İmâm-ı Rabbânî hazretleri namazdaki tekbirleri şöyle beyan etmiştir:
Bilmelisin ki, namazdaki ilk tekbir, Allâhü Teâlâ’nın kulların ibadetine ve namazına ihtiyacı olmadığına ve onun büyüklüğüne işârettir.
Her rükünden sonraki diğer tekbirler, Allâhü Teâlâ’ya ibadet olması için, (kulun) rükünleri eda etme liyâkati olmadığına işâretler ve alâmetlerdir. Rükûda okunan tesbihin içinde tekbir mânâsı da bulunduğu için rükûdan sonra tekbir emredilmemiştir. Ancak iki secde için böyle değildir.
Secdede de tesbihler bulunduğu halde, secdelerin hem başında hem de sonunda tekbir emredilmiştir. Bu, secde, düşüklük ve tevazuun sonu, zillet ve inkisârın zirvesi olduğu için hiç kimsenin hakkıyla ibadet ettiği vehmine düşmemesi içindir.
Yine böyle yanlış bir düşünceyi defetmek için, secde tesbihinde “a’lâ” lafzı tercih edilmiş ve tekbiri tekrarlamak sünnet kılınmıştır. (Mektûbât-ı İmâmı Rabbânî, 1/304)