Allâhü Teâlâ şöyle buyurdu (meâlen): “Onlara ısınıp kaynaşasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratıp aranıza sevgi ve şefkat duyguları yerleştirmesi de O’nun kanıtlarındandır. Doğrusu bunda iyi düşünen kimseler için dersler vardır.” (Rûm Suresi, 21. Ayet)
قَالَ اللهُ تَعَالَى:
وَمِنْ اٰيَاتِهٖٓ اَنْ خَلَقَ لَكُمْ مِنْ اَنْفُسِكُمْ اَزْوَاجاً لِتَسْكُنُٓوا اِلَيْهَا وَجَعَلَ بَيْنَكُمْ مَوَدَّةً وَرَحْمَةًؕ اِنَّ فٖي ذٰلِكَ لَاٰيَاتٍ لِقَوْMٍ يَتَفَكَّرُونَ
Bu mübarek ayet-i kerime, aile kurumunun ilahi temelini ve hikmetini açıklamaktadır. Allahü Teâlâ, evliliğin gayesini “liteskünû ileyhâ” yani “eşlerinizle huzur bulmanız, sükûnete ermeniz” olarak belirlemiştir.
Bu huzurun harcı ise iki temel duygudur: “Meveddet” (sevgi) ve “Rahmet” (şefkat, merhamet). Allah, bu duyguları eşlerin arasına “yerleştirmiştir”. Bu, evliliğin sadece biyolojik veya sosyal bir birliktelik değil, aynı zamanda Allah’ın rahmetinin tecelli ettiği manevi bir bağ olduğunu gösterir.
Bugünkü Hadis-i Şerif’te bahsedilen “ailesine hayırlı olmak” da, Allah’ın yerleştirdiği bu sevgi ve rahmete uygun davranmanın bir sonucudur.
