HASTALARI ZİYÂRET EDİNİZ

Hastayı ziyaret etmek, onun hâl ve hatırını sormak, hastanın ihtiyaç duyduğu ve ziyaretçinin de gücü yettiği kadar hastaya yardımda bulunması sünnettir. Müslüman olsun, zimmî (gayri müslim) olsun, yakın bir komşu veya uzak bir hemşehri olsun hepsi ziyâret edilir. Bu şekilde hasta ziyâreti dinî ve ahlâkî bir vazife olduğu için sevaptır.
Bir Yahudi genç, Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’e hizmet ederdi. Bir ara hastalandı. Resulü Ekrem bu genci hastalığında ziyaret etti. Başucunda oturdu ve ona Müslüman olmasını teklif etti. O da babasına baktı. Babası “Oğlum! O’na (s.a.v.) itaat et.” deyince Müslüman oldu. Resulü Ekrem hastanın yanından çıkarken “Şu genci cehennem azabından kurtaran Allâhü Teâlâ’ya hamdü senalar olsun.” buyurdu.
Bir hadîs-i şerîfte “Bir Müslüman, bir Müslüman kardeşini hasta iken ziyaret ettiğinde hastanın yanından ayrılana kadar o ziyaretçi cennet bahçesinde yaşar.” buyrulmuştur.
Hasta ziyaretine giden kişi hastanın hâl ve hatırını sormalıdır. Resulullah (s.a.v.) “Sizden biriniz hasta ziyaretine vardığında elini hastanın alnına veyahut eline koyup, sıvazlayarak “Nasılsınız?” diye hâlini sorması hasta ziyaretinin tamamlayıcı adabındandır.” buyurmuşlardır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) “Ashabım! Hastaları ziyaret ediniz, açları doyurunuz, köleleri azad ediniz, salıveriniz.” buyurmuştur. Hasta ziyaretinin önce zikredilmesi şayan-ı dikkattir.
Hasta ziyareti hakkında o kadar çok rivâyet vardır ki bu, İslâm’da hasta ziyaretine verilen ehemmiyetin büyüklüğünü gösterir. Esasen yardımlaşmaya İslâm dini kadar kıymet ve ehemmiyet veren hiçbir din ve hiçbir sosyal teşekkül görülemez. İslam tarihi bunun binlerce numunesiyle doludur.

Scroll to Top