İslâm’ın beşinci şartı haccetmektir.
Gücü yeten müslümanların muayyen vakitte Kâbe-i Muazzama’yı ömürlerinde bir defa ziyâret etmeleri farzdır. Bu ziyârete hac ismi verilir.
Kur’ân-ı Kerîm’de Âl-i İmrân Sûresi’nin 97. âyetinde (meâlen): “…yoluna gücü yeten her kimsenin o Beytullâh’ı haccetmesi de insanlar üzerine Allâh’ın bir hakkıdır ve kim bu hakkı tanımazsa her halde Allâh’ın ihtiyacı yok, o bütün âlemlerden ganîdir.” buyurulmaktadır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ‘Hac farîzasında acele ediniz (ilk fırsatta gidip onu îfaya çalışınız.): Çünkü sizden biri kendisine ne gibi şeylerin ârız olacağını (ne gibi meşguliyetlerle karşılaşacağını) şüphe yok ki bilemez.’ buyurmaktadır.
Bir Müslüman için en büyük gâye, dînî vazîfelerini bir an evvel yerine getirmek olmalıdır. Servetin, hayatın en kıymetlisi, bu yolda sarf edilenleridir. Binâenaleyh imkân varken hemen hac farîzasını yerine getirmeye çalışmalıdır. Sonra birtakım mâniler zuhur edebilir. Hayırlı bir şey tehir olunmaz.