Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu defa Hazret-i Osman’ı (r.a.), Kureyş’e elçi olarak gönderdiler. Kureyşliler, Hazret-i Osman’ı güzel karşıladılar, Kâbe’yi tavaf etmesini teklif ettiler. Ancak o, “Resûlullah tavaf etmedikçe ben de etmem.” diyerek reddetti. Bunun üzerine Hazret-i Osman’ı, tevkif ile göz hapsine aldılar.
Hazret-i Osman’ın Hudeybiye’ye dönmesi gecikince, şehit olduğuna dâir bir şâyia çıktı. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), “Artık harp etmeden dönmeyiz.” buyurdular. İşte o vakit, Rıdvân Bey’ati vukû buldu. Şöyle ki Resûl-i Ekrem (s.a.v.) Efendimiz, bir ağaç altında oturdular. Ashâb-ı Kirâm’ın hepsi gelip, ölünceye kadar sabır ve sebât etmek ve aslâ firar etmemek üzere kendisine bîat ettiler. Peygamber Efendimiz, iki mübarek elini birbirine bağlayıp Hazret-i Osman tarafından da gıyâbında onun bîatini yaptı. Bu bîat haberi, Kureyş’e ulaştığında dehşete kapıldılar, hemen Hazret-i Osman’ı gönderdiler, sulh antlaşması yapmayı kabul ettiler ve Hudeybiye Sulhü yapıldı.
Fetih Sûresi’nin 10. âyet-i celîlesinde Rıdvân Bey’ati’nden şöyle bahsedilmektedir -meâlen-: “Şüphe yok ki sana bîat edenler, muhakkak, Allâh’a bîat etmişlerdir. Allâh’ın kudreti onların eli üstündedir. Artık kim (ahdini) bozarsa kendi aleyhine bozmuş olur. Her kim de Allah ile üzerine muâhedede bulunduğu şeyi yerine getirirse ona da (Allâhü Teâlâ), büyük bir mükâfât verecektir.”
💎 Kıssadan Hisseler ve Manevi İbretler
Mübarek kafile Hudeybiye'de konakladı. Peygamber Efendimiz, maksatlarının harp olmayıp sırf Beytullâh'ı ziyaret olduğunu bildirmek üzere Hırâş bin Ümeyye'yi elçi gönderdi. Fakat Mekke müşrikleri ona hücum ettiler; araya girenler onu güçlükle kurtardı.
Bunun üzerine Hazret-i Osman elçi olarak gönderildi. Kureyşliler ona Kâbe'yi tavaf etmesini teklif ettiklerinde, 'Resûlullah tavaf etmedikçe ben de etmem' diyerek reddetti. Bunun üzerine Hazret-i Osman'ı tevkif ile göz hapsine aldılar.
Hazret-i Osman'ın dönmesi gecikince şehit olduğuna dair bir şâyia çıktı. Peygamber Efendimiz, 'Artık harp etmeden dönmeyiz' buyurdular ve bir ağaç altında oturdular. Ashâb-ı Kirâm gelip ölünceye kadar sebat etmek üzere bîat ettiler.
Peygamber Efendimiz iki mübarek elini birbirine bağlayıp Hazret-i Osman adına da bîat yaptı. Bu sadakat haberi Kureyş'e ulaştığında dehşete kapıldılar, hemen Hazret-i Osman'ı serbest bırakıp Hudeybiye Sulh Antlaşması'nı kabul ettiler.
Fetih Sûresi'nde şöyle buyrulmaktadır: 'Sana bîat edenler, muhakkak Allâh'a bîat etmişlerdir. Allâh'ın kudreti onların eli üstündedir. Kim ahdini bozarsa kendi aleyhine bozar. Kim de Allah'a verdiği sözü tutarsa Ona büyük bir mükâfât verilecektir.'
📺 Bu İçeriğin Videosunu İzleyin
Görsel anlatım ve sesli tilâvet ile YouTube kanalımızda yayında: