EHL-İ BEYTE TÂBİ OLMAK

Ehl-i Beyt; Resûlullah Efendimizin (s.a.v.) hânesine husûsî nisbeti bulunan bahtiyârlar, hânedân-ı Nebî demektir. Onlar; Başta müminlerin anneleri olan Peygamberimizin (s.a.v.) hanımları, onun mübârek evlâtları, sonra Hazret-i Ali ve onun pâk zevcesi Hazret-i Fâtıma ve bu ikisinin oğulları Hazret-i Hasan ve Hazret-i Hüseyin ve bunların kıyâmete kadar devam edecek nesilleridir (radıyallâhü anhüm).
Bütün Müslümanlar ve bilhâssa Ashâb-ı Kirâm, Resûlullah (s.a.v.) Efendimizin Ehl-i Beyt’ine -hiçbir ayrım yapmadan- büyük bir hürmet ve muhabbet göstermişlerdir. İmâm-ı Rabbânî (k.s.) Hazretleri, Ehl-i Beyt’e tâbi olmakla alâkalı Seyyid Nakîb Şeyh Ferîd el-Buhârî’ye hitâben şu mektubu yazmıştır:
“Allah Sübhânehû’dan, o kadri yüce sülâle yani Ehl-i Beyt hürmetine, şerîat-i garrâ erkânını kuvvetlendirmesini, kendisine tâbi olmak pek kolay olan nurlu dinin hükümlerini yüceltmesini niyâz ederiz. İşin özü budur, gerisi abestir.
Böyle sıkıntılı günlerde Ehl-i İslâm garipleri için, dalâlet denizlerinde boğulmaktan kurtuluş, ancak beşerin en hayırlısı olan Peygamber Efendimizin Ehl-i Beyt sefînesinden umulur. Çünkü, Aleyhissalâtü vesselâm Efendimiz: “Benim Ehl-i Beytim, Nûh aleyhisselâm’ın gemisine benzer. Nûh aleyhisselâm’ın gemisine binenler, nasıl tûfandan kurtuldu ise Ehl-i Beyt’ime tâbi olanlar da dalâlet tûfanından kurtulur. Kim de ondan geri kalırsa (onlara tâbi olmazsa) helâk olur.” buyurmuşlardır. Hâl böyle olunca bütün gayretini, bu büyük saâdeti elde etmeye sarfetmek lâzımdır.
Allâh’ın yardımı ile sizin elinizde makam, itibar, güç ve kuvvet vardır. Zâtınızın nâil olduğu şerefe, bir de yukarıda beyân ettiğimiz husûsu ilâve ederseniz, saâdet meydanında akranlarınızı geçmiş olursunuz. Bu fakirin size teveccühü ve bu gibi ifadelerde bulunması ancak şerîatin kuvvetlenmesi ve yayılması maksadına mâtuftur.” (Mektûbât-ı İmâm-ı Rabbânî, 1/ m. 51)

💎 Kıssadan Hisseler ve Manevi İbretler

Onlar; müminlerin anneleri, Peygamberimizin hanımları, mübârek evlâtları, Hazret-i Ali ve Hazret-i Fâtıma ile Hasan ve Hüseyin efendilerimiz ve kıyâmete kadar devam edecek necip nesilleridir. Bütün Müslümanlar onlara büyük bir muhabbet göstermiştir.

İmâm-ı Rabbânî Hazretleri, Ehl-i Beyt’e tâbi olmakla alâkalı mektubunda şöyle buyurmuştur: O kadri yüce sülâle hürmetine, şerîat-i garrâ erkânını kuvvetlendirmesini, nurlu dinin hükümlerini yüceltmesini Cenâb-ı Hak'tan niyâz ederiz.

Böyle sıkıntılı günlerde Ehl-i İslâm garipleri için, dalâlet denizlerinde boğulmaktan kurtuluş, ancak beşerin en hayırlısı olan Peygamber Efendimizin Ehl-i Beyt sefînesinden umulur. İşin özü budur, gerisi abestir.

Peygamber Efendimiz buyurmuşlardır ki: Benim Ehl-i Beytim, Nûh aleyhisselâm’ın gemisine benzer. O gemiye binenler tûfandan kurtulduğu gibi, Ehl-i Beyt’ime tâbi olanlar da dalâlet tûfanından kurtulur. Kim geri kalırsa helâk olur.

Hâl böyle olunca bütün gayretini bu büyük saâdeti elde etmeye sarfetmek lâzımdır. Zâtınızın nâil olduğu şerefe bu husûsu ilâve ederseniz saâdet meydanında akranlarınızı geçmiş olursunuz.

🤲 Dua ve Niyaz: Rabbimiz bizleri istikamet, ilim ve ihlas üzere sabit kılsın.

📺 Bu İçeriğin Videosunu İzleyin

Görsel anlatım ve sesli tilâvet ile YouTube kanalımızda yayında:

🏷️ Odak Konu Etiketleri:
#Günün İncisi #Dini Hikayeler #İslam Alimleri #Evliya Sözleri #Menkıbe #Kıssa #Tasavvuf #Hikmetli Sözler #Manevi Sohbet

Scroll to Top