Abdullah bin Mahrame (r.a.), ilk muhâcirlerden olup önce Habeşistan’a daha sonra Medîne-i Münevvere’ye hicret etmiştir. Bedir başta olmak üzere diğer bütün gazâlarda Peygamber Efendimizin (s.a.v.) yanında hazır bulunmuştur.
Resûl-i Ekrem Efendimiz (s.a.v.) Hazretleri, Hicret’ten sonra muhacirler ile Ensar arasında akdettikleri kardeşlikte onu, yine Ashâb-ı Bedir’den olan Ferve bin Amr el-Beyâzî Hazretleriyle kardeş kılmışlardı.
Hazret-i Ebûbekr’in (r.a.) halifeliği zamanında, Hicret’in 12. senesinde 41 yaşında iken Yemâme Gazâsı’nda şehit olmuştur.
Rivâyet olunduğuna göre, Abdullah bin Mahrame (r.a.) Hazretleri, Yemâme Harbi’nden önce Allâhü Teâlâ’ya dua ederek, her bir mafsalında Allah yolunda birer darbe görmedikçe ruhunu teslim etmemeyi talep etmiş; gerçekten de Yemâme Harbi’nde bu hâlde şehit olmuştur.
Abdullah bin Ömer (r. anhümâ) anlattı: Yemâme Gazâsı’nda iken Abdullah bin Mahrame’nin yanına gittim, her tarafı yara içinde olup vefat etmek üzereydi. Başucunda durdum, bana, “Ey Abdullah bin Ömer! Oruçlunun iftar edeceği vakit geldi mi?” diye sordu. “Evet” dedim. “Şu kalkanımı su ile dolduruver, belki onunla iftar ederim.” dedi. Ben, su dolu havuza gidip avucumla kalkana su doldurup geri getirdim. Ancak geri döndüğümde, Abdullah bin Mahrame’nin ruhunu teslim etmiş olduğunu gördüm.
💎 Kıssadan Hisseler ve Manevi İbretler
Muhâcirlerden ve Benî Âmir bin Lüey neslindendir. Künyesi Ebû Muhammed’dir. Abdullah bin Mahrame, ilk muhâcirlerden olup önce Habeşistan’a, daha sonra Medîne-i Münevvere’ye hicret etmiştir. Bedir başta olmak üzere bütün gazâlarda Peygamber Efendimizin yanında hazır bulunmuştur.
Resûl-i Ekrem Efendimiz, Hicret’ten sonra muhacirler ile Ensar arasında akdettikleri kardeşlikte onu, yine Ashâb-ı Bedir’den olan Ferve bin Amr el-Beyâzî Hazretleriyle kardeş kılmışlardı. O, davasına sadık bir necip süvariydi.
Hazret-i Ebûbekr’in halifeliği zamanında, Hicret’in 12. senesinde 41 yaşında iken Yemâme Gazâsı’nda şehit olmuştur. O, İslam bayrağını en yükseklere taşıyan mübarek bir neferdi.
Rivâyet olunduğuna göre, Yemâme Harbi’nden önce Allâhü Teâlâ’ya dua ederek, her bir mafsalında Allah yolunda birer darbe görmedikçe ruhunu teslim etmemeyi talep etmiş; gerçekten de Yemâme Harbi’nde bu hâlde şehit olmuştur.
Abdullah bin Ömer anlatmıştır: Yemâme’de yanına gittiğimde yaralıydı ve 'Şu kalkanımı su ile dolduruver, belki onunla iftar ederim' dedi. Su getirdiğimde o çoktan ruhunu teslim etmişti.
📺 Bu İçeriğin Videosunu İzleyin
Görsel anlatım ve sesli tilâvet ile YouTube kanalımızda yayında: