📜 SABIRSIZLIK VE AŞIRI HIRSIN ZARARI
Yapılan işlerde sabırsız ve aşırı hırslı olmamalıdır. Zira Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem: “Âhiret işi müstesna, her işte yavaş ve tedbirli davranmak hayırlıdır.” buyurmuşlardır.
Tedbirli davrandığı hâlde bir kimsenin başına bir hadise gelebilir veya bir fırsatı elden kaçırabilir. Böyle hâller karşısında aşırı üzülmek kişiye zararlıdır. Hırslanıp üzülmek ve yakınmak uygun değildir. Zira kaçırılan ve geri gelmesi mümkün olmayan işler için duyulan üzüntü insanda bazı müessir hâllere sebep olur ki o hâller, gelecekteki diğer işlerin doğru yapılmasına mani olur.
Anlatılır ki: Fars hükümdarlarından biri, bir merasimde; âdetleri gereğince hediyeleri kabul ederken herkes mertebelerine göre ve güçleri yettiğince hükümdarın huzuruna girerek hediyeler sunmaya başlamışlar. Bilginlerden biri de melikin huzuruna girip, bir kutu içinde kömür gibi kapkara olmuş iki parça hediye vermiş. Melik, “Bu nedir?” diye sorduğunda, bilgin şöyle cevap vermiş:
“Bunların biri şahin, biri de kekliktir. Bu şahin, bu kekliği avlamak için havada takip ediyordu. Zavallı keklik de ok gibi hızlı uçarak şahinden kaçıyordu. O sırada yanan bir ormana rastladılar. Çaresiz kalan keklik, bu sıkıntı ve ızdırap içinde sabredemeyip canını kurtarmak için, kendisini o ateşe attı. Şahin de kekliği avlamak hırsıyla, kekliğin ardından ateşe girdi ve ikisi de yandı. Bu hâllerini gördüm ve padişahımın huzurunda nasihat sebebi olacak ve itibara geçecek daha güzel bir hediye olmayacağını düşündüğümden, huzurunuza takdime cesaret ettim.”
Daha sonra o bilgin şöyle devam etti: “Padişahım! Sabırsızlık ile aşırı hırs, işte böyle, insanların şuurunu gidererek tehlikeli hâllere düşürür. Bu hâli görüp aşırı hırstan ve açgözlülükten sakının.”
O hükümdar, “Bana, bundan daha faydalı ve hayırlı hediye takdim olunmadı.” diyerek memnuniyetini bildirdi.
Tedbirli davrandığı hâlde bir kimsenin başına bir hadise gelebilir veya bir fırsatı elden kaçırabilir. Böyle hâller karşısında aşırı üzülmek kişiye zararlıdır. Hırslanıp üzülmek ve yakınmak uygun değildir. Zira kaçırılan ve geri gelmesi mümkün olmayan işler için duyulan üzüntü insanda bazı müessir hâllere sebep olur ki o hâller, gelecekteki diğer işlerin doğru yapılmasına mani olur.
Anlatılır ki: Fars hükümdarlarından biri, bir merasimde; âdetleri gereğince hediyeleri kabul ederken herkes mertebelerine göre ve güçleri yettiğince hükümdarın huzuruna girerek hediyeler sunmaya başlamışlar. Bilginlerden biri de melikin huzuruna girip, bir kutu içinde kömür gibi kapkara olmuş iki parça hediye vermiş. Melik, “Bu nedir?” diye sorduğunda, bilgin şöyle cevap vermiş:
“Bunların biri şahin, biri de kekliktir. Bu şahin, bu kekliği avlamak için havada takip ediyordu. Zavallı keklik de ok gibi hızlı uçarak şahinden kaçıyordu. O sırada yanan bir ormana rastladılar. Çaresiz kalan keklik, bu sıkıntı ve ızdırap içinde sabredemeyip canını kurtarmak için, kendisini o ateşe attı. Şahin de kekliği avlamak hırsıyla, kekliğin ardından ateşe girdi ve ikisi de yandı. Bu hâllerini gördüm ve padişahımın huzurunda nasihat sebebi olacak ve itibara geçecek daha güzel bir hediye olmayacağını düşündüğümden, huzurunuza takdime cesaret ettim.”
Daha sonra o bilgin şöyle devam etti: “Padişahım! Sabırsızlık ile aşırı hırs, işte böyle, insanların şuurunu gidererek tehlikeli hâllere düşürür. Bu hâli görüp aşırı hırstan ve açgözlülükten sakının.”
O hükümdar, “Bana, bundan daha faydalı ve hayırlı hediye takdim olunmadı.” diyerek memnuniyetini bildirdi.
📺 Bu İçeriğin Videosunu İzleyin
Görsel anlatım ve sesli tilâvet ile YouTube kanalımızda yayında:
