Kureyş kabîlesi ticaretle meşgul olur, yani mal alıp satarak geçinirdi. Ebû Talib de alış verişten kazandığı para ile çoluğunu, çocuğunu beslerdi.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) on iki yaşında iken Ebû Tâlib Şam’a mal götürmek üzere onu da yanına alıp yola çıktı.
Şam yolu üstünde Busrâ kasabasında rahip Bahîrâ ile görüştüler. Bahîrâ, bilgili bir adamdı. Ebû Tâlib’in yanındaki çocuğun âhir zaman peygamberi olduğunu anladı. Çünkü, Tevrat ve İncil’de Peygamber Efendimiz’in yüzü, gözü, eşkali iyiden iyiye yazılmıştı. Peygamber Efendimizi görünce tanıdı, peygamber olacağını haber verdi. Bükülmüş beli ve ağarmış sakalıyla hizmette bulundu. Ebû Talib getirdiği eşyayı Busrâ’da sattı ve kardeşinin oğlunu alıp Mekke’ye döndü.
Mekke’de Huveylid’in Hatîce isminde dul ve zengin bir tüccar kızı vardı. Hemşehrilerinden itimat ettiklerine para ve mal verir, ticaret için Yemen ve Şam taraşarına gönderirdi. Bu mübârek kadın, Peygamber Efendimize de mal ve eşya verip Meysere adlı kölesi ile Şam tarafına yolladı.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Busrâ kasabasına vardığında Bahîrâ ölmüş, yerine Nastura geçmişti. Nastura da Bahîrâ gibi eski kitaplarda âhir zaman peygamberinin vasışarını öğrenmişti. Resûlullah Efendimizi görür görmez tanıdı ve hak peygamber olduğunu söyledi.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Mekke’den getirdiği malı orada sattı. Ticaret ederek memleketine döndü. Hz. Hatîce’nin hakkını verdikten sonra kendi hissesine dört deve kâr düştü
PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN SEYAHATİ VE TİCARETİ
Mayıs 13, 2012
