PEYGAMBER EFENDİMİZ’E VAHİY GELMESİ

Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.), 39 yaşında iken sâdık rüyâlar görmeye başlamıştı. Bu hâl altı ay sürdü. Nûr Dağı’ndaki Hırâ mağarasına çekiliyor, orada ibâdetle meşgul oluyordu. Orada günlerce kaldığı oluyor, ancak yiyecek almak için Mekke’ye dönüyordu. Yolda gelirken, ağaçlar, taşlar ona selâm veriyorlardı. Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v.); “Ben, peygamber olarak gönderilmeden önce, Mekke’de bana selâm veren taşı, hâlâ biliyorum.” buyurmuşlardır.
Resûlullâh Efendimiz (s.a.v.) 40 yaşında, Mîlâdî 610 yılı, Ramazân ayının 17. Pazartesi günü, yine Hırâ mağarasında ibâdetle meşgûl iken, Cebrâil (a.s.) geldi ve “Yâ Muhammed! Ben Cebrâil’im, sen de Allâhü Teâlâ’nın peygamberisin.” dedikten sonra “Oku.” dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Ne okuyayım?” dedi. Cebrâil (a.s.), onu kucaklayıp, sıktı ve tekrar; “Oku.” dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v): “Ne okuyayım?” dedi. Cebrâil (a.s.), onu tekrar kucaklayıp, sıktı ve “Oku.” dedi; Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Ne okuyayım?” dedi. Cebrâil (a.s.), onu tekrar kucaklayıp tâkatı kesilinceye kadar sıktı ve; “Seni yaratan (yoktan var eden) Rabbinin adı ile oku. O, insanı pıhtılaşmış kandan yarattı. Oku! O çok kerim olan Rabbinin hakkı için ki, o insana bilmediğini kalem ile öğretti.” meâlindeki Alâk sûresinin ilk beş âyetini okudu. Bu sûretle Rasûlullâh Efendimiz (s.a.v), peygamberlikle vazîfelendirilmiş oldu.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hz. Hatîce Vâlidemiz ile birlikte, amcasının oğlu Varaka bin Nevfel’e gittiler. Olanları ona anlattılar. Varaka bin Nevfel, Hanîşerden olup İncîl’i ve Tevrât’ı okumuş, âhir zamanda zuhûr edecek peygamberi bekleyenlerden biri idi. Anlatılanları duyunca: “Yâ Muhammed! Sana gelen melek Hz. Mûsâ’ya gelen Nâmûs-u Ekber(Cebrâil)’dir. Kavmin sana ‘yalancı’ diyecek, ezâ, cefâ edecek. Keşke genç olsaydım da, kavminin seni Mekke’den çıkaracağı güne yetişip de sana yardım etseydim!” dedi. Peygamber Efendimiz (s.a.v.); “Kavmim beni yurdumdan çıkaracak mı?” diye sordu. Varaka da; “Evet! Hiçbir nebî yoktur ki, kavmi içinde ona düşman olanlar olmasın ve memleketinden onu çıkarmasınlar.” dedi.

Scroll to Top