📜 İMAN EDEN KİMSELERE VERİLEN BİR MİSAL
İMAN EDEN KİMSELERE VERİLEN BİR MİSAL
Rûhu’l-Beyân Tefsîri’nde bildirildiği üzere, Meryem lafzı, “âbide” (ibadet eden kadın) manasınadır. Hazret-i Meryem’in ismi Kur’ân-ı Mübîn’in birçok âyetinde zikredilmiştir. Ayrıca onun adı ile Kur’ân-ı Kerîm’de bir de sûre vardır.
Hazret-i Meryem, bir yaratılış hârikasının, bir Peygamber-i Zîşân’ın vâlidesidir.
Allâhü Teâlâ, Tahrîm Sûresi’nin 12. âyet-i kerîmesinde güzîde ve sâliha bu hanımın hâlini şöyle beyan etmiştir:
İmrân’ın kızı Meryem’i de Allâh’a iman edenler için bir misal, bir nümûne olarak gösteririz; o kız ki iffetini, metin bir kale gibi korumuştu. Son derece ısmetperver (iffetini koruyan) idi, nezîh bir hayat sürüyordu. Artık ona, o mübarek Hazret-i Meryem’e, ruhumuzdan ilkâ ettik. Yani ona ya vasıtasız veya Cibrîl-i Emîn vasıtası ile hayat sebebi olan bir ruh bırakılmış oldu.
İsa aleyhisselam, o vechile ana rahminde vücuda gelmeye başlamıştı. Ve o muhtereme Hazret-i Meryem, Rabb’inin kelimelerini, yani peygamberlere verilmiş olan semâvî sahifeleri, İlâhî hükümleri veya bir yüce peygamberin vâlidesi olacağına dair, Allah tarafından Cibrîl-i Emîn vasıtası ile yapılan müjdeyi ve Cenâb-ı Hakk’ın sair bütün kitaplarını tasdik etti. Tevrât, İncîl gibi bütün kitapları, bunlardaki İlâhî beyanları bilip kabul etti. Ve o pek güzîde olan Hazret-i Meryem, Allâh’a itaat edenlerden ve Allâh katında makbul kullardan oldu.
Velhâsıl: Bu mübarek âyetler gösteriyor ki: İman ve tâat sahibi olanlara, kendi selîm fıtratlarını nezih bir surette muhafaza edenlere, başkaları zarar veremez. Onlar, kendi ahlâkî faziletlerinin, itikadî nezâhetlerinin mükâfatına kavuşurlar. Cihanda güzel bir isim bırakırlar, âhirette de İlâhî nimetlere mazhar olarak Cennetlere nâil olurlar. İşte her insanın gayesi, böyle ebedî bir saadete nâiliyetten ibaret bulunmalıdır. Hak Tealâ Hazretleri, cümlemizi bu saadete nâil buyursun. Âmîn..
Rûhu’l-Beyân Tefsîri’nde bildirildiği üzere, Meryem lafzı, “âbide” (ibadet eden kadın) manasınadır. Hazret-i Meryem’in ismi Kur’ân-ı Mübîn’in birçok âyetinde zikredilmiştir. Ayrıca onun adı ile Kur’ân-ı Kerîm’de bir de sûre vardır.
Hazret-i Meryem, bir yaratılış hârikasının, bir Peygamber-i Zîşân’ın vâlidesidir.
Allâhü Teâlâ, Tahrîm Sûresi’nin 12. âyet-i kerîmesinde güzîde ve sâliha bu hanımın hâlini şöyle beyan etmiştir:
İmrân’ın kızı Meryem’i de Allâh’a iman edenler için bir misal, bir nümûne olarak gösteririz; o kız ki iffetini, metin bir kale gibi korumuştu. Son derece ısmetperver (iffetini koruyan) idi, nezîh bir hayat sürüyordu. Artık ona, o mübarek Hazret-i Meryem’e, ruhumuzdan ilkâ ettik. Yani ona ya vasıtasız veya Cibrîl-i Emîn vasıtası ile hayat sebebi olan bir ruh bırakılmış oldu.
İsa aleyhisselam, o vechile ana rahminde vücuda gelmeye başlamıştı. Ve o muhtereme Hazret-i Meryem, Rabb’inin kelimelerini, yani peygamberlere verilmiş olan semâvî sahifeleri, İlâhî hükümleri veya bir yüce peygamberin vâlidesi olacağına dair, Allah tarafından Cibrîl-i Emîn vasıtası ile yapılan müjdeyi ve Cenâb-ı Hakk’ın sair bütün kitaplarını tasdik etti. Tevrât, İncîl gibi bütün kitapları, bunlardaki İlâhî beyanları bilip kabul etti. Ve o pek güzîde olan Hazret-i Meryem, Allâh’a itaat edenlerden ve Allâh katında makbul kullardan oldu.
Velhâsıl: Bu mübarek âyetler gösteriyor ki: İman ve tâat sahibi olanlara, kendi selîm fıtratlarını nezih bir surette muhafaza edenlere, başkaları zarar veremez. Onlar, kendi ahlâkî faziletlerinin, itikadî nezâhetlerinin mükâfatına kavuşurlar. Cihanda güzel bir isim bırakırlar, âhirette de İlâhî nimetlere mazhar olarak Cennetlere nâil olurlar. İşte her insanın gayesi, böyle ebedî bir saadete nâiliyetten ibaret bulunmalıdır. Hak Tealâ Hazretleri, cümlemizi bu saadete nâil buyursun. Âmîn..
📺 Bu İçeriğin Videosunu İzleyin
Görsel anlatım ve sesli tilâvet ile YouTube kanalımızda yayında:
