HAYBER GAZVESİ (M. 629)

Hayber, Medîne-i Münevvere’nin Şam cihetinde dört günlük mesafede bir şehir idi. Çevresinde birçok kaleler, hurmalıklar, tarlalar vardı. Burada Yahudiler otururlardı. Birçok İslâm düşmanları da gelip bunlara katılıyordu. Bunlar müslümanlara karşı bir tehlike teşkil ediyorlardı.

Hicret-i seniyyenin yedinci senesi Muharrem ayında, Resûl-i Ekrem sallallâhu aleyhi vesellem Efendimiz dörtyüz piyade, iki yüz süvari ile Hayberi muhasara etti.

İslâm ordusu Hayber’e geceleyin geldi. Fakat, bir kavmi habersiz basmak Peygamber Efendimiz’in âdetleri değildi, sabaha kadar bekledi, sabahleyin muhasara başladı. Hayber kaleleri pek müstahkem idi. İslâm sancağı her gün ashâb-ı kiramdan büyük bir zâta veriliyor, fakat tam fütuhat nasîp olmuyordu. Nihayet, bir gece Fahr-i Âlem Hazretleri buyurdu ki:

“Yarın İslâm sancağını öyle bir zâta teslim edeceğim ki, o düşmana dâimâ hücum eder, asla kaçınmaz. O Cenâb-ı Allâh’ı ve Resûlü’nü sever. Cenâb-ı Hak ile Resûlü de onu sever. Allah onun elleriyle fetih nasîp buyuracaktır.”

Ertesi gün Hz. Ali (k.v.) Medîne-i Münevvere’den geldi. Göz ağrısından rahatsız olduğu için geride kalmıştı. Resûl-i Ekrem Hazretleri İslâm sancağını Hz. Ali’ye verdi. O da hemen Hayber kalelerinden Kamus kalesi üzerine yürüyüp önünde sancağı dikti, birçok yahudiler ile mübârezede (teke tek savaşta) bulunup hepsini tepeledi ve en nihayet Kamus kalesini fethetti, diğer kaleler de birer birer zaptedildi.

Hayber arazisi beytülmâl nâmına kaydedildi. Ahâlisi de bu araziyi ekip hâsılatının yarısını beytülmâle vermek üzere yerlerinde bırakıldı.

Hayber gazvesinde Müslümanlardan on beş şehid vardı. Düşmandan doksan üç kişi öldü.   Bilmen

Scroll to Top