Bütün peygamberlere îmân etmek müslümanlıkta bir esastır. Allâh’ın kullarına dînini bildirmek için memûr ettiği pek muhterem ve kâmil zâtlardan her birine peygamber denir. Allâhü Teâlâ, doğruluğuna şehâdet için peygamberlerinin elinde, başkalarının yapamayacağı harikulade şeyler vücûda getirmiştir ki ona mucize denir.
Mahlûkâtın fıtrat nurlarından çıkarak perdelenmeleri ve hakdan uzaklıkları sebebi ile Rablerinden maârif ve ilimleri almaları mümkün olmaz. Bunun için Allâhü Teâlâ ile insanlar arasında bir vâsıtaya ihtiyaç vardır. Peygamberler, sırları ile dâimâ Hakk’ı müşâhede edip zâhirleri ile de halkla birlikte olurlar. Peygamberler aleyhimüsselâm ilim ve marifetleri Allâhü Teâlâ’dan alıp kullarına akıtırlar. Allâh’ın peygamberlerini göndermesi en büyük nimetlerinden ve üzerimizdeki en büyük haklarındandır.
Peygamberlere îmân etmeyen Allâh’a da îmân etmemiş olur. Çünkü Allâh’ın kabûl edeceği şekilde îmân etmenin yolu sadece onlardan öğrenilebilir. Kendi nâçiz akıllarını bu hususta rehber edinmek isteyenler Hakk’a ve hidâyete eremezler, dalâlette kalırlar.
Hadîs-i şerîfte yüz yirmidört bin veya iki yüz yirmidört bin peygamber ve onlardan üç yüz on üç resûl olduğu bildirilmiştir. Resûl, yeni şerî’at getiren, nebî ise önceki şerîatin hükümlerini öğretendir.
Peygamberlerin evveli Hz. Âdem, hâtemi; son halkası da Muhammed aleyhisselâmdır. Hâtem nübüvvet kapısını kapayandır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Hâtemü’l-enbiyâdır. Peygamberlerden Hz. Muhammed, Hz. İbrâhîm, Hz. Mûsâ, Hz. Îsâ ve Hz. Nûh aleyhimüsselâm ülül-azm peygamberlerdir.
Kurân-ı Kerîm’de ismi geçen yirmisekiz peygamber: Âdem, İdrîs, Nûh, Hûd, Sâlih, İbrâhîm, Lût, İsmâîl, İshâk, Yâkûb, Yûsuf, Eyyûb, Şu’ayb, Mûsâ, Hârûn, Dâvûd, Süleymân, İlyâs, Elyesa’, Zülkifl, Yûnus, Zekeriyyâ, Yahyâ, Îsâ, Muhammed aleyhimüsselâm.
Uzeyr, Lokmân, Zülkarneyn aleyhimüsselâmın peygamberliklerinde ihtilâf olsa da şüphesiz pek büyük zâtlardır.
