İnsanın vücudu üç kısımdır. Kalbi, dili ve diğer azalarıdır. Allâhü Teâlâ her kısma bazı ikramlarda bulunmuştur: Kalbe, kendisini tanımayı ve tevhidde bulunmayı, Dile, kelime-i şehâdet söylemeyi ve Kur’ân-ı Kerîm’i okumayı, Diğer azalara da namazı, orucu ve diğer ibadet ve taatları ikram etmiştir. Her kısma gözetleyen ve koruyan bir melek tayin etti. Ancak kalbin korumasını bizzat […]
Archive for Nisan, 2019
BAZI GÜNAHLARA GEÇİM SIKINTISI KEFFARET OLUR
Resûl-i Ekrem (s.a.v.) buyurdular: “Dikkat edin, hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüz(sürü)den mes’ulsünüz.” Hem kendisine ve hem de başkasına faydalı olmakla meşgul olan kimse, yalnız kendisini düzeltmekle uğraşandan daha hayırlıdır. Başkasının eziyetine katlanan, huzur içinde yaşayan kimse için sıkıntı çekmeyen gibi değildir. Aile ve çocukları uğrunda zahmet çeken, Allah rızası uğrunda mücahede eden gibidir. • “Kişinin […]
AZ YEMENİN FAYDALARI
Az yemek, çok ibadet etmeyi kolaylaştırır. Fazla yemek ibâdet etmeye mâni’ olur. Hayatın her nefesi kıymet biçilemeyecek kadar değerli bir cevherdir. Her nefesi Allâhü Teâlâ’yı zikre ve ibâdete harcamak sûretiyle ebedî hayat için sermâye edinmek lazımdır. Az yemeğe alışan kimse için, oruç tutmak, devamlı abdestli olmak, vaktini daha fazla ibâdetle geçirmek en büyük kazanç ve […]
Günün Ayeti Kerimesi
قَالَ اللهُ تَعَالَى: وَلَا تَقُولُوا لِمَنْ يُقْتَلُ فِي سَبِيلِ اللهِ أَمْوَاتٌ بَلْ أَحْيَاءٌ وَلَكِنْ لَا تَشْعُرُونَ. (سورة البقرة، 154 Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Ve Allah yolunda öldürülenlere ölüler demeyin. Hayır, onlar diridirler ve lâkin siz bilmezsiniz.” (Bakara Sûresi, âyet 154)
ALLÂH’I BİLMEYE YÜZ DELİL…
Fahreddîn-i Râzî Herat ve civarında bozuk inançları yaymakla meşgul olanlarla mücâdele ediyor, Müslümanlar’ı bunların tehlikelerine karşı korumaya çalışıyordu. Üç yüz kadar atlı talebe ve âlim ile Herat’a geldiğinde; hem devlet, hem din büyükleri akın akın ziyaretine gelmiş, alâka göstermişlerdi. Ama birileri vardı ki; ne geliyor, ne de gelme arzusu ızhâr ediyordu. Acaba Fahreddîn-i Râzî hazretlerinin […]
ALLAH’DAN KORKAN BAŞKA ŞEYDEN KORKMAZ
Abdullâh İbn-i Ömer’in (r.anhümâ) bulunduğu seferlerden birinde kervan durmuştu. Sebebini sorduk: “Yol üzerinde halkı korkutan bir arslan var.” dediler. Abdullâh İbn-i Ömer (r. anhümâ) bineğinden inerek arslanın yanına gitti, kulağından tutup yoldan çevirdi. Sonra dedi ki: “Resûlullâh’ın (s.a.v.) şöyle buyurduğunu işittim: “Eğer Âdemoğlu kendine musallat olan şeyden korkmayıp yalnız Allâhü Teâlâ’dan korksaydı, ona hiçbir şey […]
ALLAH YOLUNDA CİHAD’IN FAZÎLETİ
Ebû Ümâme radıyallâhü anh buyurdu: “Resûlullâh Efendimizle (s.a.v.) beraber bir kıta askerle çıkmıştık. Bir zât içinde su ve yenilecek bazı yeşilliklerin bitmiş olduğu bir mağara gördü. Kendi kendine orada kalıp dünyayı terk etmeyi düşündü ve bunun için Resûlullâh Efendimizden (s.a.v.) izin istedi. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) ona şöyle buyurdular: “Muhakkak ben Yahudilerin yahut Hıristiyanların diniyle gönderilmedim. […]
Günün Ayeti Kerimesi
قَالَ اللهُ تَعَالَى: وَمَا مِنْ دَابَّةٍ فِي الْأَرْضِ إِلَّا عَلَى اللهِ رِزْقُهَا. (سورة الهود، 6 Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Ve yeryüzünde yürüyen hayat sahibinin tamamının rızkı ancak Allâhü Teâlâ üzerinedir…” (Hûd Sûresi, âyet 6)
ALLAH İÇİN SEVMEK
Resûlullah (s.a.v) buyurdular: “Amellerin en faziletlisi Allâhü Teâlâ için sevmek ve Allâhü Teâlâ için buğzetmek; sevmemektir.” Bir hadîs-i kudsîde şöyle buyrulmuştur: “Birbirlerini benim rızam için sevenler, başka hiçbir gölgenin bulunmadığı kıyâmet gününde, arşımın gölgesinde olacaklardır.” Resûlullah (s.a.v), şöyle buyurmuştur: “Birbirlerini Allâhü Teâlâ için sevenler cennette kırmızı yakuttan bir köşkte oturacaklardır. Bu köşkün direği üzerinde yetmiş […]
ALLAH AHKEMÜ’L-HÂKİMÎNDİR
Tîn sûresinin 8. âyetinin tefsîri şöyledir: “Allâh ahkemülhâkimîn değil mi?” Hâkimlerin hâkimi, hükümdarların hükümdârı değil mi? Hâkimler, hükümdarlar, isyân edenlere cezâ, itâat edenlere, iş görenlere ecir ve mükâfât verir de onların hepsinin üzerinde hâkim olan Allâh hükmünü infâz etmez, mükâfât ve cezâ vermez, dînini yürütmez mi? Haşa. Hiç şüphe yok ki insanı o en güzel […]
Âhiret Gününe İman
İmanın beşinci şartı âhiret gününe inanmaktır. Sûr’un üflenmesi, bütün ölülerin dirilip kabirlerinden kalkması, amel defterlerinin kendilerine verilmesi ve mahşer meydanında toplanıp suâl ve hesaba çekilmesi ile mizan, şefâat, sırat, kevser, cennet ve cehennem gibi âhiret hayatına ait hususlara inanmaktır. Âhiret, bu dünyadan sonraki sonsuz hayattır. Allâhü Teâlâ, bu dünyayı ve bütün varlıkları geçici bir zaman […]
AĞAÇ DİKMENİN FAZİLETİ
AĞAÇ DİKMENİN FAZİLETİ Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Ağaç diken müslümana muhakkak o ağaçtan yenilen meyve onun için sadaka olur, o ağaçtan çalınan meyve de onun için sadaka olur, Vahşî hayvanların yediği de o kimse hesabına bir sadaka olur. Kuşların yediği de sadakadır. Her insanın ondan yiyip eksilttiği meyve de onu diken müslüman için bir sadakadır.” […]
Günün Ayeti Kerimesi
قَالَ اللهُ تَعَالَى: … وَمَن يُعَظِّمْ شَعَائِرَ اللهِ فَإِنَّهَا مِن تَقْوَى الْقُلُوبِ. (سورة الحج، 32 Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Her kim de Allâh’ın şeâirine (muhterem kıldığı alâmetlere; mukaddesâta) ta’zîm (ve hürmet) ederse, şüphesiz o kalplerin takvâsındandır.” (Hac Sûresi, âyet 32)
ÂFİYET İSTEMEK
Resûlullah Efendimiz (s.a.v): “Ezan ve kamet arasında yapılan duâ geri çevrilmez.” buyurdular. Orada bulunanlar “Nasıl duâ edelim?” diye sorunca Resûlullah (s.a.v) “Allâhü Teâlâ’dan dünya ve âhirette afiyet isteyin” buyurdular. Diğer bir hadîs-i şerîfte şöyle buyrulmuştur: “Allâhü Teâlâ’dan istenen şeyler içinde onun en çok hoşuna giden, afiyet istenmesidir.” Bir adam “Yâ Resûlallah! Hangi duâ daha faziletlidir?” […]
