İNSANLARIN ÖZRÜNÜ KABUL ETMEK

Din kardeşine karşı bir hata yapan kimse hemen o din kardeşine giderek yaptığı kusurdan dolayı özür dilemeli ve onu razı etmelidir. Bu sebeple, bir din kardeşi, geçmişteki bir kusurundan ve hatasından dolayı samimi sûrette özür dilediğinde, onun özrünü kabul etmelidir. Onu, hiç hata etmemiş gibi görmelidir.
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurmuşlardır ki: “Bir kimse, din kardeşinden özür diler de samimi olduğunu bilmesine rağmen kardeşi özrünü kabul etmezse, o özrü reddedene, insanların malını zorla alanın günahı gibi günah yazılır.”
Böyle samimi özür dileyen kardeşinin özrünü reddeden kimsenin, kıyamet gününde Kevser Havzı’nda Resûl-i Ekrem Efendimize (s.a.v.) kavuşamamasından korkulur. Çünkü onun ümmetinden bir zâtın özrünü geri çevirmiştir.
Özür dilerken sözlerinde mübâlağa etmemelidir. Zira çok özür ve mazeret bildirmek, yalana düşürebilir. Hâlbuki ufak kusurunu itiraf eden, affa müstehak olur. Kişinin özür zilletini çekmesi, öfkeyi teskin eder. Özür dileyen, özründe samimi olursa karşısındaki onun sözünü kabul eder.
Tâbiînden Ebû Kılâbe (rah.) demiştir ki: “Din kardeşinden hoşuna gitmeyen bir şey sana ulaşırsa, onun için bir mazeret gözet. Bir mazeret bulamasan bile yine de ‘Belki benim bilmediğim bir mazereti vardır.’ de.”
Özür dilemek, gam ve hüzünleri giderir, kin ve düşmanlıkları büyümeden söndürür.
Tebe-i Tâbiînden İbn-i Semmâk (rah.), arkadaşının birinin kendisinden uzak durmaya başladığını gördü. Niçin kendisinden uzak durduğunu sorduğunda o, “Benim hakkımda hoşuma gitmeyecek şeyler söylediğini işittim” dedi. İbn-i Semmâk (rah.) ona, “Eğer bu, benim bir kusurum ise, -aramızdaki dostluktan dolayı- zaten sen, bunu affedersin. Yok sana ulaşan söz yalan ise sen, akıllı ve şerefli bir kimsesin, zaten bâtılı kabul etmezsin.” dedi. Bundan sonra araları tekrar düzeldi.

💎 Kıssadan Hisseler ve Manevi İbretler

Bir mümin, geçmişteki bir kusurundan dolayı samimiyetle özür dilediğinde, kardeşi onun bu özrünü kabul etmeli ve onu hiç hata etmemiş gibi görmelidir. Zira mümin, affedici ve merhametli olandır.

Efendimiz (s.a.v.) buyururlar ki: 'Bir kimse, din kardeşinden özür diler de samimi olduğunu bilmesine rağmen kardeşi kabul etmezse, reddedene, insanların malını zorla alanın günahı gibi günah yazılır.'

Böyle bir özrü reddeden kimsenin, kıyamet gününde Kevser Havzı'nda Resûl-i Ekrem Efendimize (s.a.v.) kavuşamamaktan korkulur. Özür dilerken ise sözde mübalağa etmemeli, yalana düşmekten kaçınmalıdır.

Tâbiînden Ebû Kılâbe (rah.) buyurur ki: 'Din kardeşinden hoşuna gitmeyen bir şey ulaşırsa, onun için bir mazeret gözet. Bir mazeret bulamazsan bile, 'Belki benim bilmediğim bir mazereti vardır' de.'

Tebe-i Tâbiînden İbn-i Semmâk (rah.), kendisinden uzaklaşan arkadaşına şöyle demiştir: 'Eğer bu benim kusurumsa dostluğumuzdan dolayı affedersin. Eğer yalan ise sen zaten batılı kabul etmeyecek kadar şereflisin.'

🤲 Dua ve Niyaz: Rabbimiz bizleri istikamet, ilim ve ihlas üzere sabit kılsın. Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir. Cenâb-ı Hak cümlemizi rızasına nail eylesin.

📺 Bu İçeriğin Videosunu İzleyin

Görsel anlatım ve sesli tilâvet ile YouTube kanalımızda yayında:

🏷️ Odak Konu Etiketleri:
#Günün İncisi #Dini Hikayeler #İslam Alimleri #Evliya Sözleri #Menkıbe #Kıssa #Tasavvuf #Hikmetli Sözler #Manevi Sohbet #Günün #Maneviyat

Scroll to Top