Ashâb-ı Kirâm’ın, (aleyhimürrıdvân) beşeriyetin en hayırlısı (olan Resûlullâh)’ın ilk sohbetinde buldukları (lütuflar), Ümmet-i Muhammed’in diğer evliyası için en son mertebede dahi müyesser olup olmadığı bilinmez. İşte bu sebepledir ki, tâbiînin en hayırlısı olan Üveysü’l-Karanî (k.s.), -beşeriyyetin en hayırlısı Peygamber Efendimiz aleyhissalâtü vesselâm’ın sohbeti şerefi ile bir defa şereflendiği için- Hz. Hamza’yı (r.a.) şehid eden Hz. Vahşî (r.a.)’nin derecesine ulaşamamıştır. Zira onun (s.a.v.) sohbetinin fazîleti, bütün fazîletlerin ve kemâlâtın üzerindedir. Ashâb-ı Kirâm’ın imanları da şuhûdîdir. Bu devlet onlardan başka hiç kimseye asla nasîb olmamıştır.
Mısra, “Duyulan hiç görülen gibi olur mu?”
İşte bu faziletlerden dolayı onların bir avuç buğdayı infak etmeleri (vermeleri), onlardan başkalarının dağ kadar altın infak etmelerinden daha faziletlidir.
Ashabın hepsi bu faziletlerin tamamında müsavidir(birbirlerine denktir)ler. Öyleyse onların hepsine tazimde bulunmak (hürmet etmek) ve hepsini hayırla yâd etmek lazımdır. Çünkü onların hepsi âdildirler; rivâyetlerinin kabûlünde ve hükümleri tebliğde hepsi müsavidirler. Birinin rivayetinin diğerinin rivayetinden hiçbir üstünlüğü yoktur. Onlar Kur’ân-ı Mecîd’in nakledenleridir. Onların âdil olmalarına itimad edilerek, birinden iki âyet, diğer birinden üç âyet, kiminden daha çok, kiminden daha az alınarak parça parça olan âyetler toplanmış, cem olunmuştur.
Kim ashabdan birini tenkîd ederse, bu tenkîd Kur’ân-ı Mecîd’e döner. Zira âyetlerden birini nakleden, bu tenkîd edilen ve dil uzatılanlardan biri olabilir. Bu büyükler arasında meydana gelen ihtilaşarı ve münâzaaları ahseni mehâmile sarf etmek, onları heva ve taassubdan uzak kabul edip tenzih etmek lazımdır.
Ashabın -aleyhimürrıdvan- hallerini en iyi bilen İmâm-ı Şâfiî rahimehullahu teâlâ şöyle demiştir: “Allâhü Teâlâ’nın ellerimizi temizlediği bu kanlardan biz de dillerimizi temizleyelim, bulaştırmayalım.”
Bu sözün aynısı İmâm Cafer-i Sâdık’tan da (r.a.) nakledilmiştir… (Mektubât-ı İmâm-ı Rabbânî, 1/210)
ASHÂB-I KİRÂM HAKKINDA EHL-İ SÜNNETİN İTİKADI
Ocak 13, 2020
