

Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: Bir adam (ki bu adam kendisidir) Peygamber aleyhisselâma gelerek: — Ey Allah’ın Resulü, bana açlık isabet etti, dedi. Peygamber aleyhisselâm bu adamı hanımlarının yanına gönderdi, ancak adam onların yanında, yiyecekten bir şey bulamadı. Bunun üzerine Peygamber aleyhisselâm: — Bu adamı, bu gece misafir edecek bir kimse yok mu? Allah o […]

No Comments »

HAZRETİ MUSA VE AZRAİL

Temmuz 17, 2016

Ebû Hureyre radıyallahu anh Peygamber aleyhisselâmın şöyle buyurduğunu anlatıyor: Ölüm Meleği Azrail aleyhisselâm, Hazreti Musa’ya gönderilmişti. Musa aleyhisselâm, karşısına çıkar çıkmaz Azrail’in gözüne bir tokat attı ve gözünü kör etti. Azrail aleyhisselâm, Hazreti Allah’a geçen hadiseyi nakletti ve: — Ey Rabbim, beni ölümü istemeyen bir kuluna gönderdin, dedi. Bunun üzerine Allahü Teâlâ, Azrail’in gözünü iade […]

No Comments »

Links

Calendar

  • Nisan 2026
    P S Ç P C C P
     12345
    6789101112
    13141516171819
    20212223242526
    27282930