BERZAH HAYATI

Ocak 8, 2021

Berzah kelimesinin lügavî manâsı, iki şey arasında bulunan perdedir.
Dinî bir ıstılah olarak berzah, ölümle başlayıp yeniden diriltilmeye (ba‘se) kadar olan vakte, yani dünya ile âhiret arasındaki âleme denir. Ölen kimse berzahtadır, çünkü o, dünya ile âhiretin arasındadır.
Berzah kelimesi, Kur’ân-ı Kerîm’de üç yerde geçmektedir. Furkân Sûresi’nin 53. âyet-i celîlesi ve Rahmân Sûresi’nin 19. ve 20. âyet-i kerîmelerinde Allâhü Teâlâ’nın yüce kudretinin bir delili olarak ‘tatlı ve tuzlu iki denizin birbirine karışmasına mâni olan perde’ manâsındadır. Mü’minûn Sûresi’nin 99. ve 100. âyet-i celîlesinde ise; insanların ölümlerinden, yeniden diriltilmelerine kadar sürecek vakit manâsındadır ki meâli şöyledir:
“Nihayet onlardan birine ölüm gelince (tekrar tekrar şöyle) yalvarır: ‘Rabbim, beni dünyaya geri gönder de daha önce terk ettiğim sâlih amellere sıkıca sarılayım!’ Hayır! Bu, sadece onun söylediği (faydasız) bir sözden ibarettir. Onların arkasında, tekrar dirilecekleri güne kadar bir berzah vardır.”
İmâm Kurtubî (rah.), tefsîrinde berzah hayatıyla alâkalı şöyle der: “Ehl-i Sünnet’e göre Allâhü Teâlâ, mükellef olan kuluna kabirde hayat vererek onu diriltir, ona bir akıl verir ki kendisine ne sorulduğunu ve bu sorulara nasıl cevap vereceğini anlayabilsin, kabrinde ona ikram veya ceza olarak ne hazırlandığını idrak edebilsin.”
Berzahın kelime manâsıyla ıstılâhî manâsı arasında kuvvetli bir bağ vardır. Zira berzah hayatı, hem ölülerin dünyaya dönmesine mâni olmakta, hem de dünya hayatı ile âhiret hayatı arasında sanki bir perde gibi durmaktadır.
Bir kişi, Tâbiîn’in büyüklerinden Şa‘bî’nin (rah.) huzurunda “Allah, falan kimseye rahmet eylesin, artık o âhiret ehlinden oldu.” demişti. Şa‘bî (rah.), “Âhiret ehlinden olmadı, ancak berzah ehlinden oldu! Dünyadan da değil âhiretten de!” diyerek onun sözünü düzeltti.

Comments are closed.

BUGÜNÜN İNCİLERİNİ TAKİP ET