📜 ABDULLAH BİN ZÜBEYR (R.A.) HAZRETLERİNİN NASİHATLERİNDEN
Hac mevsiminde, terviye gününden önceki gün çıkıp hamd ve salâttan sonra şöyle buyurdu:
“Sizler, buraya muhtelif beldelerden, Allâhü Teâlâ’nın huzuruna gelen müsafirlerisiniz. Müsafirine ikramda bulunmak, Allâhü Teâlâ üzerine bir haktır. Allâhü Teâlâ’dan bir talepte bulunan kimse aslâ boş çevrilmez. Sözlerinizi amellerinizle tasdik ediniz. Zira sözün özü, ameldir. Niyetlerinize ve kalplerinize dikkat edin. Bugünlerinizin kıymetini bilin, zâyi olması husûsunda Allâhü Teâlâ’dan korkun. Zira bugünler, günahların bağışlandığı günlerdir. Sizler uzak beldelerden buraya ne bir ticaret, ne bir mal, ne de bir dünyalık elde etmek için geldiniz.” Sonra telbiye getirdi, oradakiler de telbiye getirdiler. Ben, o kadar çok ağlayan insan, daha önce hiç görmedim.
BİZİM BİNEĞİMİZ DE HARAM YEMEZ
Evliyâullahtan Şeyh Muhammed bin Mansûr el-Kabbârî rahimehullâh, kendisine ait bir çiftlikte yaşar, çiftlik işleri ile meşgul olarak geçimini sağlardı. Çok verâ ve takvâ sahibi bir zât idi. İnsanlara, yetiştirdiği meyvelerden ikrâmda bulunur, onlara dâima iyilikle emreder, kötülükten nehyederdi. Köyün ileri gelenlerini zulümden sakındırırdı.
Bir gün, bineklerinden birisini bir adama satmıştı. Aradan birkaç gün geçtikten sonra bineği satın alan adam gelerek, “Efendim, sizden satın aldığım binek, hiçbir şey yemiyor!” diye şikâyette bulundu.
Şeyh, adamı biraz süzdükten sonra, “Sen, ne işle meşgulsün?” diye sordu. Adam, “İnsanların toplandıkları yerlerde şarkı söyler, onları eğlendiririm.” diye cevap verdi.
Bunun üzerine Muhammed bin Mansûr rahimehullâh: “Biz, haram malı yemediğimiz gibi, bineğimiz de haram malı yemez.” deyip içeriye girdi, adamdan aldığı paraları getirip iade etti. Bineğini de geri aldı.
“Sizler, buraya muhtelif beldelerden, Allâhü Teâlâ’nın huzuruna gelen müsafirlerisiniz. Müsafirine ikramda bulunmak, Allâhü Teâlâ üzerine bir haktır. Allâhü Teâlâ’dan bir talepte bulunan kimse aslâ boş çevrilmez. Sözlerinizi amellerinizle tasdik ediniz. Zira sözün özü, ameldir. Niyetlerinize ve kalplerinize dikkat edin. Bugünlerinizin kıymetini bilin, zâyi olması husûsunda Allâhü Teâlâ’dan korkun. Zira bugünler, günahların bağışlandığı günlerdir. Sizler uzak beldelerden buraya ne bir ticaret, ne bir mal, ne de bir dünyalık elde etmek için geldiniz.” Sonra telbiye getirdi, oradakiler de telbiye getirdiler. Ben, o kadar çok ağlayan insan, daha önce hiç görmedim.
BİZİM BİNEĞİMİZ DE HARAM YEMEZ
Evliyâullahtan Şeyh Muhammed bin Mansûr el-Kabbârî rahimehullâh, kendisine ait bir çiftlikte yaşar, çiftlik işleri ile meşgul olarak geçimini sağlardı. Çok verâ ve takvâ sahibi bir zât idi. İnsanlara, yetiştirdiği meyvelerden ikrâmda bulunur, onlara dâima iyilikle emreder, kötülükten nehyederdi. Köyün ileri gelenlerini zulümden sakındırırdı.
Bir gün, bineklerinden birisini bir adama satmıştı. Aradan birkaç gün geçtikten sonra bineği satın alan adam gelerek, “Efendim, sizden satın aldığım binek, hiçbir şey yemiyor!” diye şikâyette bulundu.
Şeyh, adamı biraz süzdükten sonra, “Sen, ne işle meşgulsün?” diye sordu. Adam, “İnsanların toplandıkları yerlerde şarkı söyler, onları eğlendiririm.” diye cevap verdi.
Bunun üzerine Muhammed bin Mansûr rahimehullâh: “Biz, haram malı yemediğimiz gibi, bineğimiz de haram malı yemez.” deyip içeriye girdi, adamdan aldığı paraları getirip iade etti. Bineğini de geri aldı.
📺 Bu İçeriğin Videosunu İzleyin
Görsel anlatım ve sesli tilâvet ile YouTube kanalımızda yayında:
