ASHÂB-I KEHF: MAĞARA ARKADAŞLARI

Ashâb-ı Kehf, Allah’ın birliğine inanan, Hz. Îsâ’nın dîni üzere yaşayan Rum eşrafından gençlerdi. Rum hükümdarı Dekyanus, halkı putperestliğe zorluyordu. Bu gençleri de bâtıl dinine davet etmiş, kabul etmedikleri takdirde öldüreceğini söylemiş, gençlerde ağlamışlar, Allah’a îmandan ayrılamayacaklarını söylemişlerdi. Zalim hükümdar bunlara bir mühlet vermişti. Onlar bu mühlet içinde zorla dinlerinden çıkarılma korkusu ile şehre üç saatlik mesafede bir dağın eteğindeki mağaraya kapanmışlardı. Sadık köpekleri Kıtmîr de ayrılmayıp mağaraya girmişti. Hükümdar bu gençlerin mağaraya gidip saklanmış olduklarını haber alınca orada kalıp ölmeleri için mağaranın kapısını kapattırmıştı.
Aradan böylece asırlar geçmiş, o memlekette Allah’a inanan, Tendüvis isminde sâlih bir zat hükümdar olmuştu. Memleketinde insanların bir kısmı Allâh’a ve âhirete imân etmişlerdi, diğer bir kısmı ise bunları inkâr ediyorlardı. Bu hükümdar, ölümden sonra tekrar dirilmenin gerçekleşeceğine dair şahitlik edecek bir hârika göster diye Allâhü Teâlâ’ya dua ve niyazda bulunuyordu.
Ashâb-ı Kehf, Kur’ân-ı Kerîm’de bildirildiği üzere 309 sene mağarada uyuyup kalmışlardı. Bir çoban o mağaranın önünde koyunları için bir ağıl yapmış, bu sebeple mağaranın kapısı tekrar açılmış idi. İçindeki gençler de uyanmışlardı. Henüz yatmış oldukları günde bulunduklarını sandılar. İçlerinden Yemliha’yı, erzak alması ve şehrin ahvalinden haber getirmesi için gizlice şehre gönderdiler. Bu genç, şehre gelince her şeyin değişmiş olduğunu görerek hayrette kaldı. Elindeki pek eski gümüş akçe ise herkesin dikkatini çekti, onun eski bir hazineyi bulmuş olduğunu zannettiler.
Bu genci hükümdarın huzuruna götürdüler. Mecliste bulunan bazı kimseler, “Babalarımız bize, zâlim Dekyanus’un şerrinden dinlerini korumak için bazı gençlerin kaçtıklarını anlatırlardı. Bunların, o kaçan gençler olduklarını sanırız.” dediler. Bunun üzerine hükümdar, bir heyetle mağaraya gitti. Ashâb-ı kehf’i gördü ve onlarla görüştü. Sonra Ashâb-ı kehf yattıkları yerlerine döndüler ve hemen öldüler. Hükümdar onları mağaraya defnetti ve üzerlerine bir mescid yaptırdı.
Hükümdar duasının kabul edilmiş olduğundan dolayı, Cenâb-ı Hakk’a şükretti. Çünkü ölümden sonra tekrar dirilmenin hak olduğuna kuvvetli delil bu şekilde meydana gelmiş bulunuyordu.

Scroll to Top