Sultan Süleyman Han 1526 tarihinde Budin’i fethetmişti. Oraya tayin ettiği bey ölüp yerine geçecek veliahdı da bulunmadığından, ölüm haberini alan Avusturya kralı Ferdinand gelip Budin’i kuşatmıştı. Ölen Budin beyinin yiğit ve vefakâr bir hanımı vardı. Bu hanım hemen idâreyi ele aldı. Toplarını ve diğer silahlarını uygun yerlere yerleştirip kaleyi savunmaya başladı.
Kaleyi kuşatan Ferdinand: “Gel bu kaleyi sen bize teslim et ve kocanın memleketine çık git, orada refah içinde yaşa. Senin dininden olmayanlar için çektiğine değer mi?” diye haber gönderdiğinde, şöyle cevap verdi: “Kocam ölürken ‘Sultan Süleyman Han bana bu kaleyi emânet vermişti. Eğer ölürsem, bu emaneti -sakın ha- sâhibinden başka kimseye teslim etme!’ demişti. Şu anda ben hayattayım, bu kaleyi emânetin sahibi olan Sultan Süleyman Han’dan başka hiç kimseye teslim etmem. Eğer birtakım hileler ile beni aldatıp da elimden almayı düşünüyorsanız boş bir hayal peşindesiniz demektir. Erkek arslan ne kadar arslansa, dişi arslan da o kadar arslandır. İşte er, işte meydân!” diye cevap verdi. Diğer taraftan da Kanûni’den yardım istedi.
Sultan Süleyman haber kendisine ulaştığı gibi 1541 senesinde bizzât sefere çıktı. Hayreddîn Paşa’ya yetmiş adet kadırga donatarak sahillerin korunması emrini vermişti. Bu seferde Budin kurtarılıp Osmanlı sancağı yapıldı.