Muhammed Mustafa’ya (s.a.v.) peygamberlik verildiğinin yedinci senesinde, Mekke-i Mükerreme’deki müşrikler, müslümanların günden güne artıp kuvvet bulduklarını görünce onlara eziyetlerini bir kat daha artırmışlardı.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) mensup olduğu Benî Hâşim’in ihtiyaç içinde yaşamaları için kendileriyle her türlü alışverişi ve münâsebeti kesmişler hattâ bu hususta bir ahitname de yazıp Kâbe-i Muazzama’nın duvarına asmışlardı. Artık Peygamberimizin kabilesi Benî Hâşim’den olanlar, -gerek müslüman olsunlar ve gerek olmasınlar- Ebû Talib’in mahallesinde mahsûr (çevreleri kuşatılmış) bir vaziyette kalmış, son derece sıkıntıya uğramışlardı. Diğer müslümanlar da gelip bu mahallede toplanmışlardı.
Bu muhasara üç yıl devam etmiş nihayet bu ahitnamenin evvelindeki Bismik’allâhümme (isminle ya Allah) ibaresinden başka bütün yazılarını güvelerin yemiş olduğunu Peygamber Efendimiz bir mucize olarak haber verdi. Gidip baktılar, bu hakîkati anlayınca müşrikler biraz utandılar, Hâşimîler aleyhindeki ittifakları bozdular, Benî Hâşim de kurtulup biraz nefes aldı.