Abdurrahman İbn-i Avf (r.a.) Resûlullah Efendimiz’in (s.a.v.) cennetle müjdelediği on Sahâbî’den birisidir. Biri Habeşistan’a, biri Medine’ye olmak üzere iki kere hicret etmiştir. Bütün harplerde bulunmuştur. Medine’ye hicret ettikten sonra yağ ve peynir satmak suretiyle ticârete başlayan Abdurrahmân İbn-i Avf Hazretleri az zaman da çok zengin olmuş, Resûl-i Ekrem hayatta iken önce dört bin, sonra kırk bin dirhem sadaka vermiş ve bu yolda vermeye devam etmiştir.
Abdurrahmân İbn-i Avf radıyallâhu anh şöyle buyurdular: Biz Medine’ye (hicret edip) geldiğimizde Resûlullâh (s.a.v.) benimle Sa’d ibni Rebi’ arasında kardeşlik tesîs etmişti. Bunun üzerine Sa’d İbn-i Rebî’ (Abdurrahman İbn-i Avf’a):
– Ben mal cihetiyle Ensâr’ın en zenginiyim; malımın yarısını sana ayırdım. Sonra bak! İki hanımdan hangisini dilersen senin için onu boşarım. İddeti geçince onunla evlenirsin, dedi. Abdurrahman İbn-i Avf, Hz. Sa’d’a:
– (Allah ehlini ve malını sana mübarek eylesin) benim bunlara ihtiyâcım yoktur. İçinde ticâret yapılan bir çarşınız yok mu? dedi. Sa’d:
– Kaynuka kabilesinin çarşısı vardır, dedi.
– Abdurrahman İbn-i Avf Kaynuka çarşısına gitti. (Satmak üzere) peynir ve yağ götürdü. Ertesi günü yine gitti. Çok geçmedi, Hz. Abdurrahman Resulullâh’ı ziyarete geldi. Üzerinde (evlenenlerin kullandıkları) zâferan eseri vardı. Resûlullâh (s.a.v.):
– Evlendin mi? diye sordu. Abdurrahman:
– Evet, evlendim, diye cevap verdi. Resûlullâh: Kiminle evlendiğini sordu. O da:
– Ensar’dan bir kadınla evlendim, dedi. Resûlullâh:
– Ne kadar mehir verdin? buyurdu. Abdurrahman:
– Bir çekirdek (beş dirhem) ağırlığında altın verdim, diye cevab verdi. Bunun üzerine Resûlullâh (s.a.v.) Abdurrahmân’a:
– Bir koyun (kesmek sureti) ile de olsa düğün ziyafeti ver, buyurdular.