قَالَ رَسُولُ اللهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ: إِنَّ اللهَ اخْتَارَنِي وَاخْتَارَ لِي أَصْحَابًا فَجَعَلَ لِي بَيْنَهُمْ وُزَرَاءَ وَأَنْصَارًا وَأَصْهَارًا، فَمَنْ سَبَّهُمْ فَعَلَيْهِ لَعْنَةُ اللهِ وَالْمَلَائِكَةِ وَالنَّاسِ أَجْمَعِينَ لَا يُقْبَلُ مِنْهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ صَرْفٌ وَلَا عَدْلٌ. (طب
Resûlullah Efendimiz (s.a.v.) buyurdular: “Muhakkak Allâhü Teâlâ beni seçti, benim için de Ashâbımı seçti. Ve onların arasından bana vezirler, yardımcılar ve akrabalar kıldı. Kim onlara kötü söz söylerse Allâhü Teâlâ’nın, meleklerin ve bütün insanların lâneti onun üzerine olsun. Kıyâmet günü ondan ne bir farz ne de bir nâfile, hiçbir ibâdet kabul olunmaz.” (Taberânî, Kebîr)
