Bir kişi, Zemzem-i Şerif kuyusuna düşmüştü. Kuyunun temizlenmesi için dînî hükümlere uygun olarak kuyunun suyunu boşaltmak istediler. Beş-on gün boyunca sekiz büyük kova ile su çektiler. Buna rağmen suyun seviyesi iki parmak bile azalmadı. O dönemde kuyuda dokuz kulaç (yaklaşık on üç metre) su vardı. Bu hâli acaip bulup sebebini araştırmaya başladım. Bir gün, yüz küsür yaşını geçmiş dürüstlüğü ile tanınan Duvarcı Mahmud’a ve yanında bulunan birkaç yaşlıya rastladım. Merakımı anlattığımda bana şu cevabı verdi:
Mısır Meliki Sultan Kayıtbay (1468-1496) zamanında on bir yıl boyunca ciddi bir kuraklık yaşandı. Mekke-i Mükerreme’deki diğer kuyular tamamen kurudu ve halk, sadece Zemzem Suyu’na muhtaç kaldı. O zaman genç bir duvarcı çırağıydım. Tıpkı şimdi olduğu gibi o zaman da bir kişi, kuyunun içine düştü.
Hem düşen adamı çıkarmak için hem de kuyuyu temizlemek için ustamın tavsiyesiyle kuyunun çıkrığına sekiz büyük kova bağladık. Su seviyesi azalmaya başlayınca ustamla birlikte kuyunun içine indik. Kuyunun tabanında bilek kalınlığında akan üç su kaynağı bulduk: İkisi Kâbe-i Muazzama’ya, biri Ebû Kubeys Dağı’na doğru uzanıyordu.
Kuyudaki kaynakları, geçici olarak kapattık ve kalan suyu boşalttıktan sonra çamurları ve birikmiş yabancı maddeleri kovalara doldurup kuyuyu tamamen temizledik. Bu temizlikte çıkarılan çamurun içinde değerli taşlar, bakır kâseler, porselen parçaları ve çeşitli süs eşyaları bulundu. Kuyunun dibi tamamen temizlenip kaynaklar yeniden açıldığında, sular, büyük bir kuvvetle akmaya başladı ve kuyuyu, aynı gün içinde önceki seviyesini aşacak şekilde doldurdu.
Duvarcı Mahmud’un bu anlattıklarını yanında bulunan ihtiyarlar, “Bu hâdise tamamen doğrudur, biz de o zamanda oradaydık.” deyip tasdik ettiler.
💎 Kıssadan Hisseler ve Manevi İbretler
Bir zat Zemzem kuyusuna düşer. Dinî hükümlere uygun temizlemek için günlerce dev kovalardan su çekilir fakat su iki parmak dahi eksilmez. Gubârî Efendi bu hikmeti araştırırken, asırlık usta Duvarcı Mahmud ile karşılaşır.
Duvarcı Mahmud anlatır: Sultan Kayıtbay zamanındaki büyük kuraklıkta Mekke'deki tüm kuyular kurumuş, bir tek Zemzem kalmıştı. O dönem genç bir çırakken, yine temizlik maksadıyla kuyunun tabanına inmiştik.
Kuyunun dibinde bilek kalınlığında akan üç gür kaynak bulduk. İkisi Kâbe-i Muazzama'ya, biri Ebû Kubeys Dağı'na uzanıyordu. Kaynakları geçici kapatıp tabandaki çamuru, kıymetli takıları ve tarihi kapları çıkardık.
Temizlik bitip kaynaklar açılınca, mübarek su büyük bir heybetle fışkırarak kuyuyu aynı gün doldurdu. Meclisteki diğer yaşlı zatlar da 'Bu hadise böyledir, biz de o zamanda oradaydık' diyerek sözü tasdik ettiler.
📺 Bu İçeriğin Videosunu İzleyin
Görsel anlatım ve sesli tilâvet ile YouTube kanalımızda yayında: