HZ. ÖMERU’L-FÂRÛK (R.A.)

Allâhü Teâlâ Enfâl Sûresi, 64. âyet-i kerîmesinde meâlen şöyle buyurdu: “Ey Peygamber! Sana Allah ve sana tabi olan mü’minler yeter.” Tefsir âlimleri bu âyetin bilhassa Hz. Ömer (r.a.) için Mekke’de nâzil olduğunu söylemişlerdir.
Hz. Ömer (r.a.) İslâm’ı kabul ettiği zaman Müslümanlar otuz dokuz kişi idi, Hz. Ömer’le kırk oldu. Hz. Ömer’in Müslümanlığı ile Mekke’de Müslümanlık alenî oldu. Zira Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) “Allâh’ım! İslâm’ı Ömer ile yahud Ebû Cehil ile azîz eyle” diye duâ etti. Allâhü Teâlâ duâsını Hz. Ömer hakkında kabûl eyledi. Onun Müslüman olması dîne izzet, hicreti nusret, emîrliği de ümmete rahmet olmuştur.
Rasûlullâh (s.a.v.) Hz. Ebû Bekr ile Hz. Ömeru’l-Fârûk’a (r.anhüma) cenneti müjdeledi.
Abdullah bin Ömer (r.a.) der ki: Rasûlullah (s.a.v.)’ den duydum, şöyle buyurdu:
“Bir gün uyumakta idim. Rüyamda bir bardak süt verdiler, içtim. Soğukluğu tırnaklarıma kadar yayıldı. Benden artanını Ömer’e verdim.”
Ashâb-ı Kirâm: “Yâ Rasûlallâh! Bunu nasıl yorarsınız? dediler. Rasûlullâh (a.s.): “Allâhü Teâlâ, Ömer’e ilim verecek.” buyurdu.
Yine: “Ey Ömer! Eğer ben peygamberliğe gelmeseydim, sen gelirdin” ve “Benim iki vezirim gökte vardır, iki vezirim de yerde vardır. Göktekiler, Cebrâîl ile Mikâîl’dir. Yerdekilerden biri Ebû Bekr-i Sıddîk, biri de Ömeru’l-Fâruk’dur.” buyurdu.
Hz. Ömer, dînin kandilidir. Zâhiddir, ‘takvâ sâhibidir,  âlemin kutbu, cihanın revnakı; yıldızı ve âdil emir’dir. Kendi oğluna dahi had vurup; dinin verdiği cezayı tatbik etti, adaletini ortaya koydu. Dinimiz onunla kemâl buldu. Şeytanlar ve cinler onu görünce korkarlardı.

Ebû Bekr-i Sıddîk (r.a.)’tan sonra on yıl halifelik etti, altmış üç yıl yaşadı. Sonra Firuz adlı bir köle onu namazda iken yedi yerinden iki yüzlü bıçak ile vurup şehîd etti. Rasûlullah (s.a.v.)’in ravzası içinde Hz. Ebû Bekr’in yanına defnettiler. (Radıyallahü anhü)

Scroll to Top