ADALET
Adalet, doğru ve insaşı olmak, herkesin hakkına riayet etmek, zulmetmemek demektir. Adalet, idarecilerin güzel vasıflarının en faziletlisi ve cemiyetin devamını sağlayan sebeplerin en kuvvetlisidir. Zira adalet, itaata sebep olup, dostluğa davet eder. Adalet ile salih ameller ve mallar çoğalıp, halk bahtiyar olur ve diğer faziletler de adalet ile tamamlanır. Allâhü Teâlâ Nahl Sûresinin, 90. âyet-i […]
ÂDÂB:NAMAZDAN SONRA DUÂ
Farz namazdan sonra âyetü’l-kürsî ve muavvizât (ihlâs, felak ve nâs sûreleri) okunur. 33 kere ‘Sübhânallâh’, 33 kere ‘Elhamdülillâh’ ve 33 kere de ‘Allâhü Ekber’ denilir ki, bunlar 99’dur. Tamâmı yüz olmak üzere ‘Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh…’ denilir. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) her namazın akabinde bunu yapanların -denizköpüğü kadar da olsa- günahlarının bağışlanacağını bildirmiştir. […]
ABDEST
Abdestin farzları dörttür. Yüzünü ve ellerini dirsekleri ile berâber yıkamak, başının dörtte birini mesh etmek ve ayaklarını topukları ile berâber yıkamak. Sünnet üzere abdest şöyle alınır: Besmele ile önce eller bileklerine dek üç kere yıkanır. Dişleri misvâkladıktan sonra ağız ayrı ayrı su ile çalkanıp tükürülür. Sonra burun, ayrı ayrı su çekip sümkürerek üçer kere yıkanır. […]
Günün Ayeti Kerimesi
قَالَ اللهُ تَعَالَى: وَمَنْ أَحْسَنُ قَوْلًا مِمَّنْ دَعَا إِلَى اللهِ وَعَمِلَ صَالِحًا وَقَالَ إِنَّنِي مِنَ الْمُسْلِمِينَ. (سورة الفصلت، 33 Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Allâh’a dâvet edip sâlih amel işleyen ve muhakkak ben Müslümanlardanım diyen kimseden daha güzel sözlü kim olabilir.” (Fussilet Sûresi, âyet 33)
“KİM BİR KAVME BENZERSE ONLARDANDIR”
İkinci bin yılın müceddidi İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri buyuruyorlar ki: “İki dîni tasdîk eden kişi şirk ehlinden sayılır. İslâm hükümleri ile küfrü bir araya getirmeye teşebbüs eden de müşriktir. Hâlbuki küfürden teberrî etmek (uzaklaşmak) İslâm’ın şartıdır, şirk şâibesinden sakınmak tevhiddir…” Hindûların büyük bildikleri günlere hürmet etmek, Yahûdîlerce bilinen âdetlere uymak küfrü îcâp ettirir. Nitekim bazı […]
“HANIMLARINIZLA GÜZEL GEÇİNİN”
Erkek, yediği yemekten hanımına da yedirmeli, giydiğinden ona da giydirmelir. Onu terk etmemeli, onu dövmemeli, Allâhü Teâlâ kendisine çok rızık verdiği zaman, hanımının nafakasını bol vermelidir. Resûlullah’ın (s.a.v.) tavsiyesine uyarak, hanımı ile iyi geçinip, kadınları yumuşaklıkla idare etmelidir. Büyük zatlardan biri, hanımının kötü ahlâk ve huylarına sabrederdi. Sebebi sorulduğunda, ‘Onu bırakırsam, eziyetine sabredemeyen birisi ile […]
“En faziletli amel hangisidir?”
Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) soruldu: “En faziletli amel hangisidir?” “Kıyamı uzun olan (çok âyet okunan) namazdır.” buyurdular. “En faziletli sadaka hangisidir?” diye soruldu. “Az bir şeyi olan fakirin verdiği sadakadır.” buyurdular. “En faziletli hicret hangisidir?” “Allâhü Teâlâ’nın haram kıldığı şeyleri terk eden kimsenin hicretidir.” buyurdular. “En faziletli cihâd hangisidir?” “Müşriklere karşı malıyla, canıyla cihad eden kimsenin […]
Günün Ayeti Kerimesi
قَالَ اللهُ تَعَالَى: إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا فَلَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ. (سورة الأحقاف، 13 Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Muhakkak Rabbimiz Allah deyip de sonra istikâmette bulunanlar (dosdoğru gidenler), her hâlde onlara bir korku yoktur ve onlar mahzun olmayacaklardır.” (Ahkaf Sûresi, âyet 13)
“BANA EN SEVGİLİNİZ, AHLÂKI EN GÜZEL OLANINIZDIR”
“…Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Muhakkak Allâhü Teâlâ refîktır, rıfkı (yumuşak huyluluğu) sever, sertliğe ve başka bir şeye vermediğini yumuşak huyluluğa verir.” Hadîs-i Şerîf’in diğer bir rivâyetinde Resûlullâh (s.a.v.), Hz. Âişe’ye (r.anhâ) şöyle buyurmuştur: “Yumuşak huylu ol. Öfkeden ve çirkin şeylerden kaçın. Çünkü yumuşak huyluluk nerede olursa onu süsler, hangi şeyden çıkarılırsa da onu lekeler.” Resûlullâh […]
“DE’B U ÂDETİMİZ SÛRET VE SÎRETİMİZ”DEN
“…Bu yolda bi’l-kasd ve’l-irâde iştihâr memnu’dur. Esâsen şöhret âfettir. Bu yolun muktezâsı dâimâ ve her hâl u kârda kemnâm olmak, müteşerri’ ve âbid zann edilmekten, hüsn-i zan tevcîh olunmaktan kaçınmak, Hak’la olan ibâdet ve ubûdiyetini halktan saklamak, hiçbir ferde kendi ma’nevî ahvâlini bildirmemek, en âmmî ve nâdân kimseler gibi görünmektir. Hakîki tasavvuf ancak budur. İşte […]
“ANCAK (KÂMİL) MÜ’MİN DEVAMLI ABDESTLİ OLUR”
Abdest üç nevidir: Farz, vâcib, müstehab. Namaz kılmak, tilâvet secdesi yapmak, cenâze namazı kılmak ve Kur’ân-ı Kerîm’e dokunmak için abdest almak farzdır. Tavâf yapmak için abdest almak vâcibdir. Müstehab olan abdestler şunlardır: Uyumak için, Nur üzerine nur olduğundan abdest üzerine abdest almak. (Su, vakıf suyu olmamalıdır.) Gıybet yahut yalandan sonra abdest almak. Bunlar mânevî necâsetlerdir. […]
“ALLAH’TAN HAKKI İLE ANCAK ÂLİMLER KORKAR…”
Emevî halîfesi Ömer ibn-i Abdülaziz’in zevcesi Fâtıma (rah.) şöyle anlatır: “Bir gün Ömer İbn-i Abdülaziz’i seccâdesinin üzerine oturmuş, ellerini yanağına koymuş, gözyaşları sakalının üzerine akarken gördüm. “Ey müminlerin emîri, yeni bir hâdise mi oldu?” diye sordum. Dedi ki: “Ey Fâtıma, yeryüzündeki bütün Ümmet-i Muhammed’in mesûliyetini üzerime aldım. İçlerinde aç kalmış fakirler, zavallı hastalar, muhtaçlar, çok […]
Günün Ayeti Kerimesi
قَالَ اللهُ تَعَالَى: وَإِذَا قِيلَ لَهُمْ لاَ تُفْسِدُوا فِي الْأَرْضِ قَالُوا إِنَّمَا نَحْنُ مُصْلِحُونَ. (سورة البقرة، 11 Allahü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Hem onlara (münâfıklara) yeryüzünde fesatta bulunmayınız, denildiği zaman onlar: Biz ancak ıslâh edici kimseleriz, derler.” (Bakara Sûresi, âyet 11)
“AHLÂKINIZI GÜZELLEŞTİRİNİZ”
Edeb, zahirin ve bâtının yani hem için ve hem dışın güzelleşmesi, güzel ahlâkla bezenmesidir. Edeb kulda ancak güzel ahlâkların kemâle ermesi ile tamamlanır. Resûlullâh (s.a.v) Efendimiz: “Ahlâkınızı güzelleştiriniz.” buyurmuştur. Resûlullâh (s.a.v) Efendimiz buyurdular: “Bir babanın çocuğuna verdiği en değerli hediye iyi bir terbiyedir.” “Çocuğun babası üzerindeki hakkı, ona güzel bir isim vermesi, yerini, yuvasını güzel […]
“…SİZE DİN OLARAK İSLAMA RAZI OLDUM.”
