Allâhü Teâlâ Bakara Sûresi’nin 177. âyetinde bütün kemâlât-ı beşeriyyeyi saymış ve meâlen şöyle buyurmuştur:
“… Ve lâkin eren o kimsedir ki: Allah’a, (son mesûliyet günü olan) âhiret gününe, meleklere, kitaba ve bütün peygamberlere iman eder,
• Akrabalara, (muhtaç olan) yetimlere, (fakirlikten kımıldayamayacak halde bulunan) miskinlere, (uzun yoldan gelmiş) müsafire, (ihtiyaç ve zaruretten dolayı) dilenmek zilletine düşmüşlere helâlinden mal kazanıp verir ve köleleri azat etmek hususunda sarf eder.
• Farz namazlarını doğru dürüst kılmış (dininin direğini dikmiştir) zekâtını da ayrıca verir,
• Vefâkardır; (bir hususta kat’î söz verdikleri vakit ahdini yerine getirir.)
• Fakirlik, şiddet, hastalık ve kötürümlük gibi zarûret hallerinde ve bir de düşmana karşı muharebe vaktinde, harb mevkilerinde sabreder. Haddizatında hakiki iyilik bütün bu sayılan kimselerin yaptıkları iyiliklerdir.
İşte bu güzel vasışar kendisinde bulunan kimseler, hakka uymakta, iyilik ve hayırda doğruluklarını isbat etmişlerdir. İşte müttakîler, bu iyilik ve sadakat sahibleridir.”
Bu âyet-i kerîmede, insanı kemâle erdiren şeyler beyan olunmuştur. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) buna işaret ederek “Her kim bu (Bakara sûresindeki 177.) âyet ile amel ederse imanını kemale erdirmiş olur.” buyurmuştur.