“Şu iki şeyden daha kıymetli bir şey yoktur: Helâl para ve dâima sünnet-i seniyye üzere amel eden kimse.”
“Bir adam, bir Müslümana gelir, belirli bir vadeyle ondan mal alır. Fakat vadesi dolduğu hâlde borcunu ödemez, sağda solda dolaşarak o parayla, Allâhü Teâlâ’nın kendisine bereket vermesini, kazancını artırmasını beklerse vallahi o maldan kazandığı her bir dirhem, ona haramdır. İnsanların mallarını çalan bir hırsız, benim nazarımda, bu adamdan daha kötü değildir.”
“Bir insanın verâ sahibi olup olmadığını, konuştuğu zaman kelâmından anlarsın.”
“İki haslet vardır ki bir kimsede bunlar, iyi ve doğru-dürüst olursa diğer işleri de iyi ve güzel olur: Namazı ve konuşması.”
“Ben, yüz tane güzel haslet sayarım fakat bakıyorum da onlardan biri bile bende yok.” ve “İnsanların hâlini düzeltmek gayreti ile kitaplar yazdık fakat kendi hâlimizi düzeltmeyi ihmal ettik.” diyerek tevazularını gösterirdi.
Bir zât, “Az önce, bazı kimselerin yanına uğradım, birbirleriyle kader hakkında tartışıyorlardı.” dedi. Yûnus rahimehullâh da “Şâyet günahlarını düşünüp tevbe etmeye gayret etselerdi, kader hakkında tartışacak vakit bulamazlardı.” dedi.
Ölüm döşeğinde yatarken bir ara ayaklarına bakıp ağlamıştı. Kendisine neden ağladığı sorulunca, tevazu göstererek “Şu iki ayağım, Allah Azze ve Celle yolunda yeterince tozlanmadı, hâlim nice olacak diye, ona ağlıyorum.” dedi.
💎 Kıssadan Hisseler ve Manevi İbretler
Bir gün müşterisine kumaş satarken çırağının 'Mâşâallah' diyerek malı övmesi üzerine, kul hakkına girmek korkusuyla kumaşı derhal sattırmaktan vazgeçti. O, helâl kazanç ile sünnet-i seniyyeye sarılmayı dünyadaki en kıymetli iki hazine olarak görürdü.
Borcunu ödemeyip haksızca bereket bekleyenlerin kazandığı her dirhemin haram olduğunu ifade eder, bu durumu hırsızlıktan da kötü sayardı. Bir insanın takvasını ise konuştuğu kelâmlarından ve namaza gösterdiği özenden anlayacağımızı bildirirdi.
Derin bir mahviyet ve tevazu sahibiydi. 'Yüz tane güzel haslet saysam, biri bile bende yok' der; insanları düzeltmek için kitaplar yazıp kendi nefsimizi ihmal ettik diyerek gözyaşı dökerdi. Nefis muhasebesini bir an olsun bırakmazdı.
Yanında kader hakkında tartışan kimseleri duyunca: 'Şâyet günahlarını düşünüp tevbe etmeye gayret etselerdi, kader hakkında tartışacak vakit bulamazlardı' diyerek, insanları faydasız çekişmelerden sakındırıp samimi bir tevkeye davet ederdi.
Ölüm döşeğinde son nefeslerini verirken ayaklarına bakıp ağlamıştı. Sebebi sorulduğunda: 'Şu iki ayağım Allah Azze ve Celle yolunda yeterince tozlanmadı, hâlim nice olacak?' diyerek yüksek ihlasını ve hakiki kulluk şuurunu ortaya koymuştu.
📺 Bu İçeriğin Videosunu İzleyin
Görsel anlatım ve sesli tilâvet ile YouTube kanalımızda yayında: