Hicret’in dokuzuncu yılında, Tebûk Gazvesi öncesinde, Peygamber Efendimiz (s.a.v.) minberden Sahabe-i Kiram’a ve tüm ümmetine kıyamete kadar geçerli olacak rızık ve itaat konusunda çok önemli bir hutbe irad buyurmuşlardır. Hz. Hasan (r.a.)’ın rivayet ettiği bu hutbe, rızık endişesi taşıyan her mümin için bir yol haritasıdır
Hicret-i Nebeviyye’nin dokuzuncu senesi, Bizans ordusunun Hicaz üzerine geldiği haberi alınmış, bunun üzerine Resûlullah Efendimiz sallallâhü aleyhi ve sellem, Müslümanları seferberliğe davet etmişti. Allah ve Resûlü’nü, canlarından ve mallarından çok seven Sahâbe-i Kirâm Hazretleri, ellerinde nesi varsa, getirip, ordunun hazırlanması için gayret etmişlerdi.
Hz. Ali Efendimizin oğlu Hazret-i Hasan radıyallâhü anhümâ şöyle anlattı: Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Tebûk Gazvesi günü minbere çıktı, Allâhü Teâlâ’ya hamd ve senâ ettikten sonra şöyle buyurdu:
“Ey insanlar! Ben, size, Allâh’ın emrettiklerinden başkasını emretmiyor, Allâh’ın sizi sakındırdığı husûslardan başkasından sakındırmıyorum. O hâlde rızık ararken güzelini (helâl ve temiz olanı) arayınız. Ebu’l-Kâsım (Muhammed Mustafa sallallâhü aleyhi ve sellem)’in nefsi kudretinde olan Allâh’a yemin ederim ki sizden herhangi birinizin rızkı, ecelinin onu aradığı gibi arar durur. Eğer rızkınızı bulmakta çok güçlük çekiyorsanız onu, Allâhü Teâlâ’ya itaat ederek arayınız.”
Bu mübarek hutbe, rızkımızın Allah katında takdir edilmiş olduğunu, ancak onu ararken helal ve temiz yolları tercih etmemiz ve en önemlisi Allah’a itaatimizi asla terk etmememiz gerektiğini bizlere öğütlemektedir.
