Ana-baba sevgisi insanın varlığı için lüzumludur. Çünkü nimetlerin en büyüğü olan din nimeti, onların telkini ve öğretmeleri ile olmuştur. Sevilmeleri dünya ve âhiret için de lâzımdır.
İnsanların çoğu İslâm’ı Müslüman ana-babadan olmaları sebebiyle onların telkini ile öğrenmişlerdir. Müslüman olmayan bir ana-babadan dünyaya gelen kişinin İslâm’ı bulması ancak uzun zaman inceleme veya bir başkasının öğretmesi ile mümkün olurdu.
Ana babaya sevginin icabı; onlara itaat etmek, haklarını gözetmek ve karşı gelmekten kaçınmaktır.
Bir kimse anne ve babasına hizmete gücü yetiyorsa, bunu ağır bulmamalıdır. Şeytan dâima insana vesvese verip ana babaya hizmeti ağır gösterir.
Bir hadîs-i şerîfte Resûlullâh (s.a.v.) ‘Burnu sürtülsün, burnu sürtülsün, burnu sürtülsün!’ buyurdular. ‘Kimin yâ Resûlallâh?’ denildi.
“Yaşlılık günlerinde ana ve babasından birine veya her ikisine yetişip de (onlara hizmet ederek) cennete giremeyen kimsenin (burnu sürtülsün).” buyurdu.
Yani bir kimse anne babasına yetişip onlara hizmet ve itaat ile rızalarını kazanmazsa cennete girmeye hak kazanamaz. Hüsrana uğrar, perişan olur.
Mesud ve bahtiyar olmak isteyen bir kimsenin ana babaya itaat etmesi ve onların emirlerine boyun eğmesi lâzımdır. Daima onların rızalarını kendi rızasına tercih etmeli ve ana babanın emrini Allah’ın ikinci emri saymalıdır. Nitekim: “Hem Allah’a ibâdet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın, ana babaya da iyilik ediniz…” (Nisa Sûresi, 36.) ayeti buna işarettir.
Ana-baba öldükten sonra da dua, zikir ve sadaka ile ruhlarını yad etmelidir. Her çeşit ibadetin sevabını başkasına bağışlamak caizdir. Sevabı ölülerin ruhlarına ulaşır