Peygamberler Allâh’ın emir ve nehiylerini vahiy yoluyla almışlar; kendilerinin hakikaten Allah’la kullar arasında birer vasıta olduklarını mucizelerle isbat etmişlerdir. Vahiy: Allâhü Teâlâ’nın emir ve nehiylerini peygamberlere rüya, ilham, kitab ve melek göndermek gibi bir vasıta ile bildirmesidir. Mucize: Peygamberlik iddia eden zâtın elinde meydana gelen hârikulâde iştir. Ateşin Hz. İbrahim’i yakmaması gibi. İnsanların bu hârikanın […]
“…ŞÂHİD OLARAK ALLAH YETER: MUHAMMED RESÛLULLAH’DIR…”
Saf sûresinin 8 ve 9. âyet-i kerîmelerinin tefsîri: Allâh’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek isterler; sanki doğan güneşi ağızlarıyla püf diye söndürüverecekmişler gibi hakkı yalan ve iftira ile iptal etmek istiyorlar. İslâm’ı uydurma sözler, yalan yanlış propagandalar, tahrif olunmuş kitaplarla söndürmek istiyorlar. Halbuki Allâhü Teâlâ nurunu tamamlayıp bütün âleme yayacaktır, isterse kâfirler hoşlanmasınlar. O, Allâhü Teâlâ ki […]
“…HEPİNİZ ALLAH’A TEVBE EDİN, EY MÜ’MİNLER”
“…HEPİNİZ ALLAH’A TEVBE EDİN, EY MÜ’MİNLER” Tevbe, dinin çirkin gördüğü ve yasakladığı şeyleri terketmek, övdüğü ve izin verdiği şeylere dönmektir. Günahlar ve isyanlar, helâk eder, Allah’tan ve cennetlerinden uzaklaştırır. Onları terk etmek de Allah’a ve cennetlerine yaklaştırır. Allâhü Teâlâ (meâlen) “…Hepiniz Allâh’a tevbe edin ey mü’minler ki felâh (necât, kurtuluş) bulabilesiniz.” (Nûr Sûresi, âyet 31) […]
Günün Ayeti Kerimesi
قَالَ اللهُ تَعَالَى : وَمَنْ يَبْتَغِ غَيْرَ الْإِسْلَامِ دِينًا فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْهُ وَهُوَ فِي الْآخِرَةِ مِنَ الْخَاسِرِينَ. (سورة آل عمران، 85 Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Kim İslâm’dan başka bir din ararsa kendisinden böyle bir din asla kabul edilmeyecek ve o kimse âhirette hüsrâna uğrayanlardan olacaktır.” (Âl-i İmrân Sûresi, âyet 85)
BİR KÖTÜ HUY: HİDDET (ÖFKE)
Hiddet; öfke ve kızgınlık halidir. Hoşa gitmeyen bir hâdiseden dolayı gazap kuvvetinin parlayıp meydana çıkmasıdır. Kızgınlık ve darılma, kalpteki kanın galeyanı zamanında nefiste meydana gelen heyecandır ki, haksız yere olunca bir kusur sayılır, pişmanlığı gerektirir. Fakat akla tâbî ve haksızlığa karşı olan bir öfke güzeldir. Çünkü mukaddesat bununla korunur. Öfkenin zıttı hilm: Şiddete sabredip tahammül […]
BİR KISIM DİNİ TABİRLER
Kurbet: Yakınlık demektir. Dinde kurbet: “Hak Teâlâ’ya manevi yakınlığa sebep olan herhangi bir güzel ameldir. Sadakalar, nafile kılınan namazlar gibi. Teklif: Bir kimseye meşakkatli bir şeyi emretmektir. Dinde teklif: İslamiyet’in “Ehliyet ve salahiyet sahibi olan insanlara bazı şeyleri yapmalarını, bazı şeyleri de terk etmelerini emretmesinden ibarettir. Bu emirleri yapmaya memur ve vazifeli olan bir insana […]
BU ÜMMETİN HAYIRLILARI
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Ümmetimin hayırlılarından bir cemaat var ki, ilahi rahmetin genişliğinden açıkta gülerler, azabının korkusundan da gizli (yerlerde) ağlarlar. Bedenleri yerde, kalbleri göklerdedir, ruhları dünya’da akılları ise âhirettedir, yürümeleri vakarla, (Allâh’a) yaklaşmaları vesîle iledir.”
