Allahü Teâlâ, İlyas (a.s.)’dan sonra Musul şehrinin karşısında bulunan Ninova halkına Yûnus aleyhisselamı, peygamber olarak göndermiştir.
Yûnus (a.s.), Ninova halkını tevhide davet etti. Onlar putları bırakmadılar. Onları Allah’ın azabı ile korkuttu. Yine kulak asmadılar. Yûnus (a.s.), halkının kendisini yalanlamalarından öfkelenmiş Allahü Teâlâ’dan izin gelmeden Ninova’yı terk ederek Dicle tarafına gitmiş ve bir yerlere gitmek üzere bir gemiye binmişti. Gemi hareket etmeyince, içinde bulunanlar “Aramızdaki bir günahkârdan dolayı gemi yürümüyor.” dediler. Bunun üzerine kur’a çekmeye karar verdiler. Kur’a da Yûnus (a.s.)’a çıktı. Fakat onlar Hz. Yunus’u denize atmaktan kaçındılar. Sonra kur’a işini üç kez tekrarladılar, fakat hepsinde kur’a Yûnus (a.s.)’a isabet etti. Bunun üzerine Yûnus (a.s.) gece kendini denize attı. O anda büyük bir balık gelip onu yuttu.
Allâhü Teâlâ balığa vahyederek onu yutmasını fakat etini parçalamamasını ve kemiklerini kırmamasını emretti. Yunus (a.s.) bulunduğu yerde birtakım sesler duyup, kendi kendine “Bu nedir?” dedi. Allâhü Teâla “Bunlar, denizdeki canlıların tesbihleridir.” buyurdu.
Bunun üzerine o da “Lâ ilâhe illâ ente sübhâneke innî küntü mine’z-zâlimîn” diyerek tesbih etmeye başladı. Bu tesbihin meali şudur: “Ya Rabbi! Senden başka ilah yoktur. Seni noksanlıklardan tenzih ederim. Şüphesiz ben zâlimlerden oldum.” Bir müddet sonra balık onu sâhile bıraktı.
Yûnus (a.s.)’ın aralarından ayrılması üzerine kavminin üzerini korkunç bir kara duman kaplamıştı. Kendilerine azap geleceğini anlayarak, Allahü Teâlâ’ya yalvarıp pişman oldular. Allâhü Teâlâ, Yûnus (a.s.)’a kavminin tevbelerini kabul ettiğini bildirmesini istedi. Yunus (a.s.) Ninova’ya döndü.
Bu vak’ayı Allâhü Teâlâ “(Kavmi) Ona îman ettiler ve biz de onları bir zamana kadar yaşattık.” (Saffat Sûresi, 148.) âyeti ile bizlere bildirmektedir.
HZ. YÛNUS ALEYHİSSELAM
Mayıs 9, 2011
