Allah’ın emriyle İbrâhim aleyhisselam ve oğlu İsmâil Aleyhisselâm Beytullahı (Allah’ın evini) Mekke şehrinde taştan bina ettiler.
Kâbe-i Muazzama bütün müslümanların kıblesidir. Her Müslüman, namaz kılacağı vakit Kâbe’nin bulunduğu tarafa döner ve hacca gittiği vakit etrafında tavaf eder.
Câmilerdeki mihraplar hep Kâbe tarafına doğru yapılmıştır.
Kâbe-i Muazzama’ya Beytullah ve Beyt-i Muazzam da denilir.
Resûlullah Hazretleri 35 yaşında iken Kâbe-i Muazzama’nın bir tarafı yıkıldı. Kâbe’nin kapısına karşı durulunca soluna düşen köşesinde bulunan mübârek taş Haceru’l Esved’in tâmiri esnasında duvarlar yükselip de yerine konacağı zaman gelince ahâlinin ileri gelenleri, sen koyacaksın, ben koyacağım, diye kavga çıkardılar. Az kaldı iş büyüyecek ve kan dökülecekti. Sonra içlerinden biri “Yanımıza ilk kim gelirse ona danışalım, ne söylerse sözünü tutalım” dedi. Buna râzı oldular ve beklediler. En evvel yanlarına Hazret-i Peygamber Efendimiz geldi. “Muhammedü’l-Emin geldi” diye sevindiler ve bu işte nasıl davranacaklarını sordular.
Resûlullah Hazretleri, omuzlarındaki örtüyü (rida) yere yaydı, Haceru’l-Esved’i alıp örtünün içine koydu. Sonra örtünün dört ucunu dört kişiye tutturup duvarın yanına getirtti. Daha sonra taşı oradan mübârek eliyle alıp yerine yerleştirdi. Herkes bu harekete razı oldu.
K I T A :
Kıblegâh-ı ehl-i hâcât-ı cihân bu Mekke’dir.
Yüz sürer toprağına hep ins ü cân bu Mekke’dir.
Sa‘y ile her kûşesin eyle tavâf ey hâcı kim,
Umduğun hâsıl olur bî-şekk hemân bu Mekke’dir.
Lügatçe: Kıblegâh-ı ehl-i hâcât-ı cihân: Dünyadaki ihtiyaç sahiplerinin kıblesi. İns ü cân: İnsanlar ve cinler. Bî-şekk: Şüphesiz.