HZ. PEYGAMBER’İN MEKTUBU ve BİZANS KRALI

Temmuz 26, 2016

Dıhyetü’l-Kelbî r.a. anlatıyor:
Hz. Peygamber s.a.v., beni bir mektupla Bizans Kayseri’ne gönderdi. Hükümdarın yanına vardım. Mektubu verdim. Yanında yüzü kırmızı, gözleri mavi, saçları kıvırcık bir de yeÄŸeni vardı.
Mektup, ‘Allah’ın Rasulü Muhammed’den, Rumların sahibi Herakliyus’a’ diye baÅŸlıyordu. YeÄŸeni bu sözler üzerine derin bir nefes aldı ve ‘bu mektup okunmamalıdır’ dedi. Kayser bunun sebebini sordu. YeÄŸeni: ‘Bu mektubu yazan önce kendi ismini anıyor ve senin için de Rum’un sahibi diyor, kral tabirini kullanmıyor.’ dedi. Hükümdar, ‘mutlaka onu okuyacaksın’ dedi.
Mektup okunduÄŸu zaman, oradakiler Kayser’in yanından çıktılar. Huzura ben alındım. Kayser, onların dinî iÅŸlerini düzenleyen piskoposu çağırdı. DiÄŸerleri onu mektuptan haberdar etmiÅŸlerdi. Bunu Kayser’in kendisi de söyledi ve mektubu ona okuttu. Piskopos ona ÅŸunları söyledi:
– İşte bu Muhammed’dir. O beklediÄŸimiz peygamberdir ki, İsa onun geleceÄŸini bizlere müjdelemiÅŸti. Kayser piskoposa:
– Peki, bana ne tavsiye edersin? dedi. Piskopos:
– Ben onu tasdik ediyor ve ona tabi oluyorum, dedi. Kayser ona:
– Åžayet ben bunu yapacak olursam krallığımdan olurum, dedi.
Sonra biz Kayser’in yanından çıktık. Kayser, o sırada yanında misafir olan Ebu Süfyan’ı çağırttı ve:
– Sizin memleketinizde ortaya çıkan bu kiÅŸi necidir? diye sordu. Ebu Süfyan:
– O bir gençtir, dedi.
– Onun soyu-sopu nasıldır?
– Hepimizinkinden üstündür.
– Bu peygamberliÄŸin alametlerindendir. Peki onun yaÅŸantısı nasıldır?
– Yalan söylediÄŸi görülmemiÅŸtir.
– Bu da peygamberlik alametlerindendir.
Kayser, Ebu Süfyan’a yine sordu:
– Acaba arkadaÅŸlarından, onun dinini bırakıp da size dönen oldu mu?
– Hayır.
– Bu da bir peygamberlik alametidir. Peki savaÅŸtığı zaman arkadaÅŸlarıyla beraber maÄŸlup olduÄŸu oluyor mu?
– Bir kavim onunla savaÅŸtı, o onları maÄŸlup etti. Daha sonra onlar da onu maÄŸlup ettiler.
– Bu da peygamberlik alametidir.
Sonra Kayser, beni huzuruna çağırdı ve şöyle dedi:
– Seni gönderen zata de ki, ben onun peygamber olduÄŸunu biliyorum. Fakat krallığımı terkedemem.
Piskoposa gelince, hıristiyanlar her pazar günü bir yerde toplanıyor, o da onlara vaaz ediyordu. Pazar günü olduğunda bu kez vaaz etmedi. İkinci pazar da vaaz etmedi. Ben yanına gidiyor ve onunla konuşuyordum. O bana sorular sorardı. Üçüncü pazar gelince, halk yine çıkıp vaaz etmesini bekledi. O yine çıkmadı, hasta olduğunu söyledi. Bunu birkaç defa tekrarladı.
Sonunda şöyle haber gönderdiler: ‘Ya bize çıkarsın ya da odana girer seni öldürürüz. O Arap buraya geldiÄŸinden beri biz senden şüpheleniyoruz.’
Bunun üzerine piskopos bana bir mektup verip şunları söyledi:
‘Åžu mektubu al, Muhammed’e götür. O’na selamla birlikte, benim Allah’tan baÅŸka ilâh olmadığına, Muhammed’in O’nun Rasulü olduÄŸuna iman ve ÅŸahitlik edip, kendisine inandığımı ve onu tasdik edip, kendisine uyduÄŸumu söyle. Halk bu durumumu seziyor. Ona bu gördüklerini de söyle!’
Bunları söyledikten sonra dışarıya çıktı. Bekleyenler de onu öldürdüler.

Yusuf Yavuz
Semerkand

Comments are closed.

Links

Calendar

  • Eylül 2026
    P S Ç P C C P
     123456
    78910111213
    14151617181920
    21222324252627
    282930