Yemeğe Besmele ile başlanır. Unutulursa “Bismillâhi evvelehû ve âhırahû” denir. Yemeğe tuz ile başlayıp yine tuz ile bitirmek sünnettir. Hadîs-i Şerîf’de “Ya Ali! Yemeğine tuzla başla ve yine tuzla bitir. Gerçekten tuz, yetmiş derde devadır.” buyuruldu.
Yemeği, kırıntıların üzerine toplanacağı bir sergi üzerinde yer. Lokmayı ufak alır ve güzelce çiğner.
Sağ eliyle yer, sağ eliyle içer. Hadîs-i şerîfte: “Sizden biriniz sağ eliyle yesin, sağıyla içsin, sağıyla alsın, sağıyla versin. Muhakkak ki şeytan sol eliyle yer, soluyla içer, soluyla alır ve soluyla verir.” buyuruldu.
Tek bir tabakta yenildiğinde yemeğin ortasından değil, kenarlarından ve önünden yer.
Önüne gelen yemeği ayıplamaz.
Elindeki lokma düştüğü zaman onu alıp yer.
Yemeğinden artık bırakmaz, tabağındakileri bitirir. Zira bereketin yemeğin neresinde olduğunu bilemez.
Yemeğe ve su içtiği kabın içine üflemez.
Sofrada sirke ve bir cins yeşilliğin bulunması da sünnettir. Sofrada yeşillik bulunduğu zaman melekler hâzır bulunur.
Acıkmadan yemez ve doymadan önce kalkar. Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.) “İnsanoğlu, karnından daha kötü bir kap doldurmamıştır.” buyurdular.
Yemeği bitirdiği zaman Allâhü Teâlâ’ya hamd eder. Resûlullâh Efendimiz’den naklolunan yemek duâlarından okur.
Yemekten önce ve sonra elleri yıkar. Dişleri arasında kalanları temizler. Hadîs-i şerîfte “Dişlerinizin arasında kalanları temizleyiniz. Çünkü o temizliktir. Temizlik sahibini imana götürür. İman ise sahibiyle birlikte cennettedir.” buyuruldu.
Dişlerini temizlerken dişlerden kürdana gelen artıkları yemez, atar. Fakat dişinden ve damaklarından diliyle aldığını yutabilir.