HACCIN FAZÎLETİ

“Hangi amel daha fazîletlidir.” diye sorulduğunda Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.): “Allâh’a ve Resûlüne îmân” buyurdu.

“Sonra hangisidir?” denince

“Allâh yolunda cihâddır.”

“Sonra hangisi” diye sorulunca

“Mebrûr hacdır” buyurdular. “Mebrûr”, hiç günah karışmıyan demektir. Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.):

“Mebrûr haccın mükâfâtı ancak cennettir.” buyurdular. Hz. Ömer (r.a.):

“Haccın mebrûr olması ne iledir” diye sorunca;

“Yemek yedirmek ve selâmı yaymak (müslümanlara selâm vermek) iledir” buyurdular.

Haccın kabûl edildiğinin alâmeti döndükten sonra hayırlı amellerin çoğalıp günahlara bir daha dönmemektir.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.): “Allâh’ım, hacıları ve onların istiğfâr dilediklerini mağfiret et” diye duâ ettiler.

Büyüklerin bir âdeti şöyle idi: Günahlarla kirlenmeden önce hacıyı karşılarlar, alınlarından öpüp duâ etmesini isterlerdi.

Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:

“Beş duâ vardır ki reddolunmaz: Dönünceye kadar hacının duâsı, dönünceye kadar gazinin duâsı, hakkını alıncaya değin mazlûmun duâsı, iyileşinceye kadar hastanın duâsı ve kardeşin din kardeşine gıyâben yaptığı dua.

Bu duâların en hızlı kabul edileni kardeşin din kardeşine gıyâbında yaptığı duâdır.”

Hz. Ömer (r.a.), Resûlullâh’dan umre için izin istedi. Resûlullâh izin verdi ve sonra “Ey kardeşim, duânda bizi unutma” diğer rivâyette “Duâna bizi de ortak et” buyurdular. Hz. Ömer “Resûlullâhın “Kardeşim” buyurması bana üzerine güneşin doğduğu her şeyden daha sevimlidir.” dedi.

Hz. Hasan (r.a.) buyurdu: “Hacı yola çıkarken onu uğurlayınız, ondan duâ isteyiniz, döndüğünde de karşılayıp günahlara dalmadan önce musâfaha ediniz.”

Scroll to Top