ALLÂHÜ TEALÂ’NIN “KIDEM” SIFATI

ALLÂHÜ TEALÂ’NIN “KIDEM” SIFATI
Kıdem; ezeliyyet, yani, evveli olmamaktır. Evveli olmayana kadîm, sonradan olana da hâdis denilir. Allâhü Teâlâ ezelîdir, kadîmdir, varlığının evveli yoktur. Onun evvelinde aslâ yokluk geçmemiştir. Onun varlığı yanında milyonlarca sene, bir saniye bile sayılmaz. Gördüğümüz âlemler, milyarlarca seneden beri mevcut bulunsa bile yine Hak Teâlâ’nın ezelîliği yanında bir saniye sayılmaz. Hâsılı Allâhü Teâlâ kadîmdir, Allâhü Teâlâ’dan başka her ne var ise onlar da hâdistir; çünkü Allâhü Teâlâ’nın kudretiyle yaratılmışlardır.
Artık şüphe yok ki yaratılanlar hâdistirler, sonradan var olan, -hâşâ- ilah olamaz, kadim olamazlar. Kadîm sıfatı yaratana; Allâhü Teâlâ’ya mahsustur.

ABDULLAH BİN ABBAS’IN (R.A.) CÖMERTLİĞİ
Abdullah bin Abbas radıyallâhü anhümâya, Ensâr’dan bir sahabî gelip: “Ey Resûlullâh aleyhisselâmın amcasının oğlu, bu gece bu fâni dünyaya bir oğlum geldi. Ona, teberrüken senin şereşi ismini koydum. Lâkin annesi Allah’ın rahmetine kavuştu. Senin aziz vücudun sağ olsun, ey cömertliğin babası!…” dedi.
İbn-i Abbas (r.a.): “Ey kardeşim, Allah doğanı hayırlı eylesin, ölene rahmet ve sana da sabırlar versin.” deyip hizmetkârına emretti: “Bu kardeşimize bir hizmetçi al ki, çocuğunun yetiştirilmesiyle meşgul olsun, baba da gamdan kurtulsun. Ayrıca kendisine de iki yüz altın ver, bununla zarurî ihtiyaçlarını karşılasın, teselli bulsun.”
Sonra o zata tekrar tekrar tenbih etti: “Birkaç gün sonra gelip bize tekrar şeref ver. Çünkü bugün elimizin darda olduğu bir zamanda geldin. Özrümüzü kabul et, bizi hatırdan çıkarma ve sakın gelmekte ihmal gösterip bize cefa etme.”
Ensârî, duâ etti: “Hepimiz sana feda olalım. Muhakkak ki sen bu dünyaya cömertliği ile ün yapmış Hâtem-i Tâî’den bir gün daha önce gelmiş olsaydın, şu Arap milleti Hâtem diye birinin adını bile bilmezlerdi.” dedi.

Scroll to Top