Günün Ayeti Kerimesi
قَالَ اللهُ تَعَالَى: لَا يُكَلِّفُ اللهُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ (سورة البقرة، 286 Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Allâhü Teâlâ kimseye gücünün yeteceğinden başkasını teklif etmez. Kazandığı (hayrın ecir ve sevâbı) nefsinin lehine ve irtikâb ettiği (günâhın cezası) nefsinin aleyhinedir…” (Bakara Sûresi, âyet 286)
EHL-İ SÜNNET VE’L-CEMAAT
İslâm dininde inanılacak ve yapılacak şeyler güzelce anlatılmıştır. Salâhiyetli din âlimleri, inanç ve amel bilgilerini Kur’ân-ı Kerim’den, Peygamberimizin hadîslerinden çıkarıp yazmışlar ve din hükümlerini ümmete bildirmişlerdir. Sahih ve makbul inançların neler olduklarını İmam Ebû Mansur Mâtüridî ve İmam Ebu’l-Hasen Eş’arî Kur’ân-ı Kerim’den ve hadîs-i şerîflerden derleyip bu ümmete anlatmışlardır: Bu iki büyük islam âlimi, Müslümanların […]
EDEPSİZE KARŞI
Hikmet ehli bir zâta: “Kötü ahlâklıların sözleri insana ağır geliyor da şiddetle karşılık vermek icab ediyor. Bu hususta nasıl hareket etmeli?” dediler: “Bir edeplinin bir edepsizle karşılıklı konuşması lâyık değildir. Hiç ayık bir kişi, sarhoşla söyleşmek ister mi?” demiştir.
DÜNYANIN ZAHMETİ BİTMEZ
Allâhü Teâlâ dünyayı bir imtihan yurdu olarak yarattı. Ondan az almayı rahmet, ona çok dalmayı da zahmet kıldı. İmâm Gazâli Hazretleri buyurdular: İhtiyaçtan fazla yığılan dünyalık mal ve mülk şeytanın tükenmez hazinesidir. Zira bir günlük nafakası olan kimsenin kalbi rahattır. Bu kimsenin eline yüz dinar (altın lira) geçmiş olsa, hemen kalbine bu parayı sarfedeceği on […]
HER NİMETİN HESABI VARDIR
Müslüman her zaman Allâhü Teâlâ’nın ihsan ettiği nimetlerden hesaba çekileceğini bilmeli ve bu şuurla hareket etmelidir. Zira Ayet-i Kerîme’de “Sonra, vallahi o gün o nimetlerden muhakkak sorulacaksınız.” (Tekâsür Sûresi, âyet 8) buyrulmuştur. “İnsanın mes’ul olacağı nimet nedir? Çünkü nimeti olmayan kimse yoktur.” denirse cevabı şudur: Bütün gayreti lezzetlere kavuşmak olan, ancak hoş yemek, yumuşak giyinmek […]
Çocuklarda Diş Temizliği
Bebeğin dişleri temiz bir tülbent veya gazlı bez ile silinmeli, 1-1.5 yaşından sonra da yumuşak bir diş fırçası kullanılmalıdır. Alışkanlık kazandırmak için çocukların eline 2 yaşından sonra diş fırçası verilebilir. 2.5 yaşından itibaren minicik bir parça diş macunu fırça üstüne konulabilir. Fakat macun katiyen yutulmamalıdır. Çocuklar diş fırçalamayı alışkanlık edip kendi başına yapabilene kadar ebeveyni […]
Günün Ayeti Kerimesi
