Gece namazı -bilhassa teheccüd- müstehab ve en fazîletli olan ibâdetlerdendir.
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) buyurdular:
“Farz namazlardan sonra en fazîletli namaz gece namazıdır.”
“Kişi gece uyanıp hanımını da uyandırsa ve iki rek’at namaz kılsalar; Allâh’ı çok zikreden erkeklerden ve çok zikreden hanımlardan yazılırlar.”
“Kim gece namazını kılar ve namazında ihlâslı olursa Allâhü Teâlâ ona dokuz şey ikrâm eder ki beşi dünyâda, dördü âhirettedir:
Dünyâ âfetlerinden muhâfaza eder, onda “…Yüzlerindeki nişaneleri, secdelerinin eseridir…” meâlindeki (Fetih Sûresi, âyet 29) âyet-i celîlesinin sırrını zuhûr ettirir,
Onu sâlih kullarının kalblerine sevdirir, onu bütün insanlara sevdirir, lisânını hikmetle konuşturur,
Kıyâmet günü kabrinden yüzü ak ve nûrlu çıkarır, ona hesâbı kolaylaştırır, sırât üzerinden şimşek gibi geçirir, kitâbını sağından verir.”
“Sizden biriniz (gece) uyuyunca şeytan onun boynuna üç düğüm düğümler. Her düğüm (yerine) “Senin için uzun bir gece vardır, rahat uyu” diye(rek eliyle) vurur.
O kimse uyanıp Allâh’ı zikrederse, bir düğüm çözülür. Abdest alırsa bir düğüm daha çözülür. Namaz da kılarsa, şeytanın düğümlerinin hepsi çözülür. Artık o teheccüd sahibi düğümü çözük, gönlü hoş ve neşeli bir halde sabaha girer. Fakat zikretmez ve abdest alıp namaz kılmazsa gönlü kirli ve uyuşuk bir halde sabaha girer.”
“Gece ibâdetine devâm ediniz. Zira o sizden önceki sâlih kişilerin âdetidir. Rabbinize yaklaşmağa, günahların silinmesine, günah işlemekten uzak kalmağa sebeptir” buyuruldu.
Gece namazı, günâhlara keffârettir ve sâlihlerin âdetidir. Dilden ve diğer bütün bedenden fenâlığı çıkarır.
Gece namazının en fazîletli vakti, uyuduktan sonra kalkarak gecenin son üçte birinde kılınmasıdır.