قَالَ اللهُ تَعَالَى: وَمَنْ يَكْسِبْ إِثْمًا فَإِنَّمَا يَكْسِبُهُ عَلَى نَفْسِهِ وَكَانَ اللهُ عَلِيمًا حَكِيمًا. (سورة النساء، 111 Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Ve her kim bir günah kazanırsa onu ancak kendi nefsi aleyhine kazanmış olur. Allâhü Teâlâ ise Alîm’dir, Hakîm’dir.” (Nisâ Sûresi, âyet 111)
RESÛLULLÂH’A ‘(S.A.V.) SALEVÂT OKUMANIN FAZİLETİ
Resûlullâh Efendimiz’e (s.a.v.) salevât okumaktan maksad, Allâh’ın emrine uymak ve Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) üzerimizdeki hakkını ödemektir. Salevât; Allâh’dan rahmet, meleklerden istiğfâr ve mü’minlerden duâ demektir. Salevâtın en kısa olanı “Allâhümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammedin” dir ki: “Ey Allâh’ım, Muhammed aleyhisselâmı dünyâda şerefli, namını yüce ve meşhûr, güzel dînini devamlı kıl, âhirette sevablarını […]
KELÂM İLMİ
Kur’ân-ı Kerîm ile hadîs-i şerîfler, itikâd hükümlerinin birer menbaı, kaynağıdır. Biz bütün i’tikadî meselelerimizi bu muazzam menbalardan alırız. İ’tikadî meselelerimiz hususunda en birinci müracaat kaynağımız, Kur’ân-ı Kerîm ile hadîs-i şerîflerden ibarettir. Âlimlerimiz bu itikadî meseleleri başlıca bir ilim halinde toplamışlardır ki buna kelâm ilmi ismi verilmiştir. Kelâm ilmi, itikâd; inanç bilgilerine âit olan ilimdir. Buna […]
KOĞUCULUK YAPAN CENNETE GİREMEZ
İnsanlar arasını bozmak için laf getirip götürerek birbirine düşürmeye (nemîme) koğuculuk; bu işi yapan kimseye de nemmâm yani koğucu denilir. Koğuculuk haramdır, en büyük günahlardan ve topluluk için en büyük musibetlerdendir. İnsanlar arasında yayılması ve kaçınılması lazım gelen bir kusur olarak görülmemesi daha büyük bir felakettir. Koğucu, yaptıklarına pişman olup ölmeden önce tevbe ve istiğfar […]
YOLDAN GÜZEL GEÇMEK
Bir kral halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verdi. Yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce, bir yarışma düzenlemeye karar verdi. İsteyenin bu yarışmaya katılabileceğini ilan ettiren kral, yoldan en güzel geçecek kişiyi belirleyeceğini söyledi. Yarışma günü, insanlar akın ettiler. Bazıları en güzel arabalarını, bazıları en güzel elbiselerini getirmişti: Kadınlardan kimileri saçlarını en güzel biçimde […]
PEYGAMBER EFENDİMİZİN (S.A.V.) MERHAMETİ
Hz. Enes (r.a.) buyurdular: “Resûlullâh’ın (s.a.v.) kokusundan daha güzel ne bir anber, ne bir misk, ne de başka bir koku kokladım. Resûlullâh’ın (s.a.v.) mübarek teninden daha yumuşak ne bir atlasa, ne de bir ipeğe dokundum.” dedi. Sâbit (r.a.) “Yâ Enes, sen sanki Resûlullâh’a (s.a.v.) bakıyormuş ve mübarek sesini işitiyormuş gibisin” dedi. Hz. Enes (r.a.) şöyle